|
cak. Benim
beklentierim yüzünden degil, kendi beklentileri sayesinde. Onun standartlari
çok ama çok yüksekte. Siz daha sadece Tracy McGrady’nin baslangicini
seyrettiniz. Hala tam kapasitesine ulasabilmis degil. Ama herkesten çok
bunun farkinda olan yine kendisi. Iste bu yüzden onu bu kadar çok seviyorum.
Tracy’nin Scottie Pippen ile kiyaslandigini duyuyorum. Bu bence mükemmel
olur. Bence onun kadar iyi olacak. Su anda degil ama olacak” Ama Rivers
bile T-Mac’ten bir anda böyle büyük bir çikis beklemedigini itiraf ediyordu:
“Tracy’nin sayi atabildigini biliyordum ama böyle sut atabildigi konusunda
en ufak bir fikrim bile yoktu.” Takim arkadaslari ise Tracy’nin
yeteneklerinden bahsederken, coachlari Doc Rivers kadar temkinli
yaklasmiyordu. Mesela Monthy Williams, Tracy’nin yeteneklerini ancak Michael
Jordan’la kiyasliyordu: “Onun yetenekli oldugunu bekliyordum. Ama Jordan’dan
beri her gece karsisindakileri geberten baska bir oyuncu görmemistim. Eger
bakarsaniz bunu yapan adam 2.00-2.02. Shaq ve Tim Duncan adamlarini
harcayabilir çünkü onlar uzun. Ama McGrady’nin size’inda ve o yasta, bir yil
bounca bu kadar oyunu domine eden birini uzun zamandir görmemistim.” Tracy,
belki majesteleri gibi olmasa da gerçekten attigini sokmaya baslamisti ve
yavas yavas sahadaki karakteri de yerine oturmaktaydi.
Abra Kadabra Sutlar Potaya
Insanlar merak etmekteydi: Bu çocuk Toronto’dayken böyle sut atamiyordu ki!!
Orlandoya gidince takimin ismi gibi sihirli bir degnek mi degmisti yoksa??
Dilerseniz cevabi T-Mac’ten alalim: “Jump shot’larim kesinlikle
Toronto’dakine kiyasla daha iyi. Ben Toronto’dayken de iyi sut
atabiliyordum. Ama kendime güvenim yoktu. Sanirim asil fark bu. Simdi
kendime güvenim var ve sanki her attigim sut girecekmis gibi hissediyorum.
Tamamen kendine güven duygusuyla ilgili. Ben her zaman sut atabiliyordum.
Eger kendinize güveniniz yoksa sutlariniz da girmez.” Ayrica Walker’in
üzerinde kurdugu psikolojik baskinin oyununu ne kadar çok etkiledigi her
cümlesinden de anlasiliyordu: “Umarim Doc Rivers, kariyerimin sonuna kadar
benim coachum olur. Çünkü O, yaptiginiz hatalardan çok herseyinizi vererek
oynayip oynamadigiza önem verir. O, oyuncularini kollayan coach’lardan biri.
Sürekli bunu belli eder. Yaptiginiz hatalari önemsemez. Ama sahanin iki
ucunda da kendinizi kasmanizi ister. Bu tutumu gerçekten oyunculara güven
veriyor çünkü ben kariyerimde güvensizlik duygusunu birkaç kez yasadim. Hata
yapacagimdan korkuyordum ve sürekli kenarda bir hareket var mi diye göz
atiyordum. Simdi Doc, bizim sahaya çikip oynamamiza izin veriyor ve
hatalarimizi çok da önemsemiyor. Bu gerçekten oyuncularin kendilerine olan
güvenlerinin gelismesine yardim ediyor.” Tracy zihinsel bir rahatlamanin
getirdigi yükselen performansi sayesinde All-Star’da ilk bes için kendisine
yer ayirtti. Sezon sonuna gelindiginde ise 26.8 sayi, 7.5 ribaund ve 4.6
asist ortalamasi onu ligin en çok gelisme gösteren oyuncusu seçilmesini
sagladi. 26.8 sayi ise o güne kadar 21 yas ve alti bir oyuncunun sezon
boyunca ulastigi en yüksek rakamdi. Böylece takimin dizginlerini eline alan
McGrady, Hill’in yokluguna ragmen takimini yetenekli guard Darrell Armstrong
ve çaylak Mike Miller’la playoff’a tasidi. Toronto’yla ilk turda elenen
T-Mac bu kez ikinci tur sevinci yasamak arzusundaydi. Ama rakip de Milwaukee
Bucks’ti. Tracy tüm sezon boyunca Grant Hill’in yoklugunun keyfini sürmüstü
ama is playoff’a gelince tek basina 3 süper yildiz: Ray Allen, Sam Cassell
ve Glen Robinson’i devirebilecek miydi? Tracy bu seride adeta tek basina bir
takim gibi oynayarak sahada kaldigi ortalama 44 dakikada 33.8 sayi, 8.3
asist ve 6.5 ribaund’luk performansiyla Bucks’a kafa tuttu hatta bir maç da
aldi ama T-Mac’in play off rüyasi yine erken sona ermisti.
