|
Aksine gümüş madalya çoğu
durumlarda büyük bir başarı
olarak değerlendirilebilir
ama bu mükemmel jenerasyonun
üst üste dördüncü kez
gümüşte kalmasını
hazmedemiyorum doğrusu. O
yüzden zaten ülkece bu kadar
üzülüyoruz. Zor bir durum
açıkcası... Hep
rakiplerimizden bir skorer
ortaya çıkıyor ve bizi
bitiriyor.
Buyrun
işte Milenko Tepic son
dakikalarda nasıl bir
performans ortaya koydu.
Hepimiz gördük bunu değil
mi? Takır takır top oynadı
bizim alan savunmamıza
karşı...
Milenko Tepic örneğini
gördükten sonra bu yıldız
mevzuuna da değinmek
gerekiyor aslında...
Finallerde en çok ümit
bağladığımız oyuncularımız
sahadan silinirken
rakiplerin skorerleri bizim
takımı altın madalyadan
ediyor. Sırayla bakalım
isterseniz;
- 2003'te U16 Şampiyonası
finalinde Milenko Tepic
- 2004'te U18
Şampiyonası
finalinde Segio Rodriuguez
- 2005'te U18 Şampiyonası
finalinde Labovic
- 2006'da U20 Şampiyonası
finalinde Pekovic ve biraz
da Milenko Tepic
Evet işte tabloyu
görüyoruz, rakip takımların
yıldızları kritik anlarda
ortaya çıkarken bizimkiler
basit hatalar yapıyorlar.
İşte final fobisinin bir
diğer yönü... Bu son finale
bakalım.
Bizim yıldızlarımızdan
hangisi normal
performansıyla mücadele
etti? Ben cevap vereyim
hiçbiri... Ne Ersan ne Cenk
ne de Oğuz. Maalesef diyecek
bir şeyimiz de yok bu
örneklerden sonra. Eğer oyun
planını üzerine kurduğunuz
üç adam o gece gününde
değilse kazanmayı beklemek
biraz hayalcilik olur. Bu
verilerin yanına bir de 9/20
faul attığımızı koyun.
Ortaya son derece kötü bir
tablo çıkıyor.
Neyse girizgahı epeyce
uzattım. Amacım bir maç
yazısı yazmak değildi. Ancak
bir anda kendimi
kaybetmişim. Ben aslında
oyuncularımızın turnuva
genelindeki performansından
bahsetmek istiyordum. İşte
milli takımımızın bütün
oyuncularının turnuva
genelindeki
değerlendirmesi... Bakalım
hangi oyuncularımız sivrilip
performansını yükseltmiş,
hangi oyuncularımız bizi
hayal kırıklığına uğratmış ?
Hakan
Demirel:
Turnuvanın genelinde çok
inişli çıkışlı bir
performans ortaya koydu
aslında Hakan Demirel. Geçen
yazımdan sonra biraz kendini
düzeltsede ondan
beklediklerimizin
karşılığını alamadık. Ne
bekliyorduk? Takımını her
yönden kontrol etmesini,
savunmada ve hücumda
liderimiz olmasını, kritik
anlarda ortaya çıkıp oyunu
rahatlatmasını... Çok zor
şeyler değildi bunlar Hakan
için... Ama bir türlü
kendine gelemedi ki...
Sadece Slovenya maçında
ondan beklediğimiz gibi
oynadı, ondan
beklediklerimizi yerine
getirdi ama daha sonra final
maçında en kritik anda hiç
ortalarda yoktu. Son bir kaç
dakika ağırlığını koymak
istedi ama arka arkaya
hatalar yaparak bizi hayal
krıklığına uğrattı. Şimdi
önünda zor bir dönem var ve
neler yapacağı belli değil.
Çünkü Fenerbahçe Will
Solomon'u transfer etti ve
bu transferler birlikte
Hakan'ın alacağı sürelerde
azalacak gibi...Bakalım
Fenerbahçe'de ileriki
günlerde neler yaşanacak?
Berent Kavaklıoğlu:
Altyapıda tam bir skorer
olarak oynayan Berent bu
turnuvada bazı maçlarda bu
özelliğini bizlere gösterdi.
