Genc Basket

Genç Basket.com
TBL TBBL TB2L Milli Takım NBA EUROLEAGUE ULEB EUROPE LEAGUE Avrupa Ligleri EURO 2005 TURKEY 2010 Site Haritası
Ana Sayfa Foto Albumu Biyografi Sonuçlar İstatistik Basketbol TV Forum Açılış Sayfam Yap Sık Kullanılanlara ekle Bize Ulaşın

5

Biyografi

 

 

  Henüz ilk maçta erken sayılabilecek bir zamanda fark 23 sayı olmuş ve Nets oyuncuları panik olmuştu bile. Yavaş yavaş fark 12 ye indi fakat Lakers tecrübesiyle maçtan galip ayrılmasını bildi. Aynı senaryo diğer maçlar içinde geçerliydi ve New Jersey finalde Lakers’a 4-0 ile süpürülerek herkesin kafasında yeni soru işaretleri türetti. “Yoksa o kadar iyi değiller miydi?”

NEW JERSEY’NİN BEYNİ

2002-03 sezonuna New Jersey başrollerinde Van Horn-Dikembo Mutombo’nun olduğu bir takas yaparak girdi. Çoğunluğun düşüncesi takastan zararlı çıkanın New Jersey olacağıydı. Zaten 23.maçta Mutombo sakatlandıktan sonra çoğunluğun görüşü herkesin görüşü oldu. İlk beşte pivot mevkiine önceki sene finallerde Shaq’e karşı yaptığı azimli savunmayla adından


söz ettiren Jason Collins monte edildi. Hatta ilk başlarda Deke’yi aratmadı. 23 maçta Deke 7.6 sayı 7.1 ribaund istatistikleriyle oynuyordu, Collins ise ilk beş çıktığı ilk beş maçta 8.0 sayı, 7.0 ribaund gibi istatistikler hatta zaman zaman double-double’lar üretiyordu. Giden Van Horn’un yerine beş çıkan Jefferson gerek seyirciyi ateşleyen smaçları gerekse savunmadaki gayretiyle takımın Van Horn’u aramayacağını kanıtlar gibiydi. Martin ise finallerdeki gayretli oyunuyla birlikte adeta bir seviye atlamış süper starlara yakışan bir olgunlukla sadece işine konsantre olmuştu. Kidd’de takımdaki değişimden nasibini almıştı. Eskiden sadece 4. periyotta ihtiyaç duyulan skorer özelliği şimdi maçın gidişatına göre 2.-3. periyotlarda da kendini gösteriyordu. Bu istatistiklerine de yansımıştı. İlk 22 maç sonunda 21.0 sayı 8.6 asist, 6.4 ribaund ortalamaları tutturdu ve 14 maçta takımın en skoreriydi. Evet Van Horn’un gidişi takımdaki iç çekişmeleri ortadan kaldırmış olsa bile (finallerdeki Martin-Van Horn tartışması) hücumda da önemli bir silahı yok etmişti. Bazen kahramanlar olayları yaratır bazen de olaylar kendi kahramanlarını. İşte bu sezon Nets’in daha çok sayı bulması gerekti ve bunu yapacak oyuncu olarak Kidd öne çıktı. İlk başta bocalasalar da daha sonra işler rayına oturdu. Bunu Mutombo sakatken alınan art arda 12 galibiyetten anlayabiliriz. Bu seri esnasında Kittles’ın da sakatlandığını ve Harris’in onun yerine 5 çıktığını da hatırlatalım. Önceki sene benchte oturan RJ, Collins ve Harris bir anda kendilerini ilk beşte bulmalarına rağmen yerlerini yadırgamadılar ve ellerinden gelen en iyi oyunu oynadılar. RJ çocukluk kahramanı MJ’ye karşı kariyerinin en yüksek sayısına ulaştı. Haris, Kittles’ın yokluğunda beş çıktığı 15 maçta 16.5’lik bir ortalama yakaladı. Ve Collins pota altında rakip pivotlara karşı en iyi mücadelesini verdi. NJ All-Star haftasına girilirken Atlantic Division da birinciydi ve en yakın rakibiyle arasında 6 galibiyet fark vardı. Fakat aynı bir önceki sezon olduğu gibi All-Stardan sonra takım duruldu, Kidd’in yüzdesi dibe vurdu ve ardı ardına gelen yenilgilere çare bulunamadı. Yenilgilerin çoğu deplasman maçlarında olduğundan East Rutherford’a dönüldüğünde işlerin yoluna gireceği umuluyordu. Zira öyle de oldu. Evdeki galibiyetle moral bulan takım Atlantic’in zirvesinden ayrılmadı ve playoff ilk turunda Milwakuee Bucks’la eşleşti. Kidd 9 Nisan’daki Atlanta maçında 23 sayı, 11 ribaund ve 12 asist ile bu sezonki 4. kariyerindeki 50.triple-double’ını yaptı (regular sezon). Bucks All-Star haftasından sonra yaptığı takasla back court’u Cassell-Payton ikilisine teslim etmişti. Bu belki de ligin en güçlü guard duosuydu ve Jason’ın işi gerçekten çok zordu. Bu ikiliye bir de benchten Kukoc ve Redd eklenince işler sarpa sardı fakat bu noktada NJ cephesinde Martin devreye girdi ve Bucks’ın yumuşak karnı olan pota altını cehenneme çevirerek seriyi 4-2 ile NJ’ye getirdi. Kidd bu seride 18.8 sayı, 9.2 asist, 6.8 ribaund ile oynadı. Sonraki rakip ligin genç ve ateşli takımı Pacers’ı eleyen Paul Pierce’lı Celtics’ti. Geçen sene konferans finallerinde Kidd ve ailesine yönelik sataşmalar devam ediyordu fakat Kidd hiç etkilenmiyor cevabı sahada veriyordu. Celtics 4-0 ile süpürülürken Kidd 19 sayı, 9 asist, 9 ribaund ortalamalarıyla kalitesini bir kez daha kanıtlıyordu. Bu seride son maç koptuktan sonra herkes maçın bitiş düdüğünü beklerken 2 saniye kala attığı üçlük ise bazı çevreler tarafından eleştirildi. Konferans finallerinde bu defa rakip savunması ile sonuca giden Pistons’tu. Mehmet Okur’un hediye ilk maçtan sonra diğer maçlarda rakibin olmayan hücum silahlarını iyi kilitleyen Nets, Detroit‘in bir türlü çözüm bulamadığı fast break sayılarıyla sonuca gitti. Bu seride de gene bir K-Mart fırtınası esiyordu. Playofflarda 21.0 sayı, 9.8 ribaund ortalamalarıyla oynayan Martin bu serinin de Nets’e gelmesinde yardımcı oldu. Kidd, Boston serisinde yerlerde sürünen şut yüzdesini bu seride %43e çıkarmış ve 23.8 sayı, 10.0 ribaund, 6.3 asist ortalamalarıyla alışıla gelmişin dışında bir guard portresi çizmişti.

