Genc Basket

Genç Basket.com
TBL TBBL TB2L Milli Takım NBA EUROLEAGUE ULEB EUROPE LEAGUE Avrupa Ligleri EURO 2005 TURKEY 2010 Site Haritası
Ana Sayfa Foto Albumu Biyografi Sonuçlar İstatistik Basketbol TV Forum Açılış Sayfam Yap Sık Kullanılanlara ekle Bize Ulaşın


Basketbol Yazıları

Şubat 2008

 

ÖNCEKİ YAZI

 Efes Gerçeği

Ocak 2008-6

 

 

Bardağın Yarısı Dolu

   Bazen kendi kendime;neden olaylara hep iyimser bir pencereden ve olumlu bakış açısından bakıyorum, diye soruyorum. Sonra iyice düşününce de iki cevap buluyorum. Birincisi; yaratılışım böyle. İkincisi ;o olayı,kendi irademe bağlı olarak olumlu kılabilecek bütün şartları ve somut verileri hesaplayıp, düzeltmek için elimden gelen herşeyi yaptıktan sonra düzeltemiyorsam,bunda benim irademin dışında bir hayır vardır,diyerek sukunetle neticenin hayırlı ve lehte taraflarını gözlemleyip değerlendirmeye ve bunun üzerinde yeni planlar kurmaya, projeler geliştirmeye çalışıyorum. En azından " Hatalarla öğrenilir " sözü gereği başarısızlıklardan ve olumsuz gelişmelerden ders alarak kendimi ve durumumu düzeltiyorum.

Zaten insan bir işi başarmak için elinden gelen herşeyi meşru zeminlerde yapıyorsa,ve o işin başarılı olması için gerekli bütün sebeplere yapışıyorsa,kaybetse de başarılıdır bence.Hani derler ya; mağlup bu yolda galip.

Kendi aktif hayatımızın dışında,ama bizi olumlu veya olumsuz etkileyen gelişmelere de aynı iyi niyet ve olumlu bakış açısıyla,o olayın direk için

deki kişi veya kurumlarla empati kurarak o olumsuz olayın geçmişten o ana kadar gelen somut verileri,ve sonra olabilecekleri de hesaba katarak sonuna kadar olumlu varsayımlar ve düşünce tarzıyla değerlendiriyorum.

Şimdi,bu hafta Euroligdeki iki takımımızdan Fenerbahçe Ülker kendi sahasında Partizan'a, Efes'de İspanyada Malaga'ya yenildiler.Bu iki takımımız ilk maçlarda rakiplerini yenmişlerdi. Bu maça baktığımızda Fenerde bu maçta Avrupa sayı kralı Mirsad ile White ve Semih sakatlık nedeniyle oynamadı.Bunlardan sadece Mirsad oynasaydı ve ribaundlara normal katkısını yapsaydı bile Fener bu maçı kazanırdı.Rakip çok uzundu.Bırakın içerideki iki devi,bazen iki metrenin üzerinde üç dış adamla oynadılar.Özellikle Tepic'i durdurmak ve onun uzun kolları ve vücuduyla yaptığı savunmayı geçmekte bizim kısa oyuncular zorlandılar.Şimdi White olsaydı bu match up/eşleşme problemi azalacak ve bu uzun takımın bir de baskılı oyunundan ve yıldırıcı savunmasından kaynaklanan yorgunluk faktörünü White ve Mirsad'ın rotasyona katkılarıyla azaltacaktık.Zaten maç sonunda Fener'i iyi tanıyan rakip coach'da galibiyetlerini özellikle Fenerde bu oyuncuların yokluğuna bağladı dürüstçe.

Fener bu dar rotasyon ve Kinsey'in uyum süreci, geleceğin yıldız adayı Preldziç'in daha çok toy ve tecrübesiz olması,kadroda bulunan ve milli takımın Avrupa şampiyonasındaki birinci guardı olan Hakan Demirel'in hiç oyuna girmemesi vs.olumsuz sebeplerle bu maçı kaybetti. Ancak grupta beklenmedik bir gelişme oldu. Hiçbir iddiası kalmayan Roanne deplasmanda Roma'yı yendi ve Fener dördüncü olarak Top 16'ya kaldı ve üçüncü torbadan kuralara katılma hakkını elde etti. Keza aynı senaryo Efes için de söz konusu.O da Malaga'ya yenildikten sonra Maccabi'nin Aris'i deplasmanda yenmesiyle grubunda dördüncü olarak Top 16'ya kaldı ve üçüncü torbaya hak kazandı.