Özellikle Yunanistan maçında
çok iyi oynadı, kritik
anlarda zor şutlar soktu. Bu
nedenle onu takdir
etmeliyiz. Ama bir özelliği
var ki burada belirtmeden
geçemyeceğim. Berent çoğu
maçta yaptığı basit fauller
nedeniyle faul problemine
girdi. Dediğim gibi çok
basit pozisyonlardı bunlar.
Yunanistan maçında 21
dakikada 5 faul, Slovenya
maçında 19 dakikada 4 faul
yapmış. Bu problemini
halletmezse birinci ligde
sorun yaşayabilir. Benden
söylemesi...
Onat Akış:
Onat'ı fazla izleme şansı
bulamadık turnuva boyunca...
Mehmet Yağmur'un sakatlığı
yüzünden oynayamamasından
dolayı kadaroya girdi, az da
olsa süre buldu. Ancak süre
bulduğu o az sürelerde de
acemice hatalar yaptı ve
bence iyi bir izlenim
vermedi. Ayrıca o da Berent
gibi çabuk faul yapan bir
oyuncu. İtalya maçında 12
dakikada 4 faul yaptı.
İlginç bir başarı...
Görüldüğü gibi bir çok
yönden eksikleri bulunuyor.
Bu eksiklerini gidermesi
şart. Ne diyelim çok
çalışması lazım çok!
Serhat
Çetin:
Turnuva boyunca
izlemekten en zevk aldığım
oyunculardan biriydi Serhat
Çetin... Her şeyden önce
savunması olağanüstü. Sahada
yüreğini ortaya koyuyor,
sonuna kadar mücadele
ediyor. Şutlarının girip
girmemesini de çoğu zaman
kafasına pek takmıyor.
Fiziği çok üst düzey...
Ribauntlara katkısı çok
yerinde. Ama bunca güzel
özelliğinin yanında iyi bir
oyuncu olabilmesi için de
üçlüklerini geliştirmesi
şart... Turnuva boyunca
kullandığı 30 üçlükte 6
isabet buldu. Bu konuda bir
sorunu olduğu aşikar. Bunu
da hallederse bu sezon
TBL'de Galatasaray'ın en
büyük kozlarından biri
olacaktır. Bir de bu sene
süreleri artacaktır çünkü
Halil Üner gibi genç
oyunculara karşı tahammülü
olmayan bir koç gitti yerine
Murat Özyer geldi. Umarım
iyi bir Serhat izleriz
sahalarda sezon boyunca. Ben
umutluyum bu konuda...
Can Altıntığ:
Nihat İziç'in bir maç 20
dakika oynatıp diğer maç 1
dakika süre verdiği Can çok
üst düzey bir yetenek
olmasada her koçun takımında
görmek istediği görev adamı
profiline uygun bir
oyuncu... Turnuva süresince
oyunda olduğu dakikalarda
pek sırıtmadı. Savunmada iyi
mücadele etti, hücumda da
süper bir yetenek olmamasına
rağmen ara sıra katkı yaptı.
Almanya ve Yunanistan
maçlarında da iyi performans
ortaya koydu. Ama onunda bir
çok eksiği var ve bu
eksiklerini gideremezse
sıradan bir adam olup
çıkması beni şaşırtmaz.
Cenk Akyol:
İşte geldik takımızın en
önemli skor tehdine... Cenk
bu turnuvada bizlere bir kez
daha gösterdi ne kadar büyük
bir oyuncu olduğunu. Ve
geçen yazımda da belirttiğim
gibi kafalardaki soru
işaretlerinin çoğunu giderdi
bu oyunuyla.... Pocius ile
birlikte bu yaş düzeyinin en
iyi iki şutöründen biri.
Eleştirilecek fazla bir yönü
yok aslında... Ama şunu
söyleyebilirim ki eğer biraz
içeriden oynayabilir, oyunun
diğer yönlerini
geliştirebilirse İbrahim
Kutluay'ın veliahtını bulmuş
oluruz ve SG mevkiini
yıllarca garanti altına
alırız. Ne yani, bu konuda
bir şüpheniz mi var?
