|
ve bir daha geri
dönmemişti.
Minnesota’nın 82-78
kazandığı maç sonrası
Marbury ”Ne yalan söyleyeyim
galiba bileğimi kırdım,
yürürken acı çekiyorum. İyi
ki maçı kazandık yoksa
bileğimin acısına birde
uykusuzluk ekleyecektim.”
diyerek hem takıma olan
inancını hem de acısını dile
getiriyordu. Allah’tan olay
Marbury’nin dediği gibi bir
bilek kırılması olmadı.
Bileği dönen Marbury 7 maç
sahalardan uzak kaldı.
Kendisinden çok şeyler
beklenen bir çaylak için
daha çıktığı ilk maçta böyle
bir sakatlık yaşamak çok
güven kırıcı olabilir. Ancak
bu olay Marbury’de tam tersi
etki gösterdi. Salonlara
döndükten sonra kendisini
çok iyi motive eden Marbury
yıl içinde oynadığı 67 maçın
64’ünde sahaya ilk beş
çıktı. 15.8 sayı, 7.8 asist
ve 2.3 ribaund
istatistikleri ile oynayan
Marbury, Minnesota’yı
tarihinde ilk kez NBA
Playoffları’na taşıdı. O
sene Marbury bir çok da
rekor kırdı. Milwakuee
karşısında yaptığı 17
asistle, Minnesota tarihinin
en çok asist yapan oyuncusu
olurken bir maçta attığı 6
üçlük ile bir çaylak
tarafından bir maçta atılan
en fazla üçlük rekorunu
kırmış oldu. Marbury aynı
sene en iyi çaylak beşine
seçilirken yılın çaylağı
oylamasında Iverson’un
ardından ikinci oldu.
Sezon içerisindeki
Minnesota-Philadelphia
maçında ise Marbury 26 sayı,
6 asistlik bir performans
sergileyerek Iverson
karşısında başarılı bir
performans ortaya koydu.
Beklenen bu düellodan sonra
Marbury’ye, Iverson ile ilk
buluşmasının nasıl geçtiği
sorulduğunda ”Bu sefer ben
daha çok sayı attım ancak
Iverson’a karşı çok büyük
saygım var. Oyun stillerimiz
birbirine çok benziyor ve
biz bir anlamda birbirimizin
panzehiri gibiyiz.
Birbirimizi
frenleyebiliyoruz.” diyordu.
Sezon sonunda Iverson mı
Marbury mi daha iyi
tartışmaları devam ediyordu.
Marbury takımını kazanan
bir takım haline getirmiş ve
Iverson’dan daha fazla asist
yapmıştı. Iverson ise
bir çaylak için inanılmaz
bir sayı ortalaması (23.5)
yakalamış ve Philadelphia
takımının süperstarı
konumuna gelmişti, ancak
Philadelphia sezonu kötü bir
derece ile bitirmiş ve
playofflara kalamamıştı.
Bunun yanında Iverson yılın
çaylağı seçilmişti.
Minnesota 97 senesinde 2003
e kadar süregelecek bir
trendin de ilk adımını attı
ve ilk turda Houston
Rockets’a 3-0 ile boyun
eğdi. Steph bu 3 maçlık
seride 21.3 sayı, 7.7 asist
ortalamaları ile takımının
iki kategoride de en iyisi
olurken, Minnesota tarihinin
ilk playoff maçında da 28
sayı ile takımının en skorer
oyuncusu oldu. Başarılı bir
çaylak sezonunun ardından Marbury’e kazandıran oyuncu
statüsü de yerleşmeye
başlamıştı. Bunun yanında
geleceğin büyük
yıldızlarından olmasına
kesin gözüyle bakılan Marbury’ye o sene adının
başına İngilizce yıldız
anlamına gelen ”Star”
kelimesi getirilerek bir de
takma ad bulundu ve
Marbury’ye “Starbury”
denmeye burda başlandı.
Starbury
1997-98 sezonu da Marbury
için iyi geçmiş bir sezon
olarak nitelendirilebilir.
82 maçın hepsinde yer alan
Marbury takımını tekrardan
playofflara taşıdı. Marbury
sene içinde 8.6 asist
ortalamasıyla ligde 4.sırayı
aldı. Bunun dışında 8/11
üçlük atarak 35 sayı
kaydettiği Seattle maçı
Minnesota tarihine bir rekor
olarak girdi. Ayrıca Utah
karşısında 38 sayı üreterek
kariyerinin en üst rakamına
da ulaştı. Playofflarda ise
Payton’lı, Kemp’li Seattle
ile eşleşen Minnesota, 3-2
ile yine playofflara ilk
turdan veda etmek zorunda
kaldı. 1998-99 sezonu
Starbury için bir dönüm
noktası oldu. Kendini
yenileme kararı alan Marbury
yazın çok iyi çalışarak
kendini çok iyi bir hale
getirdi. Marbury’nin
şansızlığından mıdır
bilinmez o sene lokavt oldu
ve sezon kısa sezon olarak
50 maç üzerinden oynandı.