Şimdi bu iki takımımız geçen sene Top 16'ya kalmışlar mıydı? Hayır.İçerde veya deplasmanda bu kadar çok galibiyet almışlar mıydı? Hayır.Şanssızlık,sakatlık ve küçük detaylarla kaybettikleri ve aslında ortaya koydukları güzel basketbol ile kazanabilecekleri birkaç maçı kazansalardı,özellikle Efes'in gruplarını daha üst sıralarda ve hatta Efes'in birinci bitirme olaslığı varmıydı?Evet. Peki gelecek için ümit verdiler mi? Özellikle Fener için kesinlikle evet. Başta grup lideri Rytas'ı yendiği iki maç olmak üzere, bazı maçlarını hatırlarsak,ve de kazandığı veya kaybettiği bazı maçların bazı periodlarındaki müthiş mücadelelerini ve oynadıkları doğru basketbolu göz önüne alırsak, bu sorunun cevabı,Efes için de,evet olabilir.

Yani iyimser olmak için çok sebep var.Partizan'ın uzun forvet ve gardları,tıpkı bundan önceki maçlarda diğer Avrupa takımlarının oyuncuları gibi, Ömer Aşık korkusundan içeri dalış yapamıyorlarsa,Solomon'un Avrupa'nın en iyi guardı olduğunda bütün otoriteler hemfikir ise,Ömer Onan'ın açık sahada dalışlarını iki metrenin üzerindeki iki üç savunma oyuncusu faulle bile durduramıyorsa,vs. daha da sayabiliriz, bunlar Fener'in geleceği adına çok olumlu işaretler.Ayrıca Fenerde öyle bir uzun rotasyonu var ki,2010 yılında Dünya şampiyonasında milli takımımızın sahadaki beşinde en az birinin bazen ikisinin de mutlaka bulunacağı beklentisi de Fener'in geleceğine ışık tutuyor. Bu 2.10' nun üzerindeki uzun ve genç yetenekler,yani Ömer Aşık,Oğuz Savaş ve Semih Erdem, hem milli takımımızın hem de Fenerbahçe'nin ilerideki başarılarına damga vuracak kapasiteye ve potansiyele sahip.Bunu da en üst seviyedeki maçlarda yani Eurolig maçlarında ispat ettiler.Bu tür üst seviyede ne kadar çok maç oynarlarsa o kadar kendilerini geliştirecekleri de apaçık ortada.

Önemli olan, olaylara olumlu pencereden ve optimist görüş açısıyla bakabilmek.Ha bir de şöyle düşünmeli takımlarımız."Bu kadar olumsuz şartlara,aldığımız kötü neticelere ve bazen oynadığımız kötü basketbola rağmen ilk hedefimize ulaştık.Bu bizi kamçılamalı.İdmanlarda daha çok çalışmalı,maçlarda daha fazla mücadele etmeliyiz.Bir period yapapildiğimiz sert ve saldırgan savunmayı bütün maça yayabilmeliyiz.Maçları son ana kadar bırakmamalıyız.Kazanmalı ve başarmalıyız.Bunu yapabilecek güce sahibiz ve başarabiliriz." İşte olumlu ve olumsuz bütün gelişmelerden bu tür sonuçlar çıkarmalı ve geleceğe iyimser ama gerçekçi,inançlı ve de kararlı bakmalıyız.Her hatadan ve yenilgiden bir ders çıkarmalı,ama aynı hataları bir daha tekrarlamamaya özen göstermeliyiz.

Gerçi yazının doğal akışından biraz aykırı olacak ama,maçları bir coach gözüyle seyredince,biraz da altayapılardaki eksikliğimizden olacak bir çok teknik ve taktik hatalar da gözümüze çarpıyor.

Bu hatalara somut olarak ilerdeki yazılarımızda girebilir ve yapıcı olarak eleştirilerimizi yapabiliriz.Ancak ben genel olarak şu tespitlerde bulundum.

