|
Alman
Panzerleri deyimi yukarıdaki hikayeden gelmekte. Bir başka Alman panzeri
ise, kuvvetinin yanında hızlı çevik ve yine bir panzer gibi neredeyse
durdurulması imkansız: Onun adı Dirk Nowitzki!!
Dirk Werner Nowitzki, 19 Haziran 1978 Wurzburg-Almanya’da
dünyaya geldi. Dirk’ün annesi Helen Alman milli takımına kadar yükselmiş bir
basketbolcu, babası Joerg ise profesyonel bir hentbol oyuncusuydu. Herhalde
Nowitzki’nin spora olan yatkınlığını biraz da genlere bağlarsak çok da
yanılmış olmayız. Dirk’ün ailesiyle yaptığı küçük basketbol maçları zamanla
bir tutkuya dönüştü. Nowitzki neredeyse kendisine işkence edercesine
durmadan basketbol çalışıyordu. Ama limitlerini ne kadar zorlarsa zorlasın
kendisine ilham veren bir isim vardı. Her akşam başarabileceğini düşünerek,
bir gün onun gibi olabileceğini hayal ederek uykuya dalıyordu. Kim olduğunu
merak ettiğiniz bu oyuncu çoğunuzun tahminlerimizin aksine ne Magic Johnson
ne Larry Bird ne de Michael Jordan’dı. Dirk gençliğinde tam anlamıyla bir
Pippen hayranına dönüşmüştü: “Almanya’da neredeyse haftada iki kez Bulls
maçlarını gösterirlerdi. Ben de bu maçları sürekli izlerdim. İşte o
zamanlarda Scottie’nin oyununa aşık oldum. Basketbolu o kadar zarif
oynuyordu ki. Hareketleri, post’ta yaptıkları, mükemmel savunması ve ne
zaman isterse dilediği yerden şut atabilmesi büyüleyiciydi.
Geschwinder’den işkenceyi aratmayan antrenmanlar
Eski Alman milli takımı oyuncusu ve manevi babası Holger Geschwinder’in
koruyucu kanatlarının altında olgunlaşan Nowitzki, kendisini günden güne
geliştirdi. Geschwinder, 15 yaşından beri Dirk’ün hem kişisel antrenörlüğünü
hem de akıl hocalığını yapmakta: “O olmasaydı bugün bulunduğum yerde
olamazdım. Bana nasıl şut atmam, nasıl hareket etmem, nasıl oynamam
gerektiğini öğretti. Her şeyimi ona borçluyum. O adeta benim ikinci babam
gibi”. Geschwinder Nowiztki’yi eğitirken gerçekten çok farklı metotlar
kullandı. Mesela geçen sezon playoff’ta Nowitzki’nin savunmasını
beğenmeyince hemen ona özel bir eskrim kıyafeti diktirip bir Alman
eskrimciden dersler aldırdı. Zavallı Nowitzki’nin yaşadıkları bu kadarla
kalsa yine iyi. Geschwinder onu amuda kaldırıp tüm sahada yürütmekten tutun
da tek ayağı üzerinde dakikalarca sıçratmaya kadar bir çok değişik antrenman
metodu uygulamakta. Her ne kadar Geschwinder’in metotları ilk başta tuhaf
gözükse de yaptığı her şeyin bir nedeni var. Eskirim çalışmasının nedeni
Nowitzki’nin ayak hareketlerini çabuklaştırarak savunmada çabuk yer almasını
sağlamaktı. Tek ayak üzerinde sıçrama ve amuda kalkma hareketlerinin nedeni
ise Dirk'ün eklemlerini daha sonra ağırlık çalışırken alacağı kilo için
hazırlamaktı. Holger Geschwinder’e göre önce oyuncu çeşitli tekniklerle
güçlenmek zorunda ancak bundan sonra kaslar geliştirilebilir. Ve NBA’de çoğu
coach bunun tersini uyguluyor. Bu yüzden de oyuncular dengesiz gelişimleri
nedeniyle sakatlanmakta. Geschwinder çoğu kez Dirk’e ağırlık çalıştırmak
isteyen coachlarla kapışarak onun fiziksel gelişiminin baltalanmasını
engelledi. Belki de Dirk, bugün hantal bir pivot değil de adeta Bird’ün
“millenyum versiyonu” olmasını buna borçlu. Geschwinder’in bir diğer amacı
da Nowitzki’nin sadece fiziksel olarak değil aynı zamanda da zihinsel olarak
gelişmesiydi. Bunun için Dirk’e lisedeyken önce özel matematik öğretmenleri
ayarladı. Nowitzki fiziksel olarak yorulup antrenman yapmak istemediği zaman
da Geschwinder hemen satranç tahtasını kaparak küçük “çekirgesine”
rakiplerinin hamleleri karşısında nasıl düşünmesi gerektiğini felsefi
yaklaşımlarla öğretti. Nowitzki’nin yükselişi ise 1958’den beri dünyanın en
yetenekli genç oyuncularını karşı karşıya getiren uluslararası Albert
Schweitzer Turnuvası’nda (1996) oldu. Jermaine O’Neal ve Baron Davis’in şov
yaptığı, Kevin Freeman’ın ise skorer oyunu ile MVP seçildiği bu turnuvada
sıska, uzun boylu bu Alman da dikkatli gözler tarafından yakın takibe
alınmaya başladı.
|
|