Ersan İlyasova:
Ülkemizde son günlerde
herkes onu konuşuyor, ne
kadar büyük bir oyuncu
olduğundan bahsediyor. Hatta
İzmir'de özel bir seyircisi
bile vardı. Ona karşı büyük
bir ilgi var yani...Ama bir
şey söyleyebilirim ki daha
onun farkedemediğimiz bir
çok müthiş yönü var. Örneğin
atletikliği... Altyapılarda
bastığı smaçlar hala dilden
dile bir efsane olarak
yayılıyor. Ama turnuvada bu
yönünü hiç göstermedi. Bir
de tabi orta mesafe şutları
var. Kısacası gördüklerimiz
göreceklerimizin teminatı
olsun diyorum ve huzurunuzda
Türk Basketbolunun yeni
yıldızını alkışlıyorum.
Tebrikler MVP Ersan....
Emre Bayav:
Nihat İziç turnuva öncesi
SLAM'e verdiği röportajda
Emre'nin büyük bir
potansiyele sahip olduğunu
ama bunu bir türlü
gösteremediğini, beklenen
sıçramayı yapamadığını
söylüyordu. Çok doğru bir
tespit bence de... Emre
Bayav çok değişik bir uzun.
Bunu oynadığı tüm
karşılaşmalarda gördük.
Asist ortalamasının 0.7
olduğuna bakmayın. Gerçekten
çok iyi bir pasör, saha
görüş üst düzeyde... Yani
çok ilginç özellikleri var.
Ama 2.12 boyuna rağmen
içeriye hiç girmemesi ve
çoğu zaman mücadeleden
kaçınması onun değerini
düşürüyor... Sadece
dışarıdan şut atarak ve pas
vererek başarılı olamaz
herhalde. Sizce de öyle
değil mi?
Oğuz
Savaş:
Oğuz finalde iyi oynamadı
bunu kabul ediyorum,
eyvallah ama onu yerden yere
vurmanında bir manası yok.
Sonuçta finale gelirken onun
da müthiş bir katkısı vardı.
Bir maçta kötü oynadı diye
de onu kestirip atmak
aptallık olur. Bu sene hep
birlikte göreceğiz, Oğuz
Beşiktaş'da süper bir oyun
oynayacak ve içeriyi domine
edecek ... Benim ondan
beklentilerim bu yönde...
Koçununda Murat Didin
olacağını düşünürsek ne
kadar şanslı bir oyuncu
olduğunu daha rahat anlarız.
Umarım bu güzel ortamda
beklenen patlamayı yaparda
yüzümüzü kara çıkartmaz.
Semih Erden:
Turnuva boyunca Semih'in
sorunu neydi bunu bir türlü
anlayamadım. Gerçekten
sürekli çok antipatik
hareketler yaptı. Belki de
ondan beklentilerin yüksek
olması buna sebep oldu. Ama
ne olursa olsun böyle
yapmamalıydı. O bu takımın
en önemli oyuncularından
biri ve böyle davranarak bir
yere varamayacağını bilmesi
gerekir. Oyunuyla ilgili
birşey demek istemiyorum
çünkü şu anda benim için kaç
sayı attığı veya kaç ribaund
aldığı hiç önemli değil. Bu
tavırlarını düzeltmesi, iyi
bir takım oyuncusu haline
gelmesi daha önemli şu
anda...
Cemal Nalga:
Gelecek sezon Galatasaray'da
mücadele edecek olan Cemal
aslında savunmada çok iyi
mücadele etti, estetik
bloklar yaptı. Hücumdada
bazı anlarda fena değildi.
Ama bir yönü var ki insanı
gerçekten çileden
çıkaratacak cinsten. O da
faul atışları... Tamam
biliyorum takım olarak zaten
çok iyi değildik ama Cemal
bu konuda inanılmayacak
derecede kötü. 13 serbest
atışta 2 isabet. Diyecek bir
şey yok. Ben Wallace ve
Shaquille O'neal bile bu
konuda daha iyi durumda...
Ömer Aşık:
Diğer arkadaşlarına nazaran
basketbola çok geç başlayan
ve bu takıma son anda dahil
olan Ömer savunmadaki
mücadelesiyle çoğu maçta
arkadaşlarını ateşleyen isim
oldu. Ben onun performansını
genel anlamda beğendim
açıkcası... Hücumunu da
geliştirirse ligimizde uzun
yıllar forma giyebilir.
Benden şimdilik bu kadar. Bu
yaz sıcağında umarım sizi
sıkmamışımdır. Bir sonraki
yazıda görüşmek dileğiyle...
Hoşçakalın... |