|
Bursa’nın,
Yalova’dan araba ile sadece 1,5 saat uzaklıkta oluşu da Okur ailesinin küçük
oğullarını ziyaret edebilmesi ve onun maçlarını seyredebilmesi için
elverişli bir durumdu.
Oyak
Renault 1. Ligde iyi bir durumdaydı ve kulübün başkanı da yakın bir
akrabanın arkadaşıydı. Sonuç olarak Mehmet’in basketbol kariyerine başlaması
için her şey hazırdı. Böylece kale çizgisinden serbest atış çizgisine geçiş
de tamamlanmış olacaktı. Aslında okul hayatının sona ereceği düşünüldüğünde,
basketbol Mehmet için kutsal sayılabilecek bir fırsattı. Okula döndü ve
sonunda Cem Sultan Lisesi’ni bitirdi.
Mehmet, Oyak Renault kulübünün evinden
uzak olan altyapı oyuncuları için kurduğu yurtta kaldı. Basketbola çok geç
yaşta başlamış olmasına karşın büyük bir yeteneğe sahipti. Şayet bu yetenek
zamanında işlenir ve doğru ellerde şekillenir ise Mehmet çok iyi bir 1. Lig
oyuncusu olabilirdi. Hatta biraz şans ile Türk Milli Takımı’nın kilit
oyuncularından bir tanesi dahi olabilirdi. Ancak hiç kuşkusuz önünde daha
çok uzun bir yol vardı ve ne kadar iyi olacağını belirleyecek kişi de yine
kendisiydi. İlk antrenörü yıldızlar kategorisinde İsmail Doğrutekin oldu.
Fakat, A Takım antrenörü Mete Babaoğlu’nun Mehmet’i fark etmesi de uzun
sürmedi. Belki henüz çok hamdı ama bu sevimli çocukta farklı bir şeyler
vardı. Faruk Akagün’ün Oyak Renault antrenörü olarak göreve geldiği
sıralarda Türkiye Yıldız Milli Takımı’nın antrenörü Nihat İziç de Mehmet’in
varlığından haberdardı. Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay
Demirel’in o dönemdeki rüyası ve hedefi 2001 yılında düzenlenecek olan
Avrupa Şampiyonası’nı İstanbul’a almak ve bu önemli şampiyonada madalya
kazanmaktı. O zamana kadar Türk basketbolunda duyulmamış nitelikteki bu
hedef doğrultusunda Turgay Demirel, Galatasaray’dan eski takım arkadaşı ve
bir Bosnalı olan Nihat İziç’e güvendi. Demirel tarafından yeni oyunculardan
oluşan bir grup yaratmakla görevlendirilen İziç, bu amaçla yola çıktı. 1979
doğumlu oyuncuların bu grubun iskeletini oluşturmasına karar verilmişti.
Demirel ve İziç ikilisi 1984 yılında; San Antonio Spurs’ten Hidayet Türkoğlu,
Efes Pilsen’den Kerem Tunçeri ve Ülkerspor’dan Arda Vekiloğlu gibi
oyuncuların bu grubun çekirdeğini oluşturmasına karar vermişlerdi. Şimdiyse
İziç, Mehmet’in de bu gruba dahil olmasını istiyordu.
Mehmet oyuncu ve insan olarak
olgunlaşmaya ve gelişmeye devam ederken Oyak Renault A Takımı’nda işler pek
de iyi gitmiyordu. O sezon 1. Lig’den, 2. Lig’e düşen Oyak Renault’un bir
sonraki sezon yeniden 1. Lig’e dönmesine yardımcı olan 17 yaşındaki A Takım
oyuncusu Mehmet, böylece üst seviyedeki takım başarısının verdiği tarifsiz
hazzı da ilk kez tadıyordu. Takımının 2. Lig’de mücadele ettiği 1996-97
sezonunda yedek soyunan Mehmet, buna karşın oyuna her girdiğinde olumlu bir
şeyler yapıyordu. 1996-97 sezonu aynı zamanda Mehmet’in Oyak Renault Yıldız
Takımı’nı, Türkiye Şampiyonası’nda Efes Pilsen ve Tuborg’un ardından 3.’lüğe
taşıdığı sezondu. 1997-98 sezonu ise Mehmet’in 1. Lig’de oynadığı ilk
sezondu. Basketbol oynamaya sadece 4 yıl önce başlamış 18 yaşındaki bir
çocuk için oldukça iyi bir performans sergileyen Mehmet o sezon aldığı
kısıtlı dakikalarda 4.4 sayı-3.3 ribaund ortalamaları ile oynadı.
|