Genc Basket

Genç Basket.com
TBL TBBL TB2L Milli Takım NBA EUROLEAGUE ULEB EUROPE LEAGUE Avrupa Ligleri EURO 2005 TURKEY 2010 Site Haritası
Ana Sayfa Foto Albumu Biyografi Sonuçlar İstatistik Basketbol TV Forum Açılış Sayfam Yap Sık Kullanılanlara ekle Bize Ulaşın

2

Biyografi

 

İlginç bir nokta ise Marbury’nin New Jersey’de oynadığı her maça 10-15 civarında akrabasını getirmesi. Yani Marbury oyunuyla takımı iyileştirmese de finanssal yönden bir katkı yapıyordu.   Minnesota’da oynadığı senelerde ele avuca dokunur bir başarı elde edememesi, hep ilk turda elenmesinin üstüne bir de New Jersey’de playofflara kalamaması eklenince Marbury’ye “kaybeden oyuncu” sıfatı takılmış oldu. Marbury ise bunu değiştirmek için elinden geleni yapmaya çalışacağını söyledi. Bu arada Minnesota’ya döndüğü ilk maç 20 Şubat’ta doğum günün de oldu ve Steph eski takımının potasına 39 sayı göndermeyi  başar


. 27 Ocak’ta ise Vancouver karşısında 42 sayı atarak bir kez daha kariyerinin en yüksek rakamını geliştirdi.

Muhteşem bir sezon ve Lakers potasına gönderilen 50 sayı

2000 draftında ilk sırayı elde eden New Jersey Nets, Cincinnati üniversitesinin agresif oyuncusu Kenyon Martin’i seçti. Bu seçim ile takımı güçlendirmeyi ve playofflara taşımayı hedefleyen Nets’de bir sonraki sezon yine hüsranla bitti. Playofflara kalamayan New Jersey’de Marbury yine kendisi açısından başarılarla dolu bir sezon geçirdi. Staples Center’da Lakers potasına kariyer rekoru olan 50 sayıyı yollayan Marbury sezonu 23.9 sayı (lig 10.su) ve 7.6 asist (lig 8.si) ortalamalarıyla bitirdi. Oynadığı 68 maçın 67‘sinde çift haneli rakamlara ulaşan Marbury ilk kariyer triple-double’ını da Chicago karşısında 33 sayı, 12 asist, 11 ribaund ile bu sezonda yaptı. İlk defa All-Star olan Marbury, kendisiyle karşılaştırılan ve hep rekabet içinde olduğu Iverson’la beraber doğu karmasının maçı kazanmasını sağladı. Son 1 dakikada biri maç kazandıran üçlük olmak üzere 2 üçlük atan Marbury 22 sayıyla da takımına maçı kazandırmış oldu ancak All-Star MVP ödülünü maçta inanılmaz oynayan Iverson kazandı. Bu arada New Jersey’de Kenyon Martin oyunundan çok teknik faulleriyle ön plandaydı ve Marbury takıma lider olamamakla suçlanıyordu. Saha içinde lider olamadığı ve takım arkadaşlarını daha iyi yapamadığı söyleniyordu. Marbury ise bu eleştirilere cevap vermiyordu ancak her ne kadar istatistiksel bir yükselişin içine girdiyse de bu gelişim kendisini NBA’in iyi guardları arasına sokmaya yeterliydi. Marbury her sene üstüne bir halka daha eklenen ”Kaybeden oyuncu” sıfatını bir türlü üstünden atamamıştı. Takım arkadaşları da onun gibi olmuştu. Marbury, New Jersey’nin bu durumunu ve ne yapılması gerektiğini şöyle belirtmişti ”Sadece çıkıp bütün enerjimizle oynamalıyız. Başka türlü bu iş olmuyor. Doğruları yapmaya çalışıyoruz ancak sonuç gösteriyor ki bir yerde bir yanlış var ve bunu bulma görevi bizim” Marbury her ne kadar evinin yakında oynamaktan çok hoşnut olsa da New Jersey’de bir şeylerin yanlış gittiği kesindi. Yanlışların faturası da Marbury’e kesilmişti. 2001 yazında Marbury, Phoenix Suns’dan Jason Kidd ile takas edildi. Bu takas esasen tam olarak sportif nedenlerden dolayı yapılmış bir takas değildi. Phoenix o sene karısını döven Jason Kidd’den yanlış örnek oluyor gerekçesiyle kurtulmak istiyor New Jersey ise Marbury’nin gerek yaşı gerek şahsi oyun stili bakımından bir lider olamayacağına kanaat getirdiği için onu lider vasıflı bir point guard ile takas etmek istiyordu. Yapılan bu trade soncunda her iki takım da muradına erdi.

