|
hem de yakınlarda bulunan bir basketbol takımının koçluğunu yapıyordu,
bu yüzden Wade mali açıdan çoğu zaman rahat olmuştur. Babasının koçluk
yaptığı takımın lideri üvey kardeşi Demetrius'tu. Demetrius ve
babasından öğrendikleri sayesinde bir basketbol hastası olan Wade, o
zamanlar Michigan State ve Chris Webber hayranıydı. Wade başarılı bir oyuncu
olamıyordu ne kadar uğraşırsa uğraşsın. Zayıf fundementalinin yarattığı
sorunları gücü ve zekasıyla aşmaya çalışıyordu. Liseye geçtiğinde kardeşi
Demetrius gibi H.L.Richards lisesine kaydoluyordu. Bu lisenin Amerikan
futbolu programı ön plandaydı ama basketbola da önem veriyorlardı. Bunda da
en büyük etken takımın yıldızı Demetrius'tu. Wade lisede Amerikan
futbolunda daha fazla dikkat çekse de içindeki basketbol aşkı nedeniyle
amerikan futbolunu seçmiyor, basketbola devam diyordu. Wade takımda ön
planda değildi ve sezon boyunca fazla şans bulamamıştı. Ön plana çıkmak
takımın yıldızı olmak için yazın dış şutu ve top hakimiyeti için özel
çalışma yaptı. Bu arada boyu da 1.91 olmuştu. Demetrius'un liseden mezun
olması ve Wade'in yazın yaptığı çalışmaların etkisiyle Wade takımın en
önemli oyuncusu oluyordu. Birebirde rakiplerini çok kolay geçen ve post
up'ta rahatça sayı bulabilen Wade son saniyelerdeki başarısıyla da dikkat
çekiyordu. Son saniyelerde top artık her zaman Wade'in elindeydi. 20.7
sayı 7.6 ribaund ortalamalarıyla Wade o sezon Chicago'da bayağı dikkat
çekiyordu. AAU turnuvasında Illionis Warriors'un koçluğunu yapacak olan
Larry Butler Wade'in adını duymuştu ve onun takımına liderlik yapmasını
istiyordu. Wade'in Illıonis ile oynadığı maçlar onun adını duyurmasını
sağladı ve üniversite koçları artık Wade'e programlarında bir yer açmasını
sağladı. Wade lisedeki son senesine girerken Marquette, DePaul, ve
Illionis State gibi üniversitelerden teklifler geliyordu. Wade lisedeki
son senesinde 27 sayı 11 ribaund ortalamalarını tutturuyordu. Wade'in
derslerdeki düşük notları üniversitelerin ona burs vermelerini engelliyordu.
Çünkü üniversiteler Wade'in ne kadar başarılı bir basketbolcu olursa olsun
üniversitelerde akademik açıdan tutunamayacağını düşünüyorlardı. Ancak
onu Marquette üniversitesi kabul etti.Yalnız bir kural vardı. Düşük notları
nedeniyle ilk sezon forma giyemeyecek, sadece antremanlara katılacaktı.
Deplasmanlara gitmesi yasak olan Wade'e assitan koç bir cep telefonu almıştı
ve Wade'i her deplasman maçından sonra takım arkadaşlarıyla konuşturuyordu.
Yazın çok çalışan hatta vücuduna 9 kilo KAS ekleyen Wade yeni sezonu
sabırsızlıkla bekliyordu. Üniversitedeki ilk 5 maçında 20.0 sayı 9 ribaund
4.8 asist ortalamalarını yakalayarak kendisine güvenenlerin güvenini boşa
çıkarmamıştı. Wade'in sürüklediği Marquette üniversitesi March Madness
adı verilen üniversiteler arası turnuvaya katılıyordu ancak ilk maçta şok
bir sonuçla eleniyordu. Wade sezonu 17.8 sayı 6.6 ribaund 3.4 asist 2.47
top çalma 1.13 blok ortalamalarıyla bitiriyordu. Conference USA'nin en
iyi beşine seçilmişti. Wade ayrıca o sezon okul tarihinde bir sezonda en
fazla sayı atan sophomore oyuncu oluyordu. Wade o yaz baba olmuştu. Zaire
isimli bir çocuğu olmuştu Wade'nin. O artık daha fazla sorumluluk alması
gereken bir oyuncuydu. Wade üniversitedeki üçüncü sezonunda bir
süperstar olma yolunda ilerliyordu. Mart ayına gelindiğinde Wade yine
erken elenmek istemiyordu. Ecel terleri dökmelerime rağmen ilk turdaki
rakiplerini geçiyorlardı. İkinci maçlarında ise Wade'in üstün performansıyla
kazanan Marquette son 16 takım arasına kalıyordu. Sıradaki maçı zor da olsa
kazanan Marquette 26 yıl sonra final-four'a kalıyordu. Rakip Kirk Hinrich ve
Nick Collison'un sürüklediği Kansas'tı. Wade iyi oynamasına rağmen takımının
kötü oyuınu Marquette'e mağlubiyeti getiriyordu. Amerikanın en iyi
üniversite beşine seçilen Wade 21.5 sayı 6.3 ribaund 4.4 asist 2.12 Top
çalma 1.30 blokla oynamıştı. O yaz Drafta girmeyi kafasına koyan Wade'in
ilk 10 sıradan seçilmesine kesin gözüyle bakılıyordu.
|
|