|
Bu konu aslında benim
basketbol anlayışımla doğru
orantılı. Yıllardır üzerinde
ısrarla durduğum, 1 ' den 5
numaraya kadar bütün
pozisyonların özellikle
uzunların ideal
özelliklerinin,bizim
basketbolcularımızda tam
anlamıyla yerleşmediğini ve
bu bireysel eksikliklerin de
takımlarımıza ve özellikle
milli takımımıza olumsuz
yansıdığını tespit etmiştim.
Ta 1988-90 larda bir yandan
Türkiye gazetesinde
basketbol yazarlığı öte
yandan da basketbol
antrenörlüğü
yaparken,gazetede BASKETBOL
POZİSYONLARI başlıklı bir
yazımda;yaptığım
araştırmalara ve
gözlemlerime dayanarak,bütün
pozisyonların özelliklerini
ve güzelliklerini;bu
pozisyonların en ideal
oyuncularının o zamanlar
ülkemizdeki ve NBA' deki
örneklerini göstererek
kaleme almıştım.Tabii
zamanla her şey değiştiği ve
geliştiği gibi bu alanda da
gelişim ve değişimler
olmuştur.
Zaten değişime uğramayan
sadece değişimin
kendisidir.Ha bir de...Neyse
bundan sonrasını ilerde
zamanı ve yeri geldiğinde
anlatırız.Biz konumuza
dönelim.
Çeyrek finalde benim
özellikle üzerinde durmak
istediğim, gözüme çarpan ve
çok hoşuma giden
gelişmeler;Oğuz Savaş'ın
artık oturmaya başlayan ama
Kerem Gönlüm'ün ve Ömer
Aşık'ın ilk defa gördüğümüz
başarılı ÜÇLÜKLERİ idi.
Bir defa 4 numara'nın hatta
5 numaranın üçlükleri ve de
dışarıdan penetre ile
penetre üzerinden jump shot
ve yüklenmeleri;orta mesafe
şutları,post up hareketleri,ribaund
ve savunmasının yanında artı
değerler olarak artık
çağımız basketbolunda olması
gereken özellikler.
Daha da ileri gidelim, bu
uzunlar,en az 3 numara gibi
bir dripling ve pas
fundemental'ına da sahip
olurlarsa tadından yenmez.
Şimdi artık esasında 4 ila 5
numara arasındaki fark
eskisi kadar fazla
değil.Yani çabukluklarını
geliştirip süratlenirlerse
2.10 civarında iki uzunu
aynı anda oynatabilirsiniz.
Burda en büyük handikap,
fast break yeme yani geri
süratli ve çabuk koşamama,
bir de dışarıdan oynayan
rakip uzunu tutma/savunma
korkusudur.İşte bu iki
durumda da sıkı ÇABUKLUK
çalışmaları ile durumu
düzeltebilirsiniz.
Yani Fenerbahçede 2.10' luk
iki dev adam Oğuz Savaş ile
Ömer Aşık'ın birarada
oynamasının doğuracağı
artılar ve
avantajlar,eksiler ve
dezavantajlarından çok daha
fazla.Vidmar'da bu ikisinden
biri ile birlikte
oynayabiliyor.
Şimdi Semih iyileşip de
takıma katılınca artık o da
bu yukarıda saydığımız
özelliklere sahip olup daha
fazla süre almak için çok
çalışacaktır sanırım.Hatta o
daha bir atletik ve iyi bir
fundemental'a sahip
olduğundan,bu artısının
üzerine kendisi de katarak
ve çok çalışarak 3 numara
bile oynayabilir zaman
zaman.Neden olmasın.İnsan
yeter ki istesin.
Geçen sezon RİBAUND
programında o zamanki
yorumcum Hakan Yavuz ile
basketbolcularımızı ve milli
takmımızı masaya yatırırken
Kerem Gönlüm'ü de mercek
altına
almıştık.Hakan,Kerem'in
üstün özelliklerini sayıp
transfer piyasanın altını
üstüne getireceğini
savunmuştu.Tabii teklifler
yağacağı ve Efes'in de
bırakacağı varsayımlarına
dayanarak.