5 Şubat’ta başlayan sezonda
Marbury ilk 18 maça
Minnesota Timberwolves
formasıyla çıktı. Bu arada
Stephon, Minnesota’da
huzursuz olduğu ve İngilizce
”Home sick” olarak tabir
edilen evi özleme durumun
olduğunu söylüyordu.
Marbury’nin huzursuz olduğu
iddiaları ortalardayken
Marburty Minnesota’nın çok
soğuk ve kültürel açıdan çok
farklı olduğunu, buraya
alışmakta güçlük çektiğini
öne sürerek trade istedi.
Herkes bu isteğin
Marbury’nin eski dostu Kevin
Garnett ile uyuşamamasından
dolayı olduğunu düşünse de
Marbury bunu yalanlıyor ve
gerçekten ortama
alışamadığını ısrarla
tekrarlıyordu. Bu
söylemleriyle
taraftarlarında gözünden
düşen Marbury 3 takımın yer
aldığı bir trade ile New
Jersey’nin yolunu tuttu. Bu
trade sonunda Chris Carr,
Bill Curley, Eliot Perry ve
Marbury New Jersey’e
giderken Terrell Brandon ve
Brian Evans Minnesotaya
gidiyor, Sam Cassell, Paul
Grant ve Chris Gatling ise
Milwakuee’nin yolunu
tutuyordu. Çok karışık bir
trade (takas) ile evine 15
dakika uzaklıktaki New
Jersey’de oynama fırsatı
bulacak olan Marbury, bu
takastan gayet mutlu
olduğunu belirtiyordu. Takas
için “Evimin yakınında daha
rahat oynayacağım. En
azından her akşam yatarken
acaba şu anda bizimkiler
Brooklyn’de başlarını belaya
sokmadan yaşıyorlar mı?”
diye düşünmeyeceğim diyordu.
”Fingerroll’u işin
ustasından öğrenmek istedim.
Bu hareketi yapmayı çok
seviyorum çünkü yaptığım da
karşımda topumu bloklamaya
çalışan uzun, gülünç duruma
düşüyor. Turnike’ye
çıkıyorum ve uzun elini
kaldırıyor.Topuma vurmak
için elini sallıyor ve ben
fingerroll ile topu potaya
bırakıyorum. Birde bakıyorum
ki uzun havayı tokatlıyor!”
Stephon Marbury
Fingerroll’un duayeninden
alınan ders
Bu arada bu sezon için
önemli bir anektod da
Marbury’nin lokavttan
yararlanıp o sene San
Antonio’nun efsane ismi
George Gervin’e giderek
bizim imrenerek izlediğimiz
fingerroll adı verilen şutu
ona çalıştırmasını
istemesiydi. Zamanında
bu işi en iyi yapan hatta bu
şutu yaratan oyuncu olarak
bilinen Gervin, Marbury ile
iki hafta boyunca
çalışmıştı. Bu derslerin ve
çalışmanın bayağı bir
faydalı olmuş ki Marbury’nin
bugün de en çok kullandığı
hareketlerden biri
fingerroll’dur. Bu konuda
Marbury ”Fingerroll’u işin
ustasından öğrenmek istedim.
Bu hareketi yapmayı çok
seviyorum çünkü yaptığım da
karşımda topumu bloklamaya
çalışan uzun, gülünç duruma
düşüyor. Turnike’ye
çıkıyorum ve uzun elini
kaldırıyor.Topuma vurmak
için elini sallıyor ve ben
fingerroll ile topu potaya
bırakıyorum. Birde bakıyorum
ki uzun havayı tokatlıyor!”
diyor. Marbury sezonun
son 5 maçında 33.2 sayı
ortalamasını tuttururken, 41
sayı attığı Bucks maçında da
kariyerinin en yüksek
rakamına ulaşıyordu. 17
Şubat’taki Houston Rockets
maçında ise müthiş bir
performans sergileyerek hiç
top kaybı yapmadan 40 sayı,
12 asist yapıyor ve NBA
tarihinde hiç top kaybı
yapmadan 40 üstü sayı ve 10
üstü asist yapabilen 5.
oyuncu oluyordu. |
|