|
Mehmet ve çaylak takım arkadaşı
Tayshaun Prince sergiledikleri
performans ve gösterdikleri potansiyel ile başkan Joe Dumars’ı ve genel
menajer John Hammond’ı 2003-04 sezonunda daha fazla sorumluluk
alabilecekleri konusunda ikna etmişlerdi.
O yaz Türk Milli Takımı İsveç’teki 33.
Avrupa Şampiyonası’nda yeniden kendisini gösterme fırsatına sahipti.
Artık Mehmet’in ikinci sezonu için zorlu
NBA’e geri dönüş zamanı gelmişti. Bu arada Mehmet’in o yaz ünlü bir manken
ve oyuncu olan Yeliz Çalışkan ile başlayan arkadaşlığı kısa süre içerisinde
farklı bir boyut kazanmış ve çift daha sonra 2004 yazı için evlilik kararı
almışlardı.
O yaz Indianapolis’te düzenlenecek
olan 14. Dünya Şampiyonası Türkiye için çok önemliydi. 2001 Avrupa
Şampiyonası’nda kazanılan gümüş madalyanın ardından Türkiye şimdi gücünü tüm
dünyaya göstermek istiyordu. Ancak Türkiye şampiyonayı ilk 4 içerisinde
bitirme hedefine ulaşamadı. Milli Takımımız şampiyonun hemen başında Porto
Riko ve Brezilya’ya karşı kılpayı kaybettiği maçlar sonrasında tam anlamıyla
toparlanamadı. Özellikle Brezilya maçında galibiyeti avucunun içerisindeyken
kaçıran Millilerimiz bu iki maçı kaybetmenin moral bozukluğunu uzun süre
üzerlerinden atamadılar. 12 Dev Adam’ın Indianapolis’te hedefine ulaşamamış
olduğu gerçeğine karşın Mehmet Okur bireysel anlamda büyük bir başarıya imza
attı. Genç oyuncu maç başına 17.3 sayı-6.6 ribaund üreterek ve %55’lik
isabet yüzdesi ile Dünya Şampiyonası’nın en iyi 10 oyuncusundan bir tanesi
olarak gösterildi.
2003-04 sezonu Mehmet ya da artık
NBA’de anılmaya başlandığı adıyla “Memo” için çok da kolay olmayacaktı.
Takımda yaşanan antrenör değişikliği sonrasında Rick Carlisle’ın yerini
Larry Brown almıştı ve bu Mehmet için yeni bir uyum süreci anlamına
geliyordu. Tecrübeli pivot Elden Campbell’ın takıma katılmasıyla birlikte
Memo’nun ilk beş hayalleri yine çabucak suya düşmüş gibi görünüyordu. Fakat
Memo kenardan gelmeyi kabullenerek ve çalışmaktan bir an olsun vazgeçmeyerek
azmini korudu ve kendisini kısa bir zaman sonra da ilk beşte buluverdi.
Pistons kulübünün tarihine altın harflerle yazılan 13 maçlık galibiyet
serisi de Mehmet’in ilk beş oynadığı dönemde yakalandı. Ancak sezon
ilerledikçe takımın hedefi de değişmeye başladı. Yıldızları her geçen gün
biraz daha parlayan Mehmet ve Tayshaun Prince’e, ve de 2004 NBA Seçmelerinde
2. sıradan seçilen Sırp pivot Darko Milicic’e tecrübe kazandırmak,
sorumluluk vermek ve onları geleceğe hazırlamak anlayışı sezon ilerledikçe
yerini yavaş yavaş daha büyük hedeflere ve beklentilere bıraktı.
Rasheed Wallace, Lindsey Hunter ve
Mike James’i almak için yapılan takas takımın en azından Doğu Şampiyonluğu
için mücadele edeceğinin ve NBA şampiyonluğunu umut ettiğinin habercisiydi.
Wallace x 2 kombinasyonunun yaptığı ani etki ile takım bir başka önemli
rekora imza attı. Pistons, ardı ardına 7 maçta da rakiplerini 70 sayı
barajının altında tutmayı başarmıştı. Memo bu durumda yeniden yeni olduğu
kadar da eski rolüne soyundu ve kenarda beklemeye başladı. Takımda işlerin
yolunda gitmesi o’nun için de bu durumu biraz olsun kolaylaştırdı. 54
galibiyet kazandıktan ve Merkez Grubu’nu Indiana Pacers’ın ardından 2.
sırada tamamladıktan sonra Detroit Pistons, gözünü play-off’lara dikti.
Sezon içerisinde 71 maçta görev yapan Memo 33 maçta sahaya ilk beşte çıkmış
ve maç başına 9.6 sayı-5.9 ribaund-1.0 asist-0.9 blok üretmişti.
İstatistiklerinde görülen hatırı sayılır yükselmenin yansıra; şut, serbest
atış ve de 3 sayı şut yüzdelerini de etkileyici düzeyde yükseltmeyi başaran
Memo, bu performansıyla birçok takımın da dikkatini çekmeyi başardı. Her ne
kadar eski antrenörü Rick Carlisle, Memo’nun dış şutlardaki başarısını
dikkate alarak o’nun bu özelliğinden çoğu zaman faydalanma yoluna gittiyse
de, Larry Brown neredeyse Memo’ya 3 sayılık şut atmasını yasaklayan ve o’nu
daha çok sırtı dönük oynamaya iten bir anlayış içerisinde oldu. Birbirinden
çok farklı iki mentalite arasındaki bu geçişi yapmak Memo için pek de kolay
olmadı. Çünkü Oyak Renault’taki ilk günlerden itibaren dış şutlar o’nun en
büyük silahlarından bir tanesi olmuştu. Bununla beraber Memo kariyeri
boyunca 2. Lig’den Türkiye’nin en iyi takımlarına ve Milli Takım’a kadar
nerede oynadıysa oynasın her zaman “önce takım” zihniyetine sahip olmuştu.
Memo işte tam da bu nedenle, 3 uzatmaya giden bir maçta, üstelik de rakip
takımın 4 uzunu birden faul limitini doldurarak oyun dışında kalmış olmasına
rağmen, sadece 8 dakika süre alıyor olsa dahi, halen antrenörünün kararına
saygı duyduğunu söyleyebiliyor. Böylesine bir durumda dahi doğruları
konuşacak bir kişiliğe sahip olmasının yanı sıra, aynı zamanda takımının
iyiliği ve çıkarı için doğru olduğuna inandığı şeyleri söyleyebilecek ve
yapacak kadar olgun ve sadık olduğunu da en güzel şekilde gösteriyor.
Memo 2004 yılında Detroit Pistonsla şampiyonluk
sevinci ayrıca nba'in prestiji şampiyonluk yüzüğünü almaya hak kazandı. 2005
yılında 50 milyon dolarlık rekor bir ücretle Utah Jazz takımına transfer
oldu. Kariyerine NBA'de devam ediyor.
|