|
beni
biraz takima koysaydi. Sisteme alisirdim böylelikle.
Sonraki sezon da takima daha iyi bir oyuncu olarak katkida bulunurdum. Tracy
McGrady
Kobe
Psikolojik Yardim Servisi
T-Mac bu zor günlerini o zamanki en iyi arkadaslarindan Kobe Bryant’in da
yardimiyla atlatmaya çalisti. Kobe de liseyi bitirdikten sonra sonra
Kolej yerine dogrudan NBA’e geçis yaptigi için kimi zorluklara gögüs germek
zorunda kalmisti. Bu yüzden T-Mac, kendisini en iyi anlayacak kisinin Kobe
olacagini düsünüyordu. Bu dönemde T-Mac her firsatta Kobe’nin evinde
yatiya kalmaktaydı. İkili eski karate filmleri seyredip playstation
oynayarak hayatın anlamına kadar derin konularda dertleserek vakit
geçiriyorlardı. Tabii her firsatta da beraber idman yaptiklarini
söylememize gerek yok sanirim. Bugün bu arkadaslik iliskisinin nasil
oldugunu merak ediyorsaniz. Dogal olarak eskisi gibi degil. Tracy, Kobe’yi
sevdigini belirtmesine ragmen onun degistigini söylüyor. Zaten Kobe’nin de
üç sampiyonluk yüzügüne ragmen NBA’in hem en sevilen hem de en çok nefret
edilen genç yildizi olmasinin nedeni kisiligindeki bu degisim. Konumuza geri
dönersek; Tracy, Walker’la olan problemlerini kendi eksikliklerine ve
yeteneksizligine bagliyordu ve gittikçe kendisine olan güvenini
kaybetmekteydi. Walker da T-Mac’in gözünün yasina bakmiyordu. T-Mac’in
neredeyse depresyona girdigi bu günler, Walker’in “sutlanmasiyla” sonra
erdi. Butch Bizi Gözetliyor All-Star haftasonundan sonra Walker’a kapinin
gösterildigini ve yerine çok sevdigi asistan coach Butch Carter’in
getirildigini ögrenen T-Mac seviçten havalara uçuyordu. Butch Carter’in ilk
yaptigi is Tracy’e ne kadar güvendigini ve onun ileride bir yildiz olacagina
inandigini söylemek oldu. Ve ondan tek bir sey rica ettigini, her idmandan
sonra yaklasik bir saat sut atmasini istedigini söyledi. Tabii Tracy’nin
bilmedigi birsey vardi. Butch Carter, Tracy’nin çekingenliginin farkinda
oldugu için salonun çesitli noktalarina dogrudan kendi odasina baglanan
kameralar yerlestirtmisti. Böylelikle Carter, T-Mac’i tedirgin etmeden sut
idmanlarini takip edebiliyordu. Butch Carter’in Tracy üzerindeki ilgisi bu
kadarla da kalmadi. Carter, Tracy için kendisini ifade etmekte zorlandigini
farkederek özel bir basin danismani ve beslenme düzenine dikkat etmesi için
de bir asçi tutmustu. T-Mac çalkantili geçen çaylak sezonunu 7.0 sayi,
4.2 ribaund ve 1.5 asist ortalamasiyla tamamladi. Sezon bitimiyle beraber
Carter, Florida’da Tracy’nin evini ziyaret ederek onu yaz aylari boyunca
özel olarak çalistirdi. Onu kardesine ait basketbol yaz kampina götürdü.
Birlikte T-Mac’in gelisimi için neler yapabileceklerini konustular.
Böylelikle Tracy’nin ona duydugu güven gün geçtikçe artiyordu.
Kuzen Vince
Belki hatirlarsiniz bir dönem Chicago’da yasayan ve bir gazetede çalisan
Larry ve Balky isimli iki sempatik kuzeninin komik maceralarini konu alan
bir televizyon dizisi vardi. Bu dizide, ne olursa olsun her bölümde
kuzenler, birbirlerini koruma iç güdüsüyle hareket ederek karisik olaylardan
kurtulmayi beceriyorlardi. Tracy’nin kuzeni Vince Carter, North Carolina’da
geçirdigi basarili NCAA kariyerinin ardindan NBA’e ilk adimini attiginda ve
draftta takas yoluyla Raptors’a geldiginde aklimda bu dizinin Toronto
versiyonu canlanmisti bir anda. Vince, NCAA’de en sevdigim oyunculardan
biriydi. Antawn Jamison, Ed Cota ve Shammond Williams’la beraber Tar
Heels’de ortaya koydugu oyun bir çok kisiyi büyülemisti ve Vince de McGrady
gibi çemberi gördügü zaman acimasi olamayan bir oyuncuydu. Bu yüzden
ikisinin birlikte oynadigi maçlar hele T-Mac bir yaz boyunca sut idmani
yapip agirlik çalisarak kendisini güçlendirdikten sonra şova dönüsmeye
adaydi. Ama Tracy 1998-99 sezonunda hep spektaküler kuzeninin gölgesinde
kaldi ve bir türlü hedefledigi ilk bes içindeki yeri alamadi. Kuzeni VC,
18.3 sayi ve 5.7 ribaund ortalamalariyla Yilin çaylagi ödülünü (Rookie of
the year) kaparken NBA’deki ikinci sezonunda T-Mac, 9.3 sayi ve 5.7 ribaund
ortalamariyla ancak benchten katki yapti.
