|
Siz ne kadar fast break
şansı yakalarsanız yakalayın
eğer takım arkadaşlarınız
işin en kolay kısmını, yani
topu çemberden geçirmeyi
başaramıyorsa fast breakler
hiç bir kazanç sağlamaz.
Üstüne üstlük takımı yorar.
Phoenix yönetimi de
muhtemelen bunu biliyordu
fakat Kidd’i kurban etmek
tüm takımı baştan
yenilemekten takdir
edersiniz ki daha kolaydı.
“Çoğu kişi deli olduğumu
düşünüyor, fakat bazen
başarmak için deli
olmalısınız. Gerçekten bunun
[takasın] benim için çok iyi
olduğunu düşünüyorum. Aynı
derecede Nets için de. Bence
fırsat, mücadeledir, kendini
kanıtlamaktır. Ve şu durumda
ancak maçları kazanarak
kendimizi kanıtlayabiliriz.
Ben buna hazırım. Biz buna
hazırız.”
Jason Kidd
BU SEFER Kİ YOLCULUK DOĞU’YA
Bu seferki takas haziran
da NBA Draft’inden hemen
sonra yapıldı. Başrollerde
ise Jason Kidd ve onun hiç
benzemek istemediği türde
bir guard olan ve “kağıt
üstünde” Suns’ın aradığı,
taraftarı tribüne
çekebilecek atan, tutan,
koşan, coşan, coştukça
coşturan, ateşli Nets gardı
Stephon Marbury vardı.
NBA’de iki gerçeklik
tartışılmaz: “Turnikeye
girerken atılan fazla adım
steps değildir ve New
Jersey’de oynamayı kimse
istemez!” aslında Kidd, NJ
ye takas edilmekten çok, bu
takası takımdan gelen bir
telefon yerine tıpkı halkın
geri kalanı gibi medyadan
öğrenmeye sinirlenmişti.
Fakat ertesi gün yapılan
basın toplantısında daha
önceki senelerdeki olayların
getirdiği deneyimle
soğukkanlılığını korumuş ve
olgun davranarak sorulara
cevap vermişti. Tabi ki
herkesin kafasındaki en
önemli soru Ocak ayındaki
tutuklanmanın bu takasta
etkili olup olmadığıydı.
Jason’ın cevabı “Tabi
olabilir. Ama çoğunluk bunun
basketbolla alakalı bir
karar olduğu konusunda
birleşecektir.” şeklindeydi.
Ülkenin diğer tarafında ise
başka bir basın
toplantısında NJ Nets
başkanı Rod Thorn yeni
guardlarının takıma
kazandıracakları hakkında
konuşuyordu: ”En büyük 3
problemimiz ribaund almak,
savunma ve takım kimyasıydı.
Sadece bir takasla bu üç
alanda da eksiklerimizi
giderecek konuma geldik”
Kidd, NJ’e geldiği zaman
öncelikle kafasında bazı
olayları çözmesi gerekti.
Mesela Nets’in aslında çoğu
insanın düşüncesinin aksine
kötü bir takım olmadığını
fakat bir türlü gereken
patlamayı yapamadığını
anladı. Bunun da tabi ki en
önemli sebebi sakatlıklardı.
Önce büyük umutlar bağlanan
Kerry Kittles’ın sakatlığı
daha sonra 2000
draft’ında 1.sıradan seçilen
Kenyon Martin’in kırılan
ayağı Nets’in istenilen
sonuçları almasına engel
oluyordu. 2001-02 sezon
başında New Jersey Nets’in
kadrosu Kidd için biçilmiş
kaftandı. Martin ve Kittles
gibi iki süper bitirici
özellikleri yüksek oyuncu,
set hücumunda şut
kullanabilecek Van Horn gibi
düzgün bilekli bir forvet,
Todd MacCoulloch gibi vasat
ama uzun bir pivot.
Benchte ise Aaron Williams
ve Lucious Harris gibi
deneyimli iki görev adamı,
seyirci coşturan smaçlarıyla
çaylak Richard Jefferson. Ve
hepsinin ortak özelliği:
Kazanamaya dolayısıyla
başarıya olan açlık...
