Genc Basket

Genç Basket.com
TBL TBBL TB2L Milli Takım NBA EUROLEAGUE ULEB EUROPE LEAGUE Avrupa Ligleri EURO 2005 TURKEY 2010 Site Haritası
Ana Sayfa Foto Albumu Biyografi Sonuçlar İstatistik Basketbol TV Forum Açılış Sayfam Yap Sık Kullanılanlara ekle Bize Ulaşın


 

 

 TURNUVA NOTLARI - 2

   Bu final fobisi de nedir ya? Senelerdir futboldan voleybola, basketboldan atletizme kadar her türlü spor dalında, her türlü kategoride bu fobinin pençesine düşmüş durumdayız. Hep bu kritik anlarda elimiz ayağımız birbirine dolaşıyor, sahada tanınmayacak hale geliyoruz. Peki neden?

İşte bu nokta bana biraz saçma geliyor. Ya kazanacaksın ya da evine döneceksin. Bu kadar basit. Ama mücadele etmeyeceksin diye bir şey yok. Mücadeleni sonuna kadar vereceksin, elinden gelenin en iyisini yapacaksın ki sahadan başın dik ayrılabilesin. İşte bizim sorunumuz da bu noktada ortaya çıkıyor genelikle...  Gereken mücadeleyi yapamıyoruz, işimiz şansa bırakıp çoğunlukla şaşkın bir oyun oynuyoruz bu anlarda... Ve sonucunda da hep yenilen, gözyaşı döken taraf oluyoruz.

Son örneği gördük işte... İzmir'de yapılan Avrupa Ümitler Şampiyonasında final maçına kadar muhteşem oynadık, rakiplerimizi resmen sahadan sildik ama sonuca bakın... Yine hüsran, yine hüsran... Sakın gümüş madalyayı küçümsediğimiz anlaşılmasın bu yazdıklarımdan. Aksine gümüş madalya çoğu durumlarda büyük bir başarı olarak değerlendirilebilir  ama  bu mükemmel  jenerasyonun

Aksine gümüş madalya çoğu durumlarda büyük bir başarı olarak değerlendirilebilir ama bu mükemmel jenerasyonun üst üste dördüncü kez gümüşte kalmasını hazmedemiyorum doğrusu. O yüzden zaten ülkece bu kadar üzülüyoruz. Zor bir durum açıkcası... Hep rakiplerimizden bir skorer ortaya çıkıyor ve bizi bitiriyor.

 Buyrun işte Milenko Tepic son dakikalarda nasıl bir performans ortaya koydu. Hepimiz gördük bunu değil mi? Takır takır top oynadı bizim alan savunmamıza karşı... 

  Milenko Tepic örneğini gördükten sonra bu yıldız mevzuuna da değinmek gerekiyor aslında... Finallerde en çok ümit bağladığımız oyuncularımız sahadan silinirken rakiplerin skorerleri bizim takımı altın madalyadan ediyor. Sırayla bakalım isterseniz;

 - 2003'te U16 Şampiyonası finalinde Milenko Tepic

 - 2004'te U18 Şampiyonası finalinde Segio Rodriuguez

 - 2005'te U18 Şampiyonası finalinde Labovic

 - 2006'da U20 Şampiyonası finalinde Pekovic ve biraz da Milenko Tepic

  Evet işte tabloyu görüyoruz, rakip takımların yıldızları kritik anlarda ortaya çıkarken bizimkiler basit hatalar yapıyorlar. İşte final fobisinin bir diğer yönü... Bu son finale bakalım. Bizim yıldızlarımızdan hangisi normal performansıyla mücadele etti? Ben cevap vereyim hiçbiri... Ne Ersan ne Cenk ne de Oğuz. Maalesef diyecek bir şeyimiz de yok bu örneklerden sonra. Eğer oyun planını üzerine kurduğunuz üç adam o gece gününde değilse kazanmayı beklemek biraz hayalcilik olur. Bu verilerin yanına bir de 9/20 faul attığımızı koyun. Ortaya son derece kötü bir tablo çıkıyor.

  Neyse girizgahı epeyce uzattım. Amacım bir maç yazısı yazmak değildi. Ancak bir anda kendimi kaybetmişim. Ben aslında oyuncularımızın turnuva genelindeki performansından bahsetmek istiyordum. İşte milli takımımızın bütün oyuncularının turnuva genelindeki değerlendirmesi... Bakalım hangi oyuncularımız sivrilip performansını yükseltmiş, hangi oyuncularımız bizi hayal kırıklığına uğratmış ?