Merhaba Playoff
Tracy, 1999-00’e yine takimin benchten gelen gizli silahi olarak basladi.
Ama T-Mac, sezon ilerledikçe takim için ne kadar önemli bir oyuncu oldugunu
gösterdi. Öncelikle pivot disindaki tüm pozisyonlarda oynayabiliyordu. Sonra
savunmasi da yaptigi agirlik idmanlariyla güçlenmesi sonucunda gelismisti.
T-Mac, hem kritik anlarda ekstra sayilara imza atiyor hem de rakibin en
skorer isimlerine göz açtirmiyordu. Saha içindeki bu gayreti sonunda
kendisini ilk bese tasidi ve kuzeni Vince Carter’la beraber NBA’in en
tehlikeli ikililerinden birini olusturdular. Bu ikilinin ne kadar etkili
oldugu All-Star haftasonunda gözler önüne serilecekti. Slam Dunk yarismasina
katilan Vince&T-Mac birbirinden enfes smaçlara imza atti. Vince, finalde
Steve Francis ile giristigi inanilmaz mücadeleden galip ayrilirken T-Mac 3.lükle
yetinmek zorunda kaldi. Tabii Vince’in kendisine sampiyonlugu kazandiran son
smaç denemesinde T-Mac ‘in yardimini istedigi ve Vince’e verdigi mükemmel
bounce pass ile kuzeninin sampiyonlugunda önemli bir rolü üstlendigini
belirtelim. Yalniz bahsettigimiz bu smaç sonrasinda Vince’in bu ekstra
hareketle Tracy’i kullandigi. Birlikte daha siki çalismalari halinde
ikisinin de finale çikabilecegi ama Vince’in bencillik yaparak en “baba”
hareketi kendisine sakladigi yönünde dedikodular da ortada dolasmaya
baslamisti. Sezon sonuna gelindiginde Vince’in 25.7 sayi ortalamasi ve
Tracy’nin 15.4 sayi, 6.3 ribaund ve 3.3 asistlik çok yönlü oyunu Toronto’ya
tarihinde ilk kez playoff’a katilma hakkini kazandirdi. Ve ilk turdaki rakip
güçlü New York Knicks’ti. Takimin 1 numarali yildizi Vince, seride inanilmaz
derecede heyecanli ve gergin gözükürken %30 gibi düsük bir sut yüzdesiyle
oynadi. T-Mac ise kuzeninin aksine oldukça rahatti bu kez. Sanki sinirleri
alinmis gibiydi ki bu rahatligin sebebi belki de daha playofflar baslamadan
Toronto’dan ayrilmayi kafasina koymus olmasiydi. T-Mac, serinin daha ilk
maçinda 25 sayi ve 10 ribaundla oynayip sahada oldugu dakikalarda Knicks’e
büyük eslesme problemleri yaratacagini gösterdi. Ayrica Knicks’ten hangi
oyuncuyu savunursa savunsun bunda basari saglamasi bir baska artisiydi.
T-Mac “Kaybedecek hiç bir seyim olmadigini hissediyordum. Özgürdüm.”
sözleriyle bu serideki ruh halini anlatiyordu. Ama daha komplike bir takim
olan Knicks, Vince’in durdugu bu seride T-Mac’in çabalarina (16.7 sayi, 7.0
ribaund, 3.0 asist) ragmen Toronto’yu 3-0 ile süpürdü. Serinin hemen
ardindan Tracy, Toronto’daki tüm esyalarini toplayak Florida’ya uçtu. Bu
onun bir Raptor olarak son kez Toronto’ya gelisiydi…
“Toronto’dan ayrilamam kisisel birsey degildi. Ama evimden bu kadar uzakta,
sogukta, ailem olmadan -sahip oldugum tek aile takimken- burada yasamak çok
zordu.” Tracy McGrady
Elveda Toronto
Tracy artik free agent olmustu. Ve aslina bakarsaniz Toronto’daki hemen
hemen hiçbir seyden memnun degildi. Her ne kadar Tracy: “Toronto’dan
ayrilamam kisisel birsey degildi. Ama evimden bu kadar uzakta, sogukta,
ailem olmadan -sahip oldugum tek aile takimken- burada yasamak çok zordu.”