Başkan Thorn ve koç Byron
Scott’a göre Nets’in
başarısı için gereken iki
etmen, az sakatlık ve
başarılı bir önderlikti.
Sakatlıkların kaçınılmaz
olduğu düşünülürse önderlik
konusunda Jason devreye
girdi ve kendinden önceki
Marbury’nin aksine takım
arkadaşlarına duyduğu saygı
ve güven ile onlardan en
yüksek derecede yararlandı.
Özellikle sezon ortasında
verdiği “playofflardayız”
demeçleri de bunun bir
göstergesiydi. “Çoğu kişi
deli olduğumu düşünüyor”
diyordu Kidd, “Fakat bazen
başarmak için deli
olmalısınız. Gerçekten bunun
[takasın] benim için çok iyi
olduğunu düşünüyorum. Aynı
derecede Nets için de. Bence
fırsat, mücadeledir, kendini
kanıtlamaktır. Ve şu durumda
ancak maçları kazanarak
kendimizi kanıtlayabiliriz.
Ben buna hazırım. Biz buna
hazırız.” Bütün bu sözler
koç Scott’a adeta bir şarkı
gibi geliyordu. İnanmak
başarmanın yarısı derler. NJ
sezon başında ligi kafasında
çözmüş başarıya giden yolu
önceden kestirmişti. Geçen
seneki 26-56’lık kötü
dereceye sahip takımdan
farklı olan sadece 4 çaylak
oyuncu (RJ, Scalabrine,
Collins, Brendan Armstrong)
ve point guard Jason Kidd’di.
Bu kadar az değişiklik
başarıyı beraberinde
getirebilir miydi?! Koç
Scott sezon öncesi kampından
bir gün önce Jason’ın takıma
söylediği lafları
hatırlatıyor. “Kaybetmeye
mahkum değiliz. Hepimiz sıkı
çalışırsak başarıya takım
halinde ulaşabiliriz.” Ve
devam ediyor odadaki herkes
sandalyesinin üstündeydi!
Tabi ki her zaman görünmeyen
kahramanlar vardır. Koç
Scott da onlardan biriydi.
Yavaş ama emin adımlarla
Nets’i Jason’ın en verimli
olacağı takım kalıbına
soktu. Savunmada mücadele,
her iki pota altında
ribaundlar ve rakibin oflama
puflamaları arasında devamlı
hareket eden bir top. İşte
bu Jason’ın stiliydi ve
Suns’ta ortaya koyamadığı
hızlı oyun NJ de dişlilerin
çalışması gibi tıkır tıkır
işliyordu. Komuta
Kidd’deydi ve oynayanlar
oynadıkları oyundan
izleyenlerde sahadaki şovdan
büyük keyif alıyorlardı.
Kampın ilerleyen günlerinde
Nets’in starları kendilerini
bulmaya başladılar. Van Horn
1.80lik bir şutor gaurd
değil de 2.10’luk bir forvet
olduğunu, Kittles ise eli
sıcakken durdurulamadığını
hatırladı. Martin ise
Kidd’in sayesinde bir kaç
yeni numara öğrenmişti.
Fakat en önemlisi üçünün de
kendilerine güvenleri yerine
gelmişti. Aynı şekilde
çaylaklar da takıma
rollerini öğrenmiş, uyum
sağlamıştı. Herkes gereken
katkıyı yapıyordu. İşler
böyle gittiği sürece Nets’in
playoff’a girmemesi için hiç
bir engel yoktu. Kamp bitip
de sezon başladığında kimse
-taraftarlar bile- Nets’in
sezon içinde 50 galibiyet
alacağını düşünmüyordu.
Bunun için takım kalitesini
önce kendi taraftarlarına
ispatlamalıydı. Sezonun
ilk maçında Indiana Pacers’a
karşı 9000 taraftar
Continental Airlines
Arena’da yerlerini almıştı.
Bun bir NBA maçı için düşük
bir rakamdı. Fakat bu bile
Kidd için sıcak bir
“merhaba” sayılabilirdi.
