|
dı.
27 Ocak’ta ise Vancouver karşısında 42 sayı atarak bir kez daha kariyerinin
en yüksek rakamını geliştirdi.
Muhteşem bir sezon ve
Lakers potasına gönderilen
50 sayı
2000 draftında ilk sırayı
elde eden New Jersey Nets,
Cincinnati üniversitesinin
agresif oyuncusu Kenyon
Martin’i seçti. Bu seçim
ile takımı güçlendirmeyi ve
playofflara taşımayı
hedefleyen Nets’de bir
sonraki sezon yine hüsranla
bitti. Playofflara kalamayan
New Jersey’de Marbury yine
kendisi açısından
başarılarla dolu bir sezon
geçirdi. Staples Center’da
Lakers potasına kariyer
rekoru olan 50 sayıyı
yollayan Marbury sezonu 23.9
sayı (lig 10.su) ve 7.6
asist (lig 8.si)
ortalamalarıyla bitirdi.
Oynadığı 68 maçın 67‘sinde
çift haneli rakamlara ulaşan
Marbury ilk kariyer triple-double’ını
da Chicago karşısında 33
sayı, 12 asist, 11 ribaund
ile bu sezonda yaptı. İlk
defa All-Star olan Marbury,
kendisiyle karşılaştırılan
ve hep rekabet içinde olduğu
Iverson’la beraber doğu
karmasının maçı kazanmasını
sağladı. Son 1 dakikada biri
maç kazandıran üçlük olmak
üzere 2 üçlük atan Marbury
22 sayıyla da takımına maçı
kazandırmış oldu ancak
All-Star MVP ödülünü maçta
inanılmaz oynayan Iverson
kazandı. Bu arada New
Jersey’de Kenyon Martin
oyunundan çok teknik
faulleriyle ön plandaydı ve
Marbury takıma lider
olamamakla suçlanıyordu.
Saha içinde lider olamadığı
ve takım arkadaşlarını daha
iyi yapamadığı söyleniyordu.
Marbury ise bu eleştirilere
cevap vermiyordu ancak her
ne kadar istatistiksel bir
yükselişin içine girdiyse de
bu gelişim kendisini NBA’in
iyi guardları arasına
sokmaya yeterliydi. Marbury
her sene üstüne bir halka
daha eklenen ”Kaybeden
oyuncu” sıfatını bir türlü
üstünden atamamıştı. Takım
arkadaşları da onun gibi
olmuştu. Marbury, New
Jersey’nin bu durumunu ve ne
yapılması gerektiğini şöyle
belirtmişti ”Sadece çıkıp
bütün enerjimizle
oynamalıyız. Başka türlü bu
iş olmuyor. Doğruları
yapmaya çalışıyoruz ancak
sonuç gösteriyor ki bir
yerde bir yanlış var ve bunu
bulma görevi bizim” Marbury
her ne kadar evinin yakında
oynamaktan çok hoşnut olsa
da New Jersey’de bir
şeylerin yanlış gittiği
kesindi. Yanlışların
faturası da Marbury’e
kesilmişti. 2001 yazında
Marbury, Phoenix Suns’dan
Jason Kidd ile takas edildi.
Bu takas esasen tam olarak
sportif nedenlerden dolayı
yapılmış bir takas değildi.
Phoenix o sene karısını
döven Jason Kidd’den yanlış
örnek oluyor gerekçesiyle
kurtulmak istiyor New Jersey
ise Marbury’nin gerek yaşı
gerek şahsi oyun stili
bakımından bir lider
olamayacağına kanaat
getirdiği için onu lider
vasıflı bir point guard ile
takas etmek istiyordu.
Yapılan bu trade soncunda
her iki takım da muradına
erdi.