Yeni Bir Sayfa

Marbury’nin Phoenix’e trade olmasıyla beraber kendisi için yeni bir sayfa açılıyor demekti. Kadrosunda Shawn Marion, Penny Hardaway gibi oyuncuları bulunduran ve bir yenilenme sürecine giren Phoenix takımı dizginlerini genç Marbury’ye vermişti. Artık Marbury’nin gerçek bir lider olması gerekliydi. Kağıt üstünde her şey çok pozitif görünüyordu. Ancak gelişmeler yine istendiği gibi olmadı. Marbury, Phoenix tarihinde 1996-97 sezonundan sonra (Kevin Johnson, 20.2) ilk defa 20.0 sayı ortalamasını geçen oyuncu oldu ve 20.4 sayı, 8.1 asist ortalamaları tutturdu ancak Phoenix takımının 13 seneden beri ilk defa playofflara kalamamasını engelleyemedi. Belki Koç Scott Skiles ise Marbury’den gayet memnun olduğunu ”Bizim Marbury ile bir sorunumuz yok. Koçluğunu yapmak gayet kolay. Yavaş yavaş da bir lider olacak.” sözleriyle dile getirmişti. Marbury’nin takımı Phoenix playofflara girememişti, diğer tarafta Kidd, Marbury’den devraldığı kaptanlık koltuğunda gemisini NBA finallerine taşıştı. Durum böyle olunca tüm eleştiri okları tekrar Marbury’nin üzerinde toplanmaya başladı. Olay sürekli döndürülüp dolaştırılıp Marbury’nin lider vasıflarının olmamasına getirildi. Marbury ise bu eleştirilerden etkilendiğini açıkça söylüyor ve ekliyor ”Evet o an benim için her şey kötüydü. Trade’den karlı çıkan takım Nets gibi gözüküyordu ve eleştirilmemden doğal bir şey yoktu ancak insanlar Kidd ile aramızda 6 yaş olduğunu unutmamalı ve geleceği görebilmeliler”. Bu cümlelerde saklı olan şey ise Marbury’nin Kidd’in aksine her geçen gün daha da olgunlaştığı ve gelişimini devam ettirdiği idi. Buna güzel bir örnek ise bir önceki sezon sayı bulmakta zorlanan Phoenix’in 2001-02 sezonunda takım halinde en çok sayı atan takımlardan biri haline gelmesidir.

”Evet o an benim için her şey kötüydü. Trade’den karlı çıkan takım Nets gibi gözüküyordu ve eleştirilmemden doğal bir şey yoktu ancak insanlar Kidd ile aramızda 6 yaş olduğunu unutmamalı ve geleceği görebilmeliler”. Marbury

Marbury yavaş yavaş takımını oynatmaya başlıyordu. Bu arada All-Star hafta sonuna seçilmeyen Marbury alkollü araba kullandığı gerekçesiyle polis tarafından tutuklanmış ve bir haftalık All-Star tatilini ailesinin yerine polisin yanında geçirmişti. Olaydan sonra “Hatalıyım. İçki içerken araba sürdüm ve bu benim yapmaman gereken bir şeydi. Sadece kendime değil başkalarına da zarar verebilirdim. Annemde yanlış yaptın dedi. Bir daha bunu tekrarlamayacağım” diyerek olayı gayet olgunlukla karşıladı. Senenin sonlarına doğru, Marbury yeni evlendiği ortaokul aşkı LaTasha ile gittiği Lakers final serisinin son maçında kendisi ile trade edilen Nets’in yeni ”kahramanı” Kidd’i izliyordu. Lakers’ın attığı bir basketten sonra alkışlayan Marbury’e Lakers’ı tutup tutmadığı sorulduğun da ”Nets kazanacağına Lakers kazansın daha iyi” şeklinde bir cevap veriyordu. Bir zamanlar gitmek için her şeyini vereceği takım olan Nets’de kendisine haksızlık yapıldığına inan Marbury böylece duyduğu kini de ortaya da koyuyordu. Maç sonunda Lakers, Nets’i yeniyor ve seriyi 4-0 ile kazanarak NBA şampiyonu oluyordu. Marbury’nin de dileği yerine gelmişti.

