|
Nowitzki NBA’deki kariyerine
biran önce başlamak için
sabırsızlanıyor olsa da
NBA’de devam eden lock-out
nedeniyle sezonun başlangıç
tarihi bir türlü
belirlenemiyordu. Bu
koşullar altında Nowitzki
lig başlayana kadar
Almanya’ya geri dönerek DJK
Wurburg’da maçlara çıkmaya
karar verdi. Stern ve Ewing
anlaştığında ise Nowitzki,
Almanya’da 22.9 sayı ve 8.4
ribaund ortalamalarıyla
oynamaktaydı. Nowitzki, -Nelson’ı
eleştiren gazetecileri
sevindiren bir şekilde-
aslında çaylak sezonuna çok
da parlak istatistiklerle
başlamadı. En azından bugün
olduğu gibi büyük bir
oyuncuya dönüşebileceği
tahmin edilemiyordu. Dirk, o
sezon 47 maçta görev alırken
yaklaşık olarak maç başına
sahada kaldığı 20.2 dakikada
8.2 sayı ve 3.4 ribaund ile
oynamıştı. Bu arada Michael
Finley’nin çabalarına rağmen
kötü gidiş devam ediyor ve
Mavs oynadığı 50
karşılaşmanın 36’sından
mağlup olarak ayrılıyordu.
Dallas Mavericks’in 1999-00
sezonuna da 9 galibiyet ve
23 mağlubiyetle çok iyi bir
başlangıç yaptığını
söyleyemeyiz. Ama 14 Ocak
2000’de Marc Cuban’ın takımı
satın almasıyla beraber
Dallas tarihinde de yeni bir
sayfa açılacaktı.
“Cuban gelince her şeyi
baştan aşağı yeniledi. Bizim
her şeyimizle tam olarak
ilgileniyordu ki yenilgi
için hiçbir bahanemiz
kalmasın. Bize kalan tek şey
sahaya çıkıp rakiplerimizi
yenmek. Yeni bir uçağımız ve
muhteşem bir salonumuz var.
Ve Dallas adeta bizim için
değişerek bir cennet haline
geldi. Hayatımın en iyi
günlerini yaşıyorum ve her
dakikasından keyif almak
istiyorum.” Dirk Nowitzki
Cuban başkan Dallas
Şampiyon!!
Aslına bakarsanız Dallas
tarihini BC (Before Cuban-
Cuban’dan önce) ve AC (After
Cuban-Cuban’dan sonra)
olarak kategorize
edebiliriz. Eğer Marc
Cuban’ı tek bir kelimeyle
tanımlamamız gerekirse
“manyak”, “kaçık”, ”çılgın”,
“uçuk” gibi sıfatlardan önce
kullanmamız gereken ilk söz
“dahi” olurdu. Zaten ne
derler bilirsiniz: “Delilik
ile deha arasında ince bir
çizgi vardır”. Cuban da son
yılların en büyük bilgisayar
dahilerinden birisi. 1983’te
kurucusu olduğu Micro
Solutions şirketini Compu
Serve‘e yaptığı büyük
satışla ünlendi. Sonraki
yıllarda Broadcast.com’da
internet’in bir numaralı
multimedya araçlarını
üretirken bu şirketini de
dev bir anlaşmayla 1995’te
Yahoo’ya satarak
milyonlarına milyon dolarlar
kattı ve Amerikanın en genç
milyarderleri arasında
kendisine yer buldu. Cuban
günümüzde büyük bir
multimedya-network
holdinginin patronu. Sahip
olduğu şirketlerde
bilgisayar teknolojisinden
kablolu TV yayınına kadar
bir çok alanda teknoloji
üretilmekte. Tabii para
basan bu şirketlerin
başındaki Cuban da genç
yaşta gelen zenginliğin
keyfini sürmekte.
Düşünsenize dünya üzerinde
kaç insan nette dolaşırken
hoşuna giden bir jeti 40
milyon$ ödeyerek internet
üzerinden satın alır!! Cuban
kablolu televizyonda
kendisine ait gayet matrak
bir televizyon şovuna da
sahip bulunmakta. Bu arada
geçtiğimiz aylarda bir başka
ilki gerçekleştirerek Full
Throttle” -yani Türkçe meali
ile “tam gaz” anlamına
gelen- bir çizgi roman
dizisinde Dallas’lı
oyuncularla birlikte dünyayı
kötü güçlerden kurtarmakta.
Tabii adamcağızda para bol
saç saç bitmiyor. İşin daha
da komik yanı Cuban işi
azıtarak derginin
çizerleriyle beraber kitapçı
kitapçı dolaşarak baş rolde
olduğu bu çizgi romanı
imzalıyor. Kim ne derse
desin Cuban, bence NBA’in en
eğlenceli başkanı ve en iyi
başkanlarından da birisi.