Yeni Bir Sayfa
Marbury’nin Phoenix’e
trade olmasıyla beraber
kendisi için yeni bir sayfa
açılıyor demekti. Kadrosunda
Shawn Marion, Penny Hardaway
gibi oyuncuları bulunduran
ve bir yenilenme sürecine
giren Phoenix takımı
dizginlerini genç Marbury’ye
vermişti. Artık
Marbury’nin gerçek bir lider
olması gerekliydi. Kağıt
üstünde her şey çok pozitif
görünüyordu. Ancak
gelişmeler yine istendiği
gibi olmadı. Marbury,
Phoenix tarihinde 1996-97
sezonundan sonra (Kevin
Johnson, 20.2) ilk defa 20.0
sayı ortalamasını geçen
oyuncu oldu ve 20.4 sayı,
8.1 asist ortalamaları
tutturdu ancak Phoenix
takımının 13 seneden beri
ilk defa playofflara
kalamamasını engelleyemedi.
Belki Koç Scott Skiles ise
Marbury’den gayet memnun
olduğunu ”Bizim Marbury ile
bir sorunumuz yok. Koçluğunu
yapmak gayet kolay. Yavaş
yavaş da bir lider olacak.”
sözleriyle dile getirmişti.
Marbury’nin takımı Phoenix
playofflara girememişti,
diğer tarafta Kidd,
Marbury’den devraldığı
kaptanlık koltuğunda
gemisini NBA finallerine
taşıştı. Durum böyle olunca
tüm eleştiri okları tekrar
Marbury’nin üzerinde
toplanmaya başladı. Olay
sürekli döndürülüp
dolaştırılıp Marbury’nin
lider vasıflarının
olmamasına getirildi.
Marbury ise bu
eleştirilerden etkilendiğini
açıkça söylüyor ve ekliyor
”Evet o an benim için her
şey kötüydü. Trade’den karlı
çıkan takım Nets gibi
gözüküyordu ve
eleştirilmemden doğal bir
şey yoktu ancak insanlar
Kidd ile aramızda 6 yaş
olduğunu unutmamalı ve
geleceği görebilmeliler”. Bu
cümlelerde saklı olan şey
ise Marbury’nin Kidd’in
aksine her geçen gün daha da
olgunlaştığı ve gelişimini
devam ettirdiği idi. Buna
güzel bir örnek ise bir
önceki sezon sayı bulmakta
zorlanan Phoenix’in
2001-02 sezonunda takım
halinde en çok sayı atan
takımlardan biri haline
gelmesidir.
”Evet o an benim için her
şey kötüydü. Trade’den karlı
çıkan takım Nets gibi
gözüküyordu ve
eleştirilmemden doğal bir
şey yoktu ancak insanlar
Kidd ile aramızda 6 yaş
olduğunu unutmamalı ve
geleceği görebilmeliler”.
Marbury
Marbury yavaş yavaş
takımını oynatmaya
başlıyordu. Bu arada All-Star
hafta sonuna seçilmeyen
Marbury alkollü araba
kullandığı gerekçesiyle
polis tarafından tutuklanmış
ve bir haftalık All-Star
tatilini ailesinin yerine
polisin yanında geçirmişti.
Olaydan sonra “Hatalıyım.
İçki içerken araba sürdüm ve
bu benim yapmaman gereken
bir şeydi. Sadece kendime
değil başkalarına da zarar
verebilirdim. Annemde yanlış
yaptın dedi. Bir daha bunu
tekrarlamayacağım” diyerek
olayı gayet olgunlukla
karşıladı. Senenin sonlarına
doğru, Marbury yeni
evlendiği ortaokul aşkı
LaTasha ile gittiği Lakers
final serisinin son maçında
kendisi ile trade edilen
Nets’in yeni ”kahramanı”
Kidd’i izliyordu. Lakers’ın
attığı bir basketten sonra
alkışlayan Marbury’e
Lakers’ı tutup tutmadığı
sorulduğun da ”Nets
kazanacağına Lakers kazansın
daha iyi” şeklinde bir cevap
veriyordu. Bir zamanlar
gitmek için her şeyini
vereceği takım olan Nets’de
kendisine haksızlık
yapıldığına inan Marbury
böylece duyduğu kini de
ortaya da koyuyordu. Maç
sonunda Lakers, Nets’i
yeniyor ve seriyi 4-0 ile
kazanarak NBA şampiyonu
oluyordu. Marbury’nin de
dileği yerine gelmişti.