“Bire birde beni kimsenin tutabileceğini zannetmiyorum. Benim oyun felsefem karşımdaki defansı yıkmak ve arkadaşlarıma boş şut yaratmak. Benim ürettiğim sayılar ise defansı geçip pas atacak adam bulamadığım zaman zorunluluktan attığım sayılar. Ayrıca istediğim zaman 40 sayı atabileceğimi düşünüyorum. Ama dediğim gibi benim için ilk iş pas atmak çok darda kalırsam şut da atarım.” Stephon Marbury

Maç sonunda kendisi ile yapılan bir röportajda bazı ilginç açıklamalarda bulunan Marbury “Bire birde beni kimsenin tutabileceğini zannetmiyorum. Benim oyun felsefem karşımdaki defansı yıkmak ve arkadaşlarıma boş şut yaratmak. Benim ürettiğim sayılar ise defansı geçip pas atacak adam bulamadığım zaman zorunluluktan attığım sayılar. Ayrıca istediğim zaman 40 sayı atabileceğimi düşünüyorum. Ama dediğim gibi benim için ilk iş pas atmak çok darda kalırsam şut da atarım.” diyordu. Aslında Marbury bu cümlelerle bir anlamda gelecek sezon Phoenix’de üstlenmeyi planladığı rolü de açıklar gibiydi. Ayrıca Marbury maç sonrasında Kidd hakkında ”Herkes olaya tek taraflı bakıyor. Kidd’in yaşı malum ve yakında free agent olacak. Eğer New Jersey onunla bir 7 sene daha anlaşabilir ve her sene NBA finallerine çıkmayı başarabilirse ne mutlu onlara. İşte o zaman bana ne derseniz kabul.” şeklinde konuşuyordu.

2001-02 sezonunu sakatlıklarla geçiren Marbury yazın her iki bileğinden de ameliyat oldu. Bunu dışında alkollü araç sürme olayından dolayı 10 gün hapiste yattı. Bunları neden mi söylüyorum? Çünkü Marbury, 2002 yazında bu dakikalar hariç her anını basketbola adadı. Ağırlık çalışarak şu ana kadar ki en iyi fiziksel durumuna geldi. Bunun yanında şutlarını geliştirdi. Her anını basketbolla geçiren Marbury yeni sezona çok daha farklı bir Marbury olarak girdi. Sahada bir lider gibi davranan Marbury’deki en önemli değişikliği koç Johnson şöyle ifade ediyor ”Marbury geçen sene sahada iletişim problemleri yaşardı. Bu sene geldiğinde ise tam tersine bize saha içindeki oyuncularla iletişimimizde yardımcı olan bir lider gördük karşımızda. İşte biz buna olgunlaşma diyoruz.” Koç Johnson Marbury’de gördüğü bu değişiklik hakkında ”20’li yaşların ortalarındaki insanların bir özelliği vardır. Bu yaşlarda bir değişiklik olur, bir düğmeye basılır ve kötü gidiyor gibi görünen her şey bir anda yoluna girer. İnşallah Steph’de gördüğümüz bu değişiklikte bu cinsten bir değişikliktir.” diyor. Bu değişikliği bir yıllık evli olduğu ve Xaviera adlı çocuğunun annesi olan LaTasha da gözlemlemiş olacak ki; ”Marbury çok olgunlaştı. Artık New Jersey’de ki gibi arkadaşlarıyla çok gezmiyor, ailesine daha çok zaman ayırıyor. Öyle ki bizi Orlando’ya Disneyland’a bile götürdü” şeklinde bir yorumda bulunuyordu.