Ben de dedim ki;Kerem'in
savaşçı,mücadeleci
kişiliğine,ribaundçu ve
savunmacı özelliklerine
saygım sonsuz,ancak,şayet 4
numaraysa niye hiç üçlük
atamıyor ve de orta mesafe
şutları zayıf,5 numara ise
neden post up repertuarı çok
zayıf.Kerem'in artı
özellikleri o kadar fazla iş
yapıyor ki maçlarda,bu
eksileri sırıtmıyor,diğer
oyuncular da özellikle Ermal
ve Amerikalı uzunlar onun
eksilerini kapatıyor.
Kerem,diğer basketbolculara
göre belki de geç
başladığından kısa sürede
yapabileceği ve milli
takımın kadrosunda bile
rahatlıkla
oynayabileceği,uzunda aranan
temel özellikleri öğrenmiş
ve zekasıyla oynayarak da
hem takımında hem milli
takımda şimdiye kadar büyük
işler yapmış yürekli ve
hepimizin sevdiği efendi bir
basketbolcu.
Post up
hareketlerinde,özellikle
hook shotlar da son maçlarda
etkili oluyor ve gelişme
gösteriyordu.Ancak bu son
Beşiktaş maçında üstüste
attığı iki tane üçlük,bu
alandaki eksiğini de
kapatmak için çok ama çok
çalıştığını gösterdi.Benim
gönlümde de taht kurdu.İdeal
bir 4 numara olmak üzere.Yaş
hiç önemli değil.Öğrenmenin
ve gelişmenin yaşı
yoktur.Hani güzel bir söz
var.Beşikten mezara kadar
ilim öğrenin,diye.İşte
basketbol da her yönüyle çok
zengin ve sonu olmayan bir
ilim dalı.Önemli olan
basketbol zekasına sahip
olmak.Bu zeka zaten
Kerem'de,yukarıda saydığım
uzunlarda ve diğer iki milli
uzunumuz Kaya Peker ve Ermal'
de de fazlasıyla var.
Şimdi bu saydığımız çok
yönlü uzun oyuncularıımızın
hepsi üst seviyedeki Avrupa
kupası maçlarında bol bol
süre alarak ve de kendi
pozisyonlarındaki ünlü rakip
oyunculara karşı
oynayarak,hem kendilerini
geliştiriyorlar hem de milli
takımda artık uzun
rotasyonunda sorunun
olmadığını gösteriyorlar.Ha
tek bir sorun olabilir ki,bu
da coach'un bu uzunları
değiştirirken adaletli bir
değişimi başaramamasıdır.
Aynı Kerem gibi Ermal'de son
zamanlarda istikrarlı bir
çıkış içinde.Yani Efes'i
Kerem-Ermal ikilisi taşıyor
bile diyebiliriz.Ne kadar
güzel bir gelişme Türk
basketbolu adına.Aynı
Fenerdeki gibi Efeste de bu
Türk uzunların takımlarını
sürüklemeleri özlenen bir
tablo.
Bundan sonraki yazılarımda
ve RİBAUND programında da
inşallah 2 numaraları mercek
altına alacağız.
Ha bu arada bir dip not da
ilave edeyim.Bizim
çocukların büyük gelişimi ve
süreleri arttıkça takıma
katkılarının yanısıra;
Efeste Hutson da biraz daha
süre alırsa,çok büyük
yüzdeli orta mesafe şutları
gerekse pota altında top ona
inerse aynı Ermal gibi
sonuca giden oyunuyla
Efes'in daha önceleri
yumuşak karnı gözüken pota
altını en kuvvetli tarafına
çevirecekler gibi geliyor
bana.Hele,bizim Ömer Aşık
kadar olmasa da,blok ve
ribaund özelliği çok fazla
olan Woods da takıma
katkısını artırırsa Efes'ten
Euroligde umutlanabileceğiz
galiba.Sistem olarak
baktığıımızda,Beşiktaş
maçında,sezonun başında çok
beğendiğimiz Transition
offence' a tekrar başarılı
bir şekilde geri dönmeleri
de;sistem konusundaki
eleştirilere kulak
verdiklerini ve çok kafa
yorduklarını göserdi.
Türk basketbolunda Kerem
Gönlüm'ün başarma azmini ve
yukarıda saydığımız üstün
özelliklerini ve de en
önemlisi beyefendi ve
saygılı kişiliği ile
kazandığı saygınlığı genç
basketbolcuların örnek
almasını diliyorum.
12.02.2008
|