|
|
Tabi
madalya için hala az da olsa bir umudumuzun olduğu
bir gerçek ama yinede büyük hesaplar peşinde
koşarken birden Slovenya duvarına çarpmak da olası.
Bu yüzden her şeyden önce bu maça sıkı bir şekilde
konsantre olmalıyız.
Öncelikle bir Slovenya’yı ne kadar tandığımıza
bakalım. Slovenya son yıllarda hazırlık maçlarında
karşılaştığımız bir ekip. Özellikle de Efes Cup
turnuvalarına bir çok kez iştirak ettiler son
yıllarda. Bu yüzden onları az çok tanıyoruz. Ama bu
maçlara bakarak da her zaman doğru veriler elde
edemeyeceğimizi düşünüyorum. Çünkü hazırlık
maçlarının havasıyla, resmi maçların havası hiç bir
zaman aynı olmaz.
Son örneğe bir bakalım. Bu yaz Ankara’da yapılan
ve diğer turnuvalara kıyasla nispeten daha zayıf
takımların katıldığı Efes Pilsen World Cup 5’de
belki de bizle boy ölçüşebilecek nitelikteki tek
takımdı Slovenya... Ama o maç hiç de beklediğimiz
gibi geçmemişti doğrusu... İlk dakikalardan itibaren
kontrolü elimize geçirip 33 sayılık farkla
kazanmıştık. Şimdi bu skora bakarak yarın için çok
umutlu konuşmak ne kadar doğru olabilir bilmiyorum.
Ama yinede bir kaç sağlıklı değerlendirme
yapabiliriz rakiple ilgili...
Öncelikle rakibimizin oyuncu kalitesine
baktığımızda bireysel anlamda ne kadar yetenekli
oyuncuları olduğunu görüyoruz. En başta Jaka
Lakovic ve Sani Becirovic gibi muhteşem iki skorere
sahipler. Slovenya’yı yenebilmemiz için bu ikiliye
karşı guardlarımızın sert bir baskı yapması lazım. 3
numarada Bostjan Nachbar gibi Avrupa standartlarında
iyi sayılabilecek komple bir oyuncuya karşı
Ersan’sız bir takımla na yapacağimızda merak konusu
açıkcası... Gerçekten Ersan’ın sakatlığının başımızı
en çok bu yüzden yakacağını düşünüyorum. Hücumda
belki onun açığını bir nebze kapatabiliriz ama
savunmada ne Cenk ne de İbrahim onun görevini
yapabilecek nitelikte oyuncular.
Pota altına geldiğimizde isi üç NBA oyuncusu
karşımıza çıkıyor. Charlotte Bobcats’de çok iyi yıl
geçiren Primoz Brezec, Minnesota, San Antonio gibi
üst düzeyde takımlarda forma giyen ve bu yaz
Toronto’ya takas olan Nesterovic ve vatadandaşı
Nesterovic gibi gelecek sezon Toronto forması
giyecek olan Uros Slokar... Gerçekten kağıt üzerinde
korkutucu üç oyuncuya sahipler. Ama Slovenya bu
kadar iyi oyunculara sahip olmasına rağmen yinede
çok güçlü bir takım olduklarını söylemek zor. Bunun
nedenleri de çok açık. Basketbolun en önemli noktası
olan takım oyununu sahaya çıktıklarında
beceremiyorlar. Hücumda ve savunmada birlikte
mücadele edemiyorlar ve bu yüzden de bir noktadan
sonra bunun zararlarını görüp maçtan kopuyorlar.
İşte bu takım olamama sorunu belki de en çok bize
karşı zorlanmalarını sağlayacak. Çünkü turnuvanın
başında beri oynadığımız oyunla ve ortaya koyduğumuz
sonuçlarla nasıl takım olunabileceğini herkese
gösterdik. Sahada her maç değişik yıldızlar ortaya
çıkardık ve iç-dış dengeleri iyi kurarak bütün
oyuncularımızdan maksimum verimi alabildik.
Şimdi yarın belki de Türk Basketbol tarihinin en
önemli maçlarından birine çıkacağız. Dünya Basketbol
Şampiyonasında bu noktaya getirdikten sonra elenmek
de bizi ülke olarak bayağı üzer açıkcası.... Bu
yüzden oyuncularımızdan ilk maçtan beri ortaya
koydukları mücadeleye devam etmelerini istiyoruz.
Bu noktadan sonra tek yapabileceğimiz şey
oyuncularımıza güvenmek ve maç saatini beklemek...
Elimizden gelen başka bir şey yok.
Not: Türkiye – Slovenya maçı yarın saat 11.00’den
itibaren NTV’den canlı yayınlanacak. |