”Marbury geçen sene sahada iletişim problemleri yaşardı. Bu sene geldiğinde ise tam tersine bize saha içindeki oyuncularla iletişimimizde yardımcı olan bir lider gördük karşımızda. İşte biz buna olgunlaşma diyoruz.” Phoenix Koçu Frank Johnson

CrunchBury

Marbury çok değiştiğini ve yazın yaptığı çalışmaların karşılığını aldığını herkese gösterdi. Sahada tam bir lider gibi oynayan Marbury 22.3 sayı (lig 12.si) , 8.1 asist (lig 4.sü) ortalamalarıyla oynarken takımını playofflara taşımasını bildi. Bunun yanında başta liseli çaylak Amare Stoudemire ve Shawn ”TheMatrix” Marion olmak üzere herkesi All-Star seviyesinde bir oyuncu olmaya itti. Öyle ki All-Star hafta sonunda Marion ve Marbury All-Star maçında oynarken Amare’de rookie-sophomore maçında ve smaç yarışmasında boy gösterdi. Bunun yanında Amare yılın çaylağı ödülünü alan ilk Phoenix’li olma ünvanını kazandı. Bu sene diğerlerinden farklı olan diğer bir şey ise Marbury’nin taraftarlarca çok seviliyor olması. Her maç “Starbury” tezahüratları ile çınlanan West American Arena’da Marbury oynadığı oyunla olsun, son saniyelerde ve önemli dakikalarda aldığı sorumlulukla olsun taraftarın gönlünde yer edindi. Marbury bu sezon 17 kez son periyoda 10 ve üstü sayı kaydederek, nasıl sorumluluk alabileceğini gösterdi. Başta playoffların ilk maçında San Antonio karşısında attığı son saniye basketi olmak üzere, maç kazandıran basketlerle de son saniyelerin adamı oldu. Gary Payton, Sam Cassell ve Michael Redd’den oluşan Milwaukee kısalarını denize döktüğü 26 Şubattaki maçta 3.periyodunda 18, son periyodunda ise 17 sayı üreterek maçı 41 sayı, 7 asist ve 6 ribaund ile tamamladı ve Suns’a 118-112’lik galibiyeti getiren oyuncu oldu. Lakers karşısında son periyotta 14 sayı bulduktan sonra Marbury için, Los Angeles guardı Derek Fisher,”Son zamanlarda çok olgunlaştı. Kidd takasından sonra herkes onun üstüne geldi ama o bu zorlukları omuzlamayı bildi. Gün geçtikçe daha fazla sorumluluk alıyor. Onun için çok mutluyum ve o kesinlikle ligin en iyi beş guardından biri” diyordu.

”Son zamanlarda çok olgunlaştı. Kidd takasından sonra herkes onun üstüne geldi ama o bu zorlukları omuzlamayı bildi. Gün geçtikçe daha fazla sorumluluk alıyor. Onun için çok mutluyum ve o kesinlikle ligin en iyi beş guardından biri” Derek Fisher

Ayrıca Marbury bu sene ligde takımına offense (sayı ve asist) yönünden en çok katkı yapan oyuncular ortalamasında %41.4 ile üçüncü sırada yer aldı. Yani Marbury takımının offansının %41.4 ü demek. Her ne kadar Phoenix’in bu seneki başarısında çaylak Amare Stoudemire’ın rolü çok büyük gibi gözükse de esas olan Marbury’nin takımı iyi yönetmesi. Playofflar’ın ilk turunda şampiyon San Antonio’ya elenen Suns, Spurs’u çok zorlamış ancak Duncan gibi dominant bir oyuncuya kafa tutamayarak 4-2 yenilmişti. Seride köprücük kemiğinde çatlak ile oynayarak cesaretini bir kez daha ortaya koyan Marbury seriden sonra takımı hakkında

 

“Ben, Matrix, Penny, Amare ve Jacobsen ile çok genç ve kaynaşmış bir grubuz. Bu sene birbirimize çok iyi alıştık. İleriki senelerde ben bu takımı şampiyonluk kupasını kaldırırken hayal edebiliyorum” derken gerçekleşmesi zor ama imkansız olmayan bir rüyasını dile getiriyor.

 Marbury 2003-2004 yılında New York Kniks'e transfer oldu. 2004-2005 sezonunda yüksek ortalamalara ulaştı. 1.781 sayı attı, 668 asist yaptı ve maç başına 6 blokla oynadı. 2005-2006 yılında ise 977 sayı atan Marbury, 382 Asist yaptı ve maç başına 4 blokla oynadı. 2005-2006 yılında önceki yıllardan daha düşük bir istatistikle oynadı.

1-2-3

 

 

 

 

 

 
Copyright © 2005 KULAÇ / Sports.
 

Bu site içerisindeki video, resim, yazı vb. her türlü içerik ancak Genç Basket.com kaynak gösterilmek suretiyle kopyalanabilir.