Bir defa basketbolda SPACİNG,CLEAR OUT,İZOLATİON gibi maçın kazanılıp kaybedilmesinde çok önemli olan terimler vardır.Spacing yani hücumda oyuncular arasındaki mesafelerin çok yakın olmaması,her pozisyonda topa göre topsuz oyuncuların dört-beş metre civarında aralıklarla durması;savunmanın yardımlaşmasını zorlaştırır. Clear out yani saha boşaltma terimi de buna paraleldir. Burda da bir hücum oyuncusu bire bir oynayacaksa ona yakın oyuncular onun penetre ve oyun alanını boşaltıp kat ederler ve savunmayı meşgul ederek yardımdan uzak tutmaya çalışırlar.Bu hem içerideki hem dışarıdaki oyuncular için geçerli bir zorunluluktur.İzolation da yine hücumda diğer iki terimle doğru orantılı olarak bir oyuncu için alan boşaltmasıdır.Ayrıca bir forvet veya köşeden ve de baseline tarafından potaya penetre yapılıyorsa öteki köşede mutlaka bir hücum oyuncusu bulunmalı,yoksa topu takip ederek oraya kat etmeli.Şimdi çok dikkat ettim.Partizanda oyuncular,altyapıdan bu alışkanlıkları o kadar güzel kazanmışlar ki spacing,clear out vs.birçok detayı otomatik olarak uyguluyorlardı.

Ben bizzat çalıştırdığım takımların bu detaylarla maç kaybettiğini yaşadım ve bu yazının ana fikri olarak sonraki idmanlarda bu konunun üzerinde özellikle durarak oyuncularıma karşılaşabilecekleri her pozisyonda spacing ve topsuz oyunda durmaları gereken yerleri düşünmelerini söyledim. İzlediğim birçok büyük takımın maçında da bu detaylarla maçların kaybedildiğine şahit oldum. Başarı detaylarda gizlidir. Amacımız yapıcı olarak eleştiriler yapmak ve her zaman faydalı birşeyler üretebilmek.

Neticede, yazıyı bitirirken söyleyeceğim yine yazının ana fikri olacak.Bardağın yarısı dolu.Türk basketbolunun geleceğinden ben çok ümitliyim.Çünkü Türk insanı zor görünen birçok şeyi başarmıştır ve başaracaktır.

07.02.2008

Yazan:

 Ahmet Dedeoğlu

Basketbol Antrenörü-Spor Yazarı

Ribaund Programı Editörü

  Geri dön


ARŞİV

Şubat 2008    Efes Gerçeği

Ocak 2008-5  Solomon'lu Fener

Ocak 2008-4   Efes Enfes

Ocak 2008-3  İçimizdeki Köpekbalığı

Ocak 2008-2    Analiz

Ocak 2008-1    Fenerbahçe Ülker Roma'yı..

Aralık 2007-4  Fener Parladı

Aralık 2007-3  Kartal Yuvası

Aralık 2007-2  Cimbom Tecrübesini Konuşturdu

Aralık 2007    Özlenen Derbi

Ocak 2007      Aralık'ta Rockets Başkaymış!

Kasım 2006     NBA 2006-2007 Transfer Listeleri

Ekim 2006        Emekli Edilen Formalar -2

Eylül 2006         Emekli Edilen Formalar -1

Ağustos 2006    Basketbol Tarihinden Notlar

Temmuz 2006  Birinci Yıl Yazısı

Haziran 2006   Türkiye'de Basketbolun Tarihi

Mayıs 2006       Türkiye'de Sporun Tarihi

NİSAN 2006     NBA Oyuncuları Lakapları Sözlüğü

MART 2006      NBA'in Enleri ve Rekorları-4

ŞUBAT 2006   NBA'in Enleri ve Rekorları-3

OCAK 2006     NBA'de Playoff Manzarası

ARALIK 2005   NBA'in Enleri ve Rekorları-2

KASIM 2005      NBA'in Enleri ve Rekorları-1

EKİM 2005         Türk Basketbolunda Yaşanan İlkler

EYLÜL 2005    Avrupalı Basketbolcuların NBA Macerası

 

 

 

 

 

 

 
Copyright © 2005 KULAÇ / Sports.
 

Bu site içerisindeki video, resim, yazı vb. her türlü içerik ancak Genç Basket.com kaynak gösterilmek suretiyle kopyalanabilir.