|
San Antonio’da oynanan maçı 33 sayı, 14 ribaund ve 3 top çalma ile
tamamlarken karşılaşmayı izleyen tüm scoutları kendisine hayran bırakıyordu.
Vahşi Batının Koyboyları:
Dallas Mavericks
Nedendir bilmem aklıma
çocukluğumdan beri Dallas
dendiğinde hep bir
zamanların meşhur Dallas
dizisi, en masum
hareketlerinin altında bile
kesinlikle bir dolap
döndüren, ekranların en kötü
şahsiyeti olan JR,
Redneck’ler ve
Cumhuriyetçiler gelir.
Dallas 1980-81 sezonunda
expansion Drafta katılarak
NBA’e dahil olunca genelde
NBA’e sonradan ilave olan
takımların tersine hızlı bir
gelişim gösterdi ve
Mavericks ilk 10 sezonunda
tam 6 kez .500 galibiyet
barajını geçti. Sonraki 9
sezon ise tam anlamıyla bir
faciaydı. Mavs bu sezonların
hiçbirinde .488’i
geçemeyerek toplamda 11
sezon playoff’a kalamama
“becerisini” gösterip adını
1990’ların en kötü
profesyonel spor takımları
arasına yazdırıyordu.
Aslında günümüze dönersek
Dallas coach’u Don Nelson,
hayatının belki de en büyük
sürprizi ile karşı karşıya.
Çünkü çok değil daha üç yıl
önce Nelson, sonu gelmeyen
mağlubiyetlerden bıktığı
için “yaş kemale erdi”
diyerek kariyerini bitirme
planları yapmaktaydı.
Mavericks’e bu dönemde bir
çok yetenekli ama sorunlu
oyuncu gelip geçmişti. Don
Nelson ise tüm bu yıkıntının
içinde takımını kurtarmakla
uğraşırken oldukça yıprandı.
Oluşan bu kaos ortamı, büyük
ümitler ve hayallerle takıma
katılan Jason Kidd, Jamal
Masburn, Jim Jackson gibi
yetenekli gençlerin
Dallas’tan şutlanmasına
neden olmuştu. Bir çok
oyuncu ise topun ağzındaydı
ki iki olay Dallas’ın
kaderini baştan aşağıya
değiştiriyordu. Önce 1998’de
Milwaukee Bucks’ın büyük
gafletiyle yapılan bir
trade’de takıma Robert
Traylor karşılığında draftta
9.sırada seçilmiş Dirk
Nowitzki kazandırıldı. Sonra
Mavs, 2000 yılının Ocak
ayında Marc Cuban tarafından
satın alındı.
“O benim bugüne kadar 19
yaşında gördüğüm en iyi
oyuncu. Eğer seçimi ben
yapsaydım kesinlikle onu
birinci sırada seçerdim!”
Don Nelson
|
|