YİNE AYNI KABUS

Böylece finallerde doğu yakasını temsil etmeye hak kazanan New Jersey, batıdan gelecek rakibiyle ilk maçını yapmadan 10 günlük bir dinlenme fırsatı buldu. Detroit maçında Ben Wallace’ın ayağına basıp bileğini inciten Kidd, antrenman sırasında ters bir hareket yapınca sakatlığı tekrar nüksetti. Fakat doktorlar finalin ilk maçına kadar bunu atlatacağını söylüyordu. Ve büyük gün geldi. 4 Haziran günü SBC Center’ı 18.797 kişi doldurmuştu. Bir tarafta sezonun en iyi galibiyet derecesine, en iyi koçuna ve MVP’sine sahip San Antonio Spurs diğer tarafta ise Milwakuee serisinin 3. maçından beri yenilmeyerek 10-0 ile NBA playofflarının en uzun galibiyet serisini yakalamış Nets. Fakat bu maçta Spurs rakibini çok iyi etüd etmiş onların en iyi silahlarını, yani fast breaklerini nasıl durduracağını çözmüştü. Bu sebepten NJ hücumda zorlanıyor oyun sete dönüştüğünde çaresiz kalıyordu. Kidd 10 sayı, 10 asist, 8 ribaundluk bir performans çizse de Bowen ve Parker’ın savunmasında 4/17 gibi bir yüzdeyle oynuyor ve kendi potasını onlara karşı savunamıyordu. Savunulamayan bir başka kişi Duncan idi. MVP, 32 sayı, 20 ribaund, 7 blok ve 6 asist ile adeta NJ’yi tek başına çökertiyordu. Maçtan sonra Byron Scott, Mutombo opsiyonunu kullanmadığı için eleştirilere hedef oluyordu. Çoğu kişi ilk maçtan sonra Spurs’un süpüreceğini, Nets’in gene doğu yakasının güçsüz takımı olarak anılacağını düşünüyordu. Kidd ise yenilginin kendisinin olan sorumluluğunu üstüne alıyor, şutlarının girmediğini ama onu bu ligdeki en iyi guard yapanın şutları olmadığını söylüyordu. Nets bu olumsuz düşünceler ve eleştirilerle ikinci maç için yeniden SBC Center’daydı. İlk maçta %37 ile oynayan Nets bu maçta %42 ile şut atıyordu ve birçok kişiye göre maçın kazanılmasındaki en büyük etken buydu. Fakat gözden kaçan bir rakam vardı. O da Spurs’un maç boyu yaptığı 21 top kaybı. Kidd ve arkadaşları SA’yı kendi evlerinde 21 top kaybına zorlamış bunun getirisi olarak da maç içersinde onlardan 15 fazla top kullanmışlardı. Sonuçta Kidd “beğenilmeyen” şutlarını bu maçta sokarak 30 sayı buluyor bunun yanına 7 ribaund ve 3 asist ekliyordu. Spurs cephesinde ise ilk maçın yıldızı TD 19 sayı 12 ribaund ile oynuyor fakat kaçırdığı 7 faul atışı takımının yenilgisine maloluyordu. Stephen Jackson ise 16 sayıyla oynamasına karşın yaptığı 7 top kaybı ve son saniyede kaçırdığı 3lük ile adeta NJ için çalışıyordu. Maçtan sonra Byron Scott deplasmandaki 2 maçtan birini kazanmanın onların ilk hedefleri olduğunu ve bunu başardıklarını söylüyordu. İlk maçta da aynı şekilde mücadele ettiklerini fakat kolay şutların kaçmasının yenilgi de etkili olduğunu da ekliyordu. 3. maç East Rutherford’da, Continental Airlines Arena’daydı. İkinci maçta skor yönünden etkisiz kalan K-Mart (16 sayı) bu maçta hücumda insiyatif alıyor ve 23 sayısının yanına 11 de ribaund yazdırıyordu. NJ için sevindirici bir gelişme olarak serinin suskun ismi Kittles 21 sayı ile görevini yerine getiriyordu. Kidd gene çok kötü atıyor, 19 şutundan sadece 6’sında isabet buluyordu ama 11 asisti ile arkadaşlarına pozisyonlar yaratıyordu. Spurs cephesinde ise iki basamaklı sayılara sadece Parker ve Duncan ulaşıyordu. Tony 26, Tim 21 sayı, 16 ribaund, 7 asist ve 3 blok ile oynuyordu. Maçta NJ, San Antonio nun %42’lik şut yüzdesine %35 ile karşılık veremeyince yenilgi kaçınılmaz oluyordu. Yapılan 18 top kaybı ve kaçan 51 şut izleyicilere göre mücadelenin bir getirisi değildi. Ve birçok seyirci seriden zevk almadığını, bu kadar kötü şut atan bir takımın finale kadar nasıl geldiğini soruyordu. Sonuçta maç 84-79 Spurs lehine bitiyordu ve seri de 2-1’lik Spurs üstünlüğü oluyordu. 