diyerek takimdan ayrilmasiyla Vince’in hiçbir ilgisi olmadigi ima etse de
Carter’in gölgesinde kaldigi yönünde basinda yer alan haberler moralini
bozuyordu. Üstelik Vince the Prince’in en formda oldugu dönemdi. Düsünün
neredeyse her hafta NBA Action Top 10’a 2-3 kez konuk olan Vince’in kimi
hareketleri T-Mac’in yedigi bir bloktan ya da kaçirdigi bir suttan sonra
kaptigi topla yaptigi smaçlardi ki T-Mac, televizyonda bu pozisyonlari
izlerken bile sinirlerini bozulmaya baslamisti. Bunlarin üstüne bir de çok
sevdigi Butch Carter’in menajerlik talepleriyle Raptors yönetimine
basvurmasinin ardindan takimdan kovulmasini da eklerseniz Tracy’nin
Raptors’la tekrar anlasmasi imkansizdi. Tabii bir de bütçelerinde yer açarak Tracy ve Duncan’i kapmayi hedefleyen Chicago ve Orlando’nun cazip
teklifleri vardı. Simdi Tracy’nin önünde iki seçenek vardi. Chicago’da Michael Jordan karsilastirmasi altinda ezilmek ya da yildizsiz Orlando’da kral olmak…
“Gitmedim çünkü Chicago’nun Orlando’ya göre hiçbir artisi yoktu. Ben her yil
Playoff’lara katilan takimlardan birine gitmek istiyordum. Bence Orlando da
bunun için uygun bir takimdi. Diger bir nedeni de Florida’nin evime yakin
olmasi. Evime, arkadaslarima ve aileme…” Tracy McGrady
Orlando’nun yeni sihirbazi NBA’in en genç takimlarindan Orlando Magic, lige
dahil oldugu tarihten günümüze kadar, akilli oyuncu seçimleri, yüksek
bütçesi ve Florida takimi olmasi sayesinde hep “elit” bir konumda olmayi
basardi. 14 sezon boyuna sadece ilk üç sezonunda .500 galibiyet yüzdesinin altinda kalan Magic, takima kattigi genç yildizlarla çok hizli bir sekilde
sampiyon adaylari arasinda yerini aldi. Önce skorer Nick Anderson ve üç sayi
bombacisi Dennis Scott’la güçlendiler. Sonra Shaquille O’Neil denen tuhaf
isimli ama çok sempatik bir uzun onlari NBA’in en tehlikeli takimlarindan
biri yapti. Ardindan 1993-94 sezonunda Chris Webber takasiyla takima süper
guard Anfernee “Penny” Hardaway de dahil edilince Orlando, NBA Finali
oynayan kadrosunu kurmus oldu. Ama iki sezon içinde bu süper kadro dagildi.
Shaq, Lakers’a gitti. Takimin çekirdek oyunculari yapilan takaslarla degisti.
Tek basina çirpinan Penny de sonunda vazgeçip Arizona çöllerinin yolunu
tuttu. Bu arada Orlando yönetimi FA olacak Tim Duncan için salary cap’te
önemli bir bosluk yaratma çabasiyla takimi kuvvetlendirmiyordu. Ne var ki
Orlando hedefledigi Duncan’i kadrosuna katamadi. Ve farkli bir strateji
izleyerek Detroit’in süper yildizi Grant Hill’e ve “memleketinde” oynamak
isteyecegini düsündükleri T-Mac’e bol sifirli anlasmalar önerildi. Iki
oyuncunun da aklini çelerek takima getiren Orlando, böylelikle sezon
öncesinde dogunun en büyük sampiyon adayi haline gelmisti. Tracy kendisini
yillardir çok isteyen Chicago yerine Orlando’ya gitmesinin nedenini söyle
açikliyor: “Gitmedim çünkü Chicago’nun Orlando’ya göre hiçbir artisi yoktu.
Ben her yil Playoff’lara katilan takimlardan birine gitmek istiyordum. Bence
Orlando da bunun için uygun bir takimdi. Diger bir nedeni de Florida’nin
evime yakin olmasi. Evime, arkadaslarima ve aileme…” Tabii T-Mac, sevgilisi
Clarenda Harris’le daha çok zaman geçirebildigi için de oldukça mutluydu.
Harris’in konusma
yöntemleri uzmani olmasi ve Tracy’e basin toplantilarinda hangi ses tonuyla
nasil konusacagini göstermesi çogu zaman T-Mac’in oldukça isine yariyordu. Bu arada Vince Carter kendisiyle bir kez bile konusmadan Toronto’dan ayrilan kuzenine oldukça kizgindi. Vince ve T-Mac
aylarca birbirleriyle konusmadilar. Bu durum böylece devam etti ta ki Vince
“Like Mike” filminin çekimleri için gittigi Los Angeles’taki bir gece
kulübünde T-Mac’le karsilasip iki süper yildiz, komedyen Eddie Griffin
tarafindan baristirilincaya kadar.
|
|