Hakan Demirel: Turnuvanın genelinde çok inişli çıkışlı bir performans ortaya koydu aslında Hakan Demirel. Geçen yazımdan sonra biraz kendini düzeltsede ondan beklediklerimizin karşılığını alamadık. Ne bekliyorduk? Takımını her yönden kontrol etmesini, savunmada ve hücumda liderimiz olmasını, kritik anlarda ortaya çıkıp oyunu rahatlatmasını... Çok zor şeyler değildi bunlar Hakan için... Ama bir türlü kendine gelemedi ki... Sadece Slovenya maçında ondan beklediğimiz gibi oynadı, ondan beklediklerimizi yerine getirdi ama daha sonra final maçında en kritik anda hiç ortalarda yoktu. Son bir kaç dakika ağırlığını koymak istedi ama arka arkaya hatalar yaparak bizi hayal krıklığına uğrattı. Şimdi önünda zor bir dönem var ve neler yapacağı belli değil. Çünkü Fenerbahçe Will Solomon'u transfer etti ve bu transferler birlikte Hakan'ın alacağı sürelerde azalacak gibi...Bakalım Fenerbahçe'de ileriki günlerde neler yaşanacak?

Berent Kavaklıoğlu: Altyapıda tam bir skorer olarak oynayan Berent bu turnuvada bazı maçlarda bu özelliğini bizlere gösterdi. Özellikle Yunanistan maçında çok iyi oynadı, kritik anlarda zor şutlar soktu. Bu nedenle onu takdir etmeliyiz. Ama bir özelliği var ki burada belirtmeden geçemyeceğim. Berent çoğu maçta yaptığı basit fauller nedeniyle faul problemine girdi. Dediğim gibi çok basit pozisyonlardı bunlar. Yunanistan maçında 21 dakikada 5 faul, Slovenya maçında 19 dakikada 4 faul yapmış. Bu problemini halletmezse birinci ligde sorun yaşayabilir. Benden söylemesi...

Onat Akış: Onat'ı fazla izleme şansı bulamadık turnuva boyunca... Mehmet Yağmur'un sakatlığı yüzünden oynayamamasından dolayı kadaroya girdi, az da olsa süre buldu. Ancak süre bulduğu o az sürelerde de acemice hatalar yaptı ve bence iyi bir izlenim vermedi. Ayrıca o da Berent gibi çabuk faul yapan bir oyuncu. İtalya maçında 12 dakikada 4 faul yaptı. İlginç bir başarı... Görüldüğü gibi bir çok yönden eksikleri bulunuyor. Bu eksiklerini gidermesi şart. Ne diyelim çok çalışması lazım çok!

Serhat Çetin: Turnuva boyunca izlemekten en zevk aldığım oyunculardan biriydi Serhat Çetin... Her şeyden önce savunması olağanüstü. Sahada yüreğini ortaya koyuyor, sonuna kadar mücadele ediyor. Şutlarının girip girmemesini de çoğu zaman kafasına pek takmıyor. Fiziği çok üst düzey... Ribauntlara katkısı çok yerinde. Ama bunca güzel özelliğinin yanında iyi bir oyuncu olabilmesi için de üçlüklerini geliştirmesi şart... Turnuva boyunca kullandığı 30 üçlükte 6 isabet buldu. Bu konuda bir sorunu olduğu aşikar. Bunu da hallederse bu sezon TBL'de Galatasaray'ın en büyük kozlarından biri olacaktır. Bir de bu sene süreleri artacaktır çünkü Halil Üner gibi genç oyunculara karşı tahammülü olmayan bir koç gitti yerine Murat Özyer geldi. Umarım iyi bir Serhat izleriz sahalarda sezon boyunca. Ben umutluyum bu konuda...

Can Altıntığ: Nihat İziç'in bir maç 20 dakika oynatıp diğer maç 1 dakika süre verdiği Can çok üst düzey bir yetenek olmasada her koçun takımında görmek istediği görev adamı profiline uygun bir oyuncu... Turnuva süresince oyunda olduğu dakikalarda pek sırıtmadı. Savunmada iyi mücadele etti, hücumda da süper bir yetenek olmamasına rağmen ara sıra katkı yaptı. Almanya ve Yunanistan maçlarında da iyi performans ortaya koydu. Ama onunda bir çok eksiği var ve bu eksiklerini gideremezse sıradan bir adam olup çıkması beni şaşırtmaz.

Cenk Akyol: İşte geldik takımızın en önemli skor tehdine... Cenk bu turnuvada bizlere bir kez daha gösterdi ne kadar büyük bir oyuncu olduğunu. Ve geçen yazımda da belirttiğim gibi kafalardaki soru işaretlerinin çoğunu giderdi bu oyunuyla.... Pocius ile birlikte bu yaş düzeyinin en iyi iki şutöründen biri. Eleştirilecek fazla bir yönü yok aslında... Ama şunu söyleyebilirim ki eğer biraz içeriden oynayabilir, oyunun diğer yönlerini geliştirebilirse İbrahim Kutluay'ın veliahtını bulmuş oluruz ve SG mevkiini yıllarca garanti altına alırız. Ne yani, bu konuda bir şüpheniz mi var?