Karizmasıyla kimi zaman
takımı bile gölgelemekte.
Hele David Stern’le
giriştiği laf dalaşları ve
sonrasında aldığı cezalar
başlı başına bir yazının
konusunu oluşturmakta. Lüks
vergisi karşısındaki
umursamaz tavrından ise
burada bahsetmiyorum bile.
Yalnız Cuban’ın bir diğer
yönü daha var ki tüm kulüp
yöneticilerimizin dikkatle
okumasını rica ederim. Marc
Cuban yılda bir kaç yüz
milyon dolar vergi vermekte.
Ama Espn’deki bir
röportajında “verdiği
verginin 1 dolarıyla bile
toplum için bir kamu hizmeti
sağlandığını düşündükçe
mutlu olduğunu.” söyleyecek
kadar da sorumlu bir
vatandaş!!
Diriliş
Cuban takımın sahipliğini
devraldıktan sonra Mavs bir
anda dirildi ve kalan 50
maçın 31’inden galip
ayrıldı. Dirilen tek şey
takım olmamıştı.
Nowitzki’nin istatistikleri
ise 17.5 sayı ve 6.5
ribaund’a yükselmişti. Bu
arada kaydettiği 116, 3
sayılık şut isabetiyle de
Dallas tarihinde bu
kategorinin 4. sırasında
kendisine yer bulmasının
yanı sıra All-Star
Haftasonunda da takımını
temsil ediyordu. Nowitzki,
Cuban’la gelen değişimi şu
kelimelerle anlatıyor:
“Cuban gelince her şeyi
baştan aşağıya yeniledi.
Bizim her şeyimizle tam
olarak ilgileniyordu ki
yenilgi için hiçbir
bahanemiz kalmasın. Bize
kalan tek şey ise sahaya
çıkıp rakiplerimizi yenmek.
Yeni bir uçağımız ve
muhteşem bir salonumuz var.
Ve Dallas adeta bizim için
değişerek bir cennet haline
geldi. Hayatımın en iyi
günlerini yaşıyorum ve her
dakikasından keyif almak
istiyorum.” Kanadalı Steve
Nash de Cuban’ın takımı
satın aldığı günden sonra
meydana gelen gelişmeleri
vurgulayan bir başka oyuncu:
“Cuban takımı almadan önce
neredeyse dibe vurmuştuk
sanırım o günleri yaşamak
bizim birbirimize
kenetlenmemizi, arkadaşlık
ilişkilerimizin gelişmesini
sağladı.”
13 yıl sonra gelen ilk
playoff
Takım halinde morali düzelen
ve takaslarla kadrosunu
güçlendiren Dallas; Nash,
Nowitzki ve Finley üçlüsünün
etkili oyunlarıyla 2000-01
sezonunda büyük bir çıkış
yakalayarak Dallas’ı 13 yıl
sonra tekrar playoff’lara
sokmayı başardı. Nowitzki
ise tam anlamıyla bir
süperstar gibi oynamaya
başlamıştı. Maç başına 21.8
sayı, 9.2 ribaund ve 2.1
asist ortalaması, sezon
sonunda Dirk’ü All-NBA third
team’e kadar taşımış
böylelikle de Dallas,
tarihinde ilk kez bir All-NBA
oyuncuya kavuşmuş oluyordu.
Ayrıca Nowitzki, NBA
tarihinde Robert Horry’den
sonra bir sezonda 100 üç
sayılık atış ve 100 blok
barajını geçen ikinci
oyuncuydu. Normal sezonu 53
galibiyet ile tamamlayan
Mavs, Batı’da 5.sıradan
playoff biletini kaparak
4.sıradaki Utah Jazz ile
eşleşmişti. Tecrübesiz
Dallas, deplasmanda oynanan
maçlarla bir anda kendisini
2-0 geride buldu. Ama kendi
sahasında oynadığı iki maçı
Finley ve Nowiztki’nin üstün
oyunları ile kazanınca iş
Utah’ta oynanacak kader
maçına kaldı. İşte bu kez de
takımın başkanı Cuban bir
kez daha dehasını ortaya
koydu ve Utah’a kendisini
maviye boyayıp giden tüm
taraftarlara bedava bilet
vereceğini söyleyerek
Utah’ın mutlak seyirci
desteğini bir avantaj olarak
kullanmasına engel oluyordu.
Nefesleri kesen maçın
sonunda Dallas 84-83’lük
skorla sahadan galip
ayrılırken NBA tarihinde
playofflarda 2-0 geriye
düşüp seriyi kurtaran
6.takım olarak zor bir
başarının altına imza
atmıştı. İkinci turdaki
rakip San Antonio ise
özellikle Dallas’ın zayıf
pota altından yararlanarak
seriyi 4-1’le kolay geçip
konferans finaline yükselen
taraf oldu.
|
|