“Bire birde beni kimsenin
tutabileceğini
zannetmiyorum. Benim oyun
felsefem karşımdaki defansı
yıkmak ve arkadaşlarıma boş
şut yaratmak. Benim
ürettiğim sayılar ise
defansı geçip pas atacak
adam bulamadığım zaman
zorunluluktan attığım
sayılar. Ayrıca istediğim
zaman 40 sayı atabileceğimi
düşünüyorum. Ama dediğim
gibi benim için ilk iş pas
atmak çok darda kalırsam şut
da atarım.” Stephon Marbury
Maç sonunda kendisi ile
yapılan bir röportajda bazı
ilginç açıklamalarda bulunan
Marbury “Bire birde beni
kimsenin tutabileceğini
zannetmiyorum. Benim oyun
felsefem karşımdaki defansı
yıkmak ve arkadaşlarıma boş
şut yaratmak. Benim
ürettiğim sayılar ise
defansı geçip pas atacak
adam bulamadığım zaman
zorunluluktan attığım
sayılar. Ayrıca istediğim
zaman 40 sayı atabileceğimi
düşünüyorum. Ama dediğim
gibi benim için ilk iş pas
atmak çok darda kalırsam şut
da atarım.” diyordu. Aslında
Marbury bu cümlelerle bir
anlamda gelecek sezon
Phoenix’de üstlenmeyi
planladığı rolü de açıklar
gibiydi. Ayrıca Marbury maç
sonrasında Kidd hakkında
”Herkes olaya tek taraflı
bakıyor. Kidd’in yaşı malum
ve yakında free agent
olacak. Eğer New Jersey
onunla bir 7 sene daha
anlaşabilir ve her sene NBA
finallerine çıkmayı
başarabilirse ne mutlu
onlara. İşte o zaman bana ne
derseniz kabul.” şeklinde
konuşuyordu.
2001-02 sezonunu
sakatlıklarla geçiren
Marbury yazın her iki
bileğinden de ameliyat oldu.
Bunu dışında alkollü araç
sürme olayından dolayı 10
gün hapiste yattı. Bunları
neden mi söylüyorum? Çünkü Marbury, 2002 yazında bu
dakikalar hariç her anını
basketbola adadı. Ağırlık
çalışarak şu ana kadar ki en
iyi fiziksel durumuna geldi.
Bunun yanında şutlarını
geliştirdi. Her anını
basketbolla geçiren Marbury
yeni sezona çok daha farklı
bir Marbury olarak girdi.
Sahada bir lider gibi
davranan Marbury’deki en
önemli değişikliği koç
Johnson şöyle ifade ediyor
”Marbury geçen sene sahada
iletişim problemleri
yaşardı. Bu sene geldiğinde
ise tam tersine bize saha
içindeki oyuncularla
iletişimimizde yardımcı olan
bir lider gördük karşımızda.
İşte biz buna olgunlaşma
diyoruz.” Koç Johnson
Marbury’de gördüğü bu
değişiklik hakkında ”20’li
yaşların ortalarındaki
insanların bir özelliği
vardır. Bu yaşlarda bir
değişiklik olur, bir düğmeye
basılır ve kötü gidiyor gibi
görünen her şey bir anda
yoluna girer. İnşallah
Steph’de gördüğümüz bu
değişiklikte bu cinsten bir
değişikliktir.” diyor.
Bu değişikliği bir yıllık
evli olduğu ve Xaviera adlı
çocuğunun annesi olan
LaTasha da gözlemlemiş
olacak ki; ”Marbury çok
olgunlaştı. Artık New
Jersey’de ki gibi
arkadaşlarıyla çok gezmiyor,
ailesine daha çok zaman
ayırıyor. Öyle ki bizi
Orlando’ya Disneyland’a bile
götürdü” şeklinde bir
yorumda bulunuyordu.