4. maç gene NJ’deydi. Artık Spurs’un bu maça asılıp seriyi diğer maçta bitireceğine kuşkuyla yaklaşan çok az insan vardı. Fakat NJ maçı daha çok istiyordu ve girmeyen şutları için bir çözüm bulmuşlardı: atamıyorsan attırma! Spurs maç boyunca yüzde 29 ile atıyor, Parker 1/12 ile yıldızlaşıyordu(!). NJ’de Martin 20 sayı, 13 ribaund, Kidd 5/18 şut yüzdesine rağmen son saniyelerdeki kritik faulleri sokması ve 8 ribaund, 9 asistlik performansıyla maçı NJ’ye getirenler oluyordu. Ama serinin bir başka vasat ismi Jefferson’ın da 18 sayı, 10 ribaundluk katkısını unutamayız tabii. Spurs da ise direnen gene Duncan‘dı fakat çabaları yetmiyordu: 23 sayı, 17 ribaund, 7 blok ile oynaması maçı 77-76 NJ üstünlüğüyle bitmesini engelleyemiyordu. 5. maç NJ’deki son maçtı. Tutuk başlayan bir ilk periyodun ardından neredeyse bütün maç skor çok açılmadı fakat devamlı bir Spurs üstünlüğü vardı. Ne zaman NJ yaklaşacak olsa Spurs koçu Popovich mola alıyor sonrasında TD ve arkadaşları ard arda sayılar buluyor ve farkı tekrar açıyorlardı. NJ’de 29 sayı ile oynayan Kidd’e, RJ 19 sayıyla eşlik ediyor fakat ilk beşten başka 10+ lık performans gelmeyince iş bench katkısına kalıyordu. Ama gelin görün ki bütün seri aldığı kısa sürede elinden gelenin en iyisin yapan Aaron Williams’ın 10 sayısı dışında bechte de katkı yoktu. Martin’in maçtan önce rahatsızlanması performansını etkiliyordu 4 sayı da kalan Kenyon, yaptığı 8 top kaybıyla adeta takımın içerden çökertiyordu. Ayrıca Duncan’ı yavaşlatamaması da cabasıydı. Tim ise 29 sayı, 17 ribaund ile artık alıştığımız dominant oyunlarına bir yenisini daha ekliyordu. Bir önceki maç 0/9 atarak takımının yenilgisinde önemli pay sahibi olan Malik Rose bu maçta 14 sayı buluyor Manu Ginobili de 12 sayıyla ona eşlik ediyordu. Bench savaşından da 37-16 galip ayrılan Spurs maçı da 93-83 kazanıyordu. 6. maçta seri Teksas’a taşınmıştı. SBC Center tarihi günlerinden birini yaşıyordu. Seyirciler Amiral David Robinson’ın son maçı olacağına inandıkları bu maçı kaçırmamak için yerlerini almışlardı. Fakat maçın başlama düdüğüyle beraber NJ herkesi şaşırttı. Maçın üç periyodunu önde götüren NJ, son periyoda 63-57 önde giriyordu. Fakat 4. periyotta başlayan Spurs fırtınasına engel olamıyorlardı. 19-0’lık bir seri yakalayan Spurs, Kidd ve arkadaşlarını adeta yıkıyordu. 4. periyoda kadar %43 ile oynayan NJ, son periyot sadece 14 sayıda kalıyor ve 31 sayıyı potasında görüyordu. Maç sonunda NJ’nin saha içi isabet oranı % 35 ti. Takımın finale çıkmasında büyük emeği olan Bucks ve Pistons serilerinin kahramanı Kenyon Martin bu maçta 23 şutundan sadece 3 de isabet buluyor ve yenilginin baş sorumlusu oluyordu. Ribaundlarda 55-35 ezilen, bench skorlarında 31-17 geride kalan NJ için yenilgi ne kadar moral bozucuysa son senesini yaşayan Robinson ve 19 senelik kariyeri boyunca tek şampiyonluğunu bu sene gören Kevin Willis için o kadar mutluluk vericiydi. Finalin kahramanı 2 blokla NBA tarihine adını altın harflerle yazdırmayı kaçıran ama gene de 21 sayı, 20 ribaund, 10 asist ve 8 blokluk performansıyla Finallerin MVP’si ödülünü sonunda kadar hak eden Duncan’dı. Nets de ise Kidd gemisini kurtaran kaptan olmayı bu sene de başaramıyor umutlarını gözyaşları içersinde gelecek seneye bırakıyordu.

