|
Japonların taze balık merakı
ve keyfi meşhurdur.
Balıkçıda balık yerken bile
o balığı canlı ve hareketli
olarak görmeden pek yemek
istemezler. Japon
balıkçıları da bu keyfi
verip müşterilerine taze
balık yedirmek için birçok
çareye başvurmuşlar.Balıkçı
teknelerine büyük buzluklar
yaptırmışlar.Ama sahile
dönene kadar balık
tazeliğini yitirirmiş. Sonra
teknelere havuzlar
yapmışlar.Yine aynı
netice.En sonunda havuzlara
demir kafesler içinde köpek
balıkları koymuşlar.Tutulan
balıklar havuzda yüzerken
köpek balığı korkusundan hep
hareketli ve hep tedirgin
olduğundan,sahile gelene
kadar tazeliğinden birşey
kaybetmiyormuş. Sahile
geldiğinde de taze balık
hastası Japonlar için
taptaze ve çok lezzetli bir
yiyecek oluveriyorlarmış.
İşte hikaye bu.
Kıssadan hisse; başarı ve
istikrar için her zaman
içimizde bir köpekbalığı
bulundurmamız
gerekiyor.Şimdi diyeceksiniz
ki;içimizde bulundurmamıza
pek gerek yok,etrafımızda o
kadar çok ki,her zaman
tedirgin,gergin,hareketli,heyecanlı
ve canlı canlıyız.Artık bu
size kalmış.Ama ne derseniz
deyin,rehavet ve gevşeklik
insanın ve bütün canlıların
kanında vardır.Bu rehaveti
ve ataleti atacak;içimizdeki
potansiyali ortaya çıkaracak
dış etkenlerden oluşan bir
motivasyon aramaksızın,"
Self Motivation " denilen
kendi kendini motivasyon
sistemini,yani içimizdeki
köpekbalığını hep uyanık ve
işler halde tutmalıyız.Bu
bizi daha dahalara
götürecek,hedeflerimizi
yükseltecek,bilgi ve
tecrübemizi artıracak,çok
çalışmaya sevkedecek,neticede
istikrarlı başarılar
yakalamamızı ve
şampiyonluklar kazanmamızı
sağlayacaktır.
Türk Telekom'un önlenemez
yükselişi ve başarıları,Akatlardaki
son 20 sayılık Beşiktaş
zaferinin ardından Ercüment
Sunter'in mikrofonlara adeta
haykırarak feveranı,Türk
Telekom takımının içinde
köpekbalığı bulundurduğunu
gösterdi sanki. Ne demişti
Sunter " İspanyada
Barcelona'yı,Real Madrid'i
deviren hem ülkesinde hem de
ULEB CUP' ta şampiyonluğun
en büyük favorilerinden
gösterilen kupanın Beşiktaş
ile birlikte namağlup takımı
olan Juventut Badalona'yı
biz değil de üç büyüklerden
biri yenseydi basında
manşetlerden inmezdi.Ancak
bizim büyük başarımız birer
satırla geçiştirildi.Teessüf
ediyorum." Belli ki dolmuş
Ercüment Sunter.İçine ata
ata birikmiş.Sonunda da
patladı.Ben de öyleyim
ya,neyse.Bende Sunter gibi
bir gün patlayabilirim
ama,zamanı ve yeri
gelirse.Bizimki de ayrı
hikaye,ama herkesi bişekilde
ilgilendiren hikaye.Yani
basketbol dünyamızın
sorunları.Bencillik,baş olma
sevdaları,haset,kibir;beni
seveni,yandaşlarımı
yükseltirim ters gideni ters
yüz eder, silahımı çeker
alaşağı ederim
anlayışı.Herkesin kendine
göre silahları var,önemli
olan bu silahları hep
iyiniyetle Türk
basketbolunun menfaati ve
geleceği için olumlu yönde
kullanmak..Türk basketboluna
hizmet eden,emek veren
insanları yok etmek değil,ön
plana çıkarıp onore etmek ve
hizmetlerinin artması için
motive etmek..Sevgi ve saygı
anlayışı içinde birlik ve
beraberlik ruhuyla Türk
basketbolunu layık olduğu en
yüksek mertebeye çıkarmak
için antrenörüyle,
yöneticiyle, oyuncusuyla ve
basınıyla topyekün
seferberlik ilan edip, savaş
baltalarını kırmak ve hep
beraber barış çubuğunu
tüttürmek.Millet olarak bir
bütün olmak.Yani
acıyı,tatlıyı,başarıyı,üzüntüyü
paylaşmak neticede ruhen
mutlu ve huzurlu olmak..