”Marbury geçen sene
sahada iletişim problemleri
yaşardı. Bu sene geldiğinde
ise tam tersine bize saha
içindeki oyuncularla
iletişimimizde yardımcı olan
bir lider gördük karşımızda.
İşte biz buna olgunlaşma
diyoruz.” Phoenix Koçu Frank
Johnson
CrunchBury
Marbury
çok değiştiğini ve yazın
yaptığı çalışmaların
karşılığını aldığını herkese
gösterdi. Sahada tam bir
lider gibi oynayan Marbury
22.3 sayı (lig 12.si) , 8.1
asist (lig 4.sü)
ortalamalarıyla oynarken
takımını playofflara
taşımasını bildi. Bunun
yanında başta liseli çaylak Amare Stoudemire ve Shawn
”TheMatrix” Marion olmak
üzere herkesi All-Star
seviyesinde bir oyuncu
olmaya itti. Öyle ki All-Star
hafta sonunda Marion ve
Marbury All-Star maçında
oynarken Amare’de rookie-sophomore
maçında ve smaç yarışmasında
boy gösterdi. Bunun yanında Amare yılın çaylağı ödülünü
alan ilk Phoenix’li olma
ünvanını kazandı. Bu sene diğerlerinden farklı
olan diğer bir şey ise
Marbury’nin taraftarlarca
çok seviliyor olması. Her
maç “Starbury” tezahüratları
ile çınlanan West American
Arena’da Marbury oynadığı
oyunla olsun, son
saniyelerde ve önemli
dakikalarda aldığı
sorumlulukla olsun
taraftarın gönlünde yer
edindi. Marbury bu sezon 17
kez son periyoda 10 ve üstü
sayı kaydederek, nasıl
sorumluluk alabileceğini
gösterdi. Başta playoffların
ilk maçında San Antonio
karşısında attığı son saniye
basketi olmak üzere, maç
kazandıran basketlerle de
son saniyelerin adamı oldu.
Gary Payton, Sam Cassell ve
Michael Redd’den oluşan
Milwaukee kısalarını denize
döktüğü 26 Şubattaki maçta
3.periyodunda 18, son
periyodunda ise 17 sayı
üreterek maçı 41 sayı, 7
asist ve 6 ribaund ile
tamamladı ve Suns’a
118-112’lik galibiyeti
getiren oyuncu oldu. Lakers
karşısında son periyotta 14
sayı bulduktan sonra Marbury
için, Los Angeles guardı
Derek Fisher,”Son zamanlarda
çok olgunlaştı. Kidd
takasından sonra herkes onun
üstüne geldi ama o bu
zorlukları omuzlamayı bildi.
Gün geçtikçe daha fazla
sorumluluk alıyor. Onun için
çok mutluyum ve o kesinlikle
ligin en iyi beş guardından
biri” diyordu.
”Son zamanlarda çok
olgunlaştı. Kidd takasından
sonra herkes onun üstüne
geldi ama o bu zorlukları
omuzlamayı bildi. Gün
geçtikçe daha fazla
sorumluluk alıyor. Onun için
çok mutluyum ve o kesinlikle
ligin en iyi beş guardından
biri” Derek Fisher
Ayrıca Marbury bu sene ligde
takımına offense (sayı ve
asist) yönünden en çok katkı
yapan oyuncular
ortalamasında %41.4 ile
üçüncü sırada yer aldı. Yani
Marbury takımının offansının
%41.4 ü demek. Her ne kadar
Phoenix’in bu seneki
başarısında çaylak Amare
Stoudemire’ın rolü çok büyük
gibi gözükse de esas olan
Marbury’nin takımı iyi
yönetmesi. Playofflar’ın ilk turunda
şampiyon San Antonio’ya
elenen Suns, Spurs’u çok
zorlamış ancak Duncan gibi
dominant bir oyuncuya kafa
tutamayarak 4-2 yenilmişti.
Seride köprücük kemiğinde
çatlak ile oynayarak
cesaretini bir kez daha
ortaya koyan Marbury seriden
sonra takımı hakkında |
|