Müzmin Sakat: Grant Hill
T-Mac artik hem kendisini NBA’e kanitlamis hem de kendisine olan güvenini
pekistirmisti. Ama yasli oyuncularin 21 yasindaki bir lider olarak
kabul etmekte zorlanmasi ve Bucks karsisinda tek basina kalmanin verdigi
sorunlar nedeniyle artik Grant Hill’in saglikli bir sekilde oynamasini
diliyordu. Üstelik Patrick Ewing gibi veteran bir NBA devi ve Horace Grant
gibi usta bir oyuncu da takima katilarak pota altinin güçlenmesini
saglamisti. Tam kadro olurlarsa belki playoff’larda iyi isler
yapabilirlerdi. Ama Hill, yine birinden beddua isitmis olacak ki daha lige
yeni basladik derken sezonu kapatti. Ve bir kez daha tüm sorumluluk T-Mac’e
yikildi. Çünkü Ewing artik kariyerinin sonuna gelmisti ve “20 sayi, 10
ribaund, 3 blokluk” günler geride kalmisti. Darrell Armstrong’a gelince; bir
kaç sezon takimi sürükleyen isim olmasina ragmen her yil bir önceki
performansini aratarak siradan bir guard olmaya dogru ilerliyordu. Bir yil
öncesinin yilin çaylak oyuncusu seçilen Mike Miller ise iyi niyetli ama
deneyimsizdi. Yine de tek kisilik ordu T-Mac, takimini sirtlamayi basardi ve
bu performansi onun ikinci kez All-Star maçina seçilmesini sagladi.
Orlando’nun Büyücüsü
Philly’deki 2002 All-Star Maçi gerçekten bir çok ilginç olaylara ev
sahipliginde bulundu. Allen Iverson’in yaptigi çilgin parti olay oldu. MVP
seçilen Kobe Bryant, bencil oyunu nedeniyle “hemserileri” tarafindan
yuhalandi. Ve Michael Jordan’in bos potaya kaçirdigi smaç, belleklerde yer
etti. Ama T-Mac, maç içerisinde öyle bir smaç yapti ki 2002 All-Star
haftasonuna damgasini vurdu. Bir hücum sirasinda rakip potaya sakin sakin
yaklasan T-Mac, aniden çildirarak topu panyaya firlatti sonra da havada
yakalayip inanilmaz bir smaça imza atti ki bu hareket uzun yillar boyunca
insanlarin hafizasindan kazinabilecegini sanmiyorum. T(erminatör)-Mac
T-Mac, 25.6 sayi, 7.9
ribaund ve 5.3 asist
ortalamasi ile sakatliklarla
bogusan takimini 44-38’lik
galibiyet oraniyla yine
playoff’a tasimayi becerdi
ve All-NBA 1.takimina
seçildi. Herkes T-Mac’in bu
sefer play-off’larda neler
yapabilecegini merak
ediyordu. Yoksa yine tek
basina rakip takimlara kafa
tutmak zorunda mi kalacakti?
Cevap maalesef evet oldu.
T-Mac sirasiyla 20, 31, 37
ve 35 sayi atmasina ragmen
diger oyuncularin nerdeyse
hiç katki saglamamasi
sonucunda Orlando, Baron
Davis’in Hornets’ina 3-1’lik
skorla elendi. Bu sekilde
sonra eren bir sezonun
ardindan artik tüm gözler
bir kez daha Grant Hill’in
üzerindeydi. Ve doktorlardan
müjdeli haber geldi: Hill
iyilesti!! Tabii geçtigimiz
sezonlarla kiyaslaninca
seyrettigimiz, Hill’in
iyilesmis haliydi. Hatta
düsünün adam 29 maç
sakatlanmadan dayanarak bir
rekor bile kirdi kendi
çapinda. Ama yine sezonun
ortasinda Grant Hill’e
doktor, T-Mac’e de çile yolu
gözüktü. Tracy yine pes
etmedi. Bu kez iyice
Terminatörlüge soyunarak
32.1 sayi gibi insan üstü
bir istatistik yakaladi
(1992-93 sezonunda Michael
Jordan’in 32.6
ortalamasindan sonra ki en
yüksek sayi ortalamasi) ve
sayi kralligina sonunda
ulasti. Tracy,
sadece saha içinde
yaptiklariyla degil örnek
davranislariyla da gündeme
geldi. Örnegin 2003 All-Star
maçina çikacak Michael
Jordan’a kendi yerini
vererek ilk beste baslatmak
istemesi tüm basketbol
severlerin alkisini aldi.
|
|