Neyse yaram deşildi de..Ben
yaramı sararım.30 yıllık
basketbol antrenörü olarak
en azından bu camiada kimin
ne olduğunu öğrendim.Alt
seviyede de olsa çok
şampiyonluklar ve istikrarlı
başrılar kazandım.Türk
basketboluna hizmet ediyorum
diyen gazete ve site
sahiplerinin ayaklarına
gittim.Kendim içn değil ama
Türk basketboluna örnek
olması,kulüplerimizi ve
gençlerimizi teşvik etmesi
adına bu başarılardan
bahsedin biraz dedim.Ben
zaten basketboldan, Türk
basketboluna hizmet etmekten
başka bir şey beklemedim.Bir
satır bile yazmadılar.Daha
neler neler.Çok kırıldım ama
hiç kırmadım.Aldatıldım ama
hiç aldatmadım.Kul hakkı çok
ama çok önemli benim için
çünkü. Baktım işler kırma
noktasına geliyor. Çekildim,
bıraktım, vazgeçtim. Ben
bıraktım ama basketbol beni
bırakmadı, geri döndüm.
Gerekirse yaşadıklarımı ve
insanların art niyetli
davranışlarını detaylarıyla
ve uzun uzun hem RİBAUND
programında hem de
yazılarımda
anlatırım.Halkımızı
bilinçlendirmek adına bu
olumsuzlukları kendi
yöntemimle mesaj ve ders
verecek biçimde olumlu bir
neticeye bağlayarak herkes
için mutlu sonla bitecek
şekilde bağlarım.Ancak şunu
da kesinlikle söyleyebilirim
ki kim bana ne yaparsa
yapsın kimseye düşmanlığım
yok,yaradılışım gereği
olamaz da zaten.Kalbimi
yokluyorum bi şekilde
bağlantılarım olan iyilik
veya kötülük yapan herkese
karşı sevgi doluyum.O
kimseler de kalbini
yoklasın.Eminim ki onlar da
bana karşı sevgi
doludur.Çünkü kalp kalbe
karşıdır.
Türk Telekom ve Ercüment
Sunter büyük işler yaptınız.Badalona
zaferi gerçekten çok
konuşulması gereken büyük
bir başarı.Konuşuruz
da.Gelin RİBAUND programıma
konuk olun.Uzun uzun
konuşalım maç görüntüleri
eşliğinde. Biz, RİBAUND
programında yorumcum Engin
Bayav ile tanıdık taımadık
ayırımı yapmadan Türk
basketboluna hizmet eden
bütün emekçileri
ağırlıyoruz.Bazen
eleştiriyoruz.Ama yapıcı bir
şekilde.İstediğin zaman bizi
ara Ercüment Sunter.Konuk
alalım.Telekomun
başarılarını,artılarını ve
eksilerini
konuşalım,seyirciyi
aydınlatalım.Aynı üç
büyükler,Efes ve coachları
gibi.Karşıyaka ve iki
Antalya takımı da öyle.Ama
bir farkla, ilk beş takım şu
sloganı ve besteyi koro
halinde söylüyor." Avrupa
Avrupa duy sesimizi,şu gelen
Türklerin ayak sesleri.."
Bu pazar akşamı saat
20.10-21.10 arasında canlı
yayınlanan MELTEM TV' deki
RİBAUND programında Milli
takımlar menajeri Harun
Erdenay konuğumuz.Onunla hem
milli takımı,hem Türk
basketbolunu ve
takımlarımızın son
durumlarını maç görüntüleri
eşliğinde masaya
yatıracağız.
Basketbolseverleri
aydınlatmaya çalışacağız.
Programın tekrarı da aynı
gece 01.00-02.00 arasında.
Bütün takımlarımıza
başarılar dilerken, RİBAUND
programı olarak Türk
basketboluna emeği geçen
herkese teşekkürlerimizi
sunmayı bir borç biliyoruz.
11.01.2008
|