Dakikalar geçtikçe Nets geri
düşmeye başladı. Herkesin
kafasında aynı düşünce
hakimdi “yeniden başlıyoruz,
değişen bir şey yok, lig
sonunculuğu, bekle Nets
geliyor!” fakat son
periyotta inanılması güç bir
değişim yaşandı. Geçmiş
seneler olsa son periyotlar
New Jersey taraftarları için
bir işkence gibi geçerdi.
Çünkü maç zaten ilk 3
periyotta bitmiş olur, 4
periyot rakip takım
çaylaklarını ve normal
sezonda süre almayan
oyuncularını sahaya sürer
adeta taraftarlarla dalga
geçerdi. Taraftarlar ise
salonu terk ederdi. Fakat bu
sefer farklıydı. Kidd ve
takım arkadaşları maçı
bırakmamıştı ve Pacers
lehine olan 11 sayılık farkı
kapatmışlardı. Bu muhteşem
geri dönüş sonucu Nets
evinde 103-97 kazanmıştı.
Oyuncuların ve teknik
heyetin yüzündeki gülüş
taraftarların inançsızlığını
silip atmıştı. Kidd’in yeni
forması ile ilk maçında
rakamları ise 14 sayı, 10
ribaund, 9 asist ve 4 top
çalmaydı. Nets’in bundan
sonraki sekiz rakibinden
altısı da Pacers ile aynı
kaderi paylaştı. Fakat
bunlardan bir tanesinin New
Jersey adına anlamı
diğerlerinden çok çok
farklıydı. Nets
taraftarlarının ligde en
“kıl” oldukları takım olan
New York Knicks’e karşı
alınan 26 sayılık galibiyet.
Maç adeta bir karnaval
havasında geçmiş
rotasyondaki herkes görevini
eksiksiz yerine getirmiş ve
taraftarlara inanılmaz bir
şov sunulmuştu. Kidd bu
maçta sadece 9 top
kullanıyor ama 12 sayı ve
özellikle15 asisti ile bütün
takım arkadaşlarını
eğlenceye katıyordu. New
Jersey daha sonra Seattle’ı
106-94 ile geçti. Kidd yakın
arkadaşı Payton’ın
karşısında 16 sayı, 13 asist
ve 9 ribaund ile baskın
geldi. Maçtan sonra iki
guardı karşılaştırması
istenildiğinde Koç Scott
gülerek “Tek fark Payton’ın
çenesi çok daha fazla düşük”
diyordu. Jason konuşmasını
saha dışında yapıyordu.
“Nets şu ana kadar oynadığım
en iyi takım, sanırım.
Atletik ve yetenekli. Evet
uzak ara en iyi takım. Eğer
kimse sakatlanmazsa hepimiz
eminim daha çok keyif
alacağız”. Aslında bütün
bunlar Jason’ın dahiliğiydi.
Kidd tarafından medyaya
övülen Kittles ve Van
Horn’un gururu okşanmıştı.
Artık maçlarda kendilerine
daha çok güveniyorlardı. Bu
duruşlarına bile yansımıştı.
Fakat tabi ki maçlar
kazanılmaya başladıkça
takımda bir rehavet oluştu.
Bunu da düzeltmek Kidd’e
kalmıştı. Yaptığı
açıklamalarda henüz batıya
deplasman turuna
çıkmadıklarını yani henüz
tam anlamıyla kendilerini
sınayamadıklarını
söylemişti. Korkulan oldu ve
Nets batı turunun ilk
maçında Denver’a boyun eğdi.
Eleştiri oklarının hedefinde
1/10 üçlük isabetiyle
oynayan Jason Kidd vardı.
Sonraki maç Jazz ileydi.
K-Mart’ın John Crotty ile
dalaştığı Malone’un da daha
sonra olaya dahil olduğu
maçta New Jersey gülen taraf
oluyordu. Batı turunun ilk
galibiyeti böylelikle ikinci
maçta gelmişti. Sonraki iki
maç Clippers ve Kings’e
karşıydı. Jason her iki
maçta da triple-double
istatistikleri elde ederek
yeni takımına ne kadar
alıştığını bir kez daha
gözler önüne serdi. Eve
döndüklerinde Nets hala
Atlantic Dvision’da liderdi. |
|