 

Jason Kidd  

WHAT THE KIDD DID

Evet, New Jersey gibi diplerde dolaşan ve NBA’de hiçbir başarısı olmayan bir takıma gelip çehresini değiştiren ve şampiyonluk yarışına sokan Jason Kidd, ne yazık ki 2.NBA Finali deneyiminden de boynu bükük ayrıldı. Fakat iki sene evvele göre Nets kadrosuna sadece Kidd ve Jefferson’ın eklendiği düşünülürse şu anda şampiyonluğu kaçıran Nets’in, pota altını domine edecek bir uzun ile çok yakın bir zamanda tekrar NBA Finalinde ve bu sefer ellerinde şampiyonluk kupası ile görebileceğimizi düşünmek çok da hayal değil. Basketbol oyununa hız ve zekası ile renk katan Kidd’i ve takımı Nets’i izlemeye devam edin, göreceksiniz çok çok yakında NBA’deki Batı hegomanyasını kıracak takım onlar olacak. Tabi Jason Kidd’in bu sezon bitecek anlaşmasını yenileyebilirlerse!.

1-2-3-4-5

 

 

 

 

 

 
Copyright © 2005 KULAÇ / Sports.
 

Bu site içerisindeki video, resim, yazı vb. her türlü içerik ancak Genç Basket.com kaynak gösterilmek suretiyle kopyalanabilir.