
Nimet Hanım, Mehmet neredeyse 2 yaşına geldiğinde
doktorların verdiği bir haberle sarsıldı. Doktorlar küçük Mehmet’in
astım olduğunu söylemişti. Derin bir üzüntü yaşayan Nimet Hanım buna rağmen
yılmadı ve bir an önce oğlunu bu hastalıktan kurtarabilmenin arayışına
girdi. Aile çevresinde astımı olan bir akraba bulan Nimet Hanım, ondan saf
zeytinyağına yatırılmış “damla sakızının Mehmet’e iyi gelebileceğini
öğrendi. Saf zeytinyağında tam sekiz gün dinlendirdiği damla sakızını
dokuzuncu gün koca bir kaşıkla küçük Mehmet’ine verdi. Bu mucize iksir(!)in
yarattığı sonuç ise formülü veren kişiyi dahi hayrete düşürecek
nitelikteydi. Mehmet’in vücudu mümkün olan her şekilde solunum yollarındaki
balgamı dışarı atıyordu. Nimet Okur o günü oğlunun yeniden doğduğu gün
olarak ilan etti. Artık sağlık problemlerinden kurtulmuş olan Mehmet, günde
ortalama 4 litre taze süt içiyordu. Mehmet’in her geçen gün artan iştahı da
heybetli bedenine ihanet etmiyordu. Sürekli büyükannesine giderek annesinin
hazırladığı porsiyonların kendisine yetmediğinden yakınan Mehmet, daha
fazlasını istiyordu. Ne var ki kazandığı enerjiyi derslerine kafa yorarak
değil, Atari salonlarında vakit geçirerek harcıyordu.
İstanbul’dan Bursa’ya uzanan yolda küçük bir sahil
kasabası olan Yalova’da, 26 Mayıs 1979’da doğdu. Abdullah ve Nimet
Okur’un tek oğulları Mehmet Okur. Okur çiftinin ilk çocuğu, Mehmet’ten 7 yıl
önce, 1972’de doğan kızları Yasemin’di. Mehmet’ten 7 yıl sonra, 1986’da ise
çiftin ikinci kızı Seda dünyaya geldi. Bu beş kişilik ailenin kökleri ise
bir taraftan Bosna’ya ve diğer taraftan ise günümüzde büyük bir bölümü
Gürcistan sınırları içerisinde bulunan büyük Kafkasya’ya ve Ukrayna’ya
dayanıyordu. Mehmet Okur’un ismini aldığı kişi olan büyük büyük babası
Mehmet Bey, Bosna-Hersek’te imamlık yaparken Türkiye’ye, Adapazarı’na göç
etmiş. Onun oğlu Mahmut ise Zehra adında bir kızla evlenmiş ve Abdullah’ı
dünyaya getirmişler. Nimet Okur’un ailesi ise dünyanın farklı bölgelerinden
gelmişler. Annesi Fatma Hanım Ukrayna vatandaşı iken, babası Süleyman
Baştimur ise bir Kafkasyalı imiş. Dünyanın farklı bölgelerinden Türkiye’ye
göç eden ve onları burada dünyaya getiren ataları olmuş...