Ersan İlyasova: Ülkemizde son günlerde herkes onu konuşuyor, ne kadar büyük bir oyuncu olduğundan bahsediyor. Hatta İzmir'de özel bir seyircisi bile vardı. Ona karşı büyük bir ilgi var yani...Ama bir şey söyleyebilirim ki daha onun farkedemediğimiz bir çok müthiş yönü var. Örneğin atletikliği... Altyapılarda bastığı smaçlar hala dilden dile bir efsane olarak yayılıyor. Ama turnuvada bu yönünü hiç göstermedi. Bir de tabi orta mesafe şutları var. Kısacası gördüklerimiz göreceklerimizin teminatı olsun diyorum ve huzurunuzda Türk Basketbolunun yeni yıldızını alkışlıyorum. Tebrikler MVP Ersan....

Emre Bayav: Nihat İziç turnuva öncesi SLAM'e verdiği röportajda Emre'nin büyük bir potansiyele sahip olduğunu ama bunu bir türlü gösteremediğini, beklenen sıçramayı yapamadığını söylüyordu. Çok doğru bir tespit bence de... Emre Bayav çok değişik bir uzun. Bunu oynadığı tüm karşılaşmalarda gördük. Asist ortalamasının 0.7 olduğuna bakmayın. Gerçekten çok iyi bir pasör, saha görüş üst düzeyde... Yani çok ilginç özellikleri var. Ama 2.12 boyuna rağmen içeriye hiç girmemesi ve çoğu zaman mücadeleden kaçınması onun değerini düşürüyor... Sadece dışarıdan şut atarak ve pas vererek başarılı olamaz herhalde. Sizce de öyle değil mi?

Oğuz Savaş: Oğuz finalde iyi oynamadı bunu kabul ediyorum, eyvallah ama onu yerden yere vurmanında bir manası yok. Sonuçta finale gelirken onun da müthiş bir katkısı vardı. Bir maçta kötü oynadı diye de onu kestirip atmak aptallık olur. Bu sene hep birlikte göreceğiz, Oğuz Beşiktaş'da süper bir oyun oynayacak ve içeriyi domine edecek ... Benim ondan beklentilerim bu yönde... Koçununda Murat Didin olacağını düşünürsek ne kadar şanslı bir oyuncu olduğunu daha rahat anlarız. Umarım bu güzel ortamda beklenen patlamayı yaparda yüzümüzü kara çıkartmaz.

Semih Erden: Turnuva boyunca Semih'in sorunu neydi bunu bir türlü anlayamadım. Gerçekten sürekli çok antipatik hareketler yaptı. Belki de ondan beklentilerin yüksek olması buna sebep oldu. Ama ne olursa olsun böyle yapmamalıydı. O bu takımın en önemli oyuncularından biri ve böyle davranarak bir yere varamayacağını bilmesi gerekir. Oyunuyla ilgili birşey demek istemiyorum çünkü şu anda benim için kaç sayı attığı veya kaç ribaund aldığı hiç önemli değil. Bu tavırlarını düzeltmesi, iyi bir takım oyuncusu haline gelmesi daha önemli şu anda... 

Cemal Nalga: Gelecek sezon Galatasaray'da mücadele edecek olan Cemal aslında savunmada çok iyi mücadele etti, estetik bloklar yaptı. Hücumdada bazı anlarda fena değildi. Ama bir yönü var ki insanı gerçekten çileden çıkaratacak cinsten. O da faul atışları... Tamam biliyorum takım olarak zaten çok iyi değildik ama Cemal bu konuda inanılmayacak derecede kötü. 13 serbest atışta 2 isabet. Diyecek bir şey yok. Ben Wallace ve Shaquille O'neal bile bu konuda daha iyi durumda...

Ömer Aşık: Diğer arkadaşlarına nazaran basketbola çok geç başlayan ve bu takıma son anda dahil olan Ömer savunmadaki mücadelesiyle çoğu maçta arkadaşlarını ateşleyen isim oldu. Ben onun performansını genel anlamda beğendim açıkcası... Hücumunu da geliştirirse ligimizde uzun yıllar forma giyebilir.

Benden şimdilik bu kadar. Bu yaz sıcağında umarım sizi sıkmamışımdır. Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle... Hoşçakalın...

 

 

29.07.2006

İnan ÖZDEMİR

E-mail: inanozdemir@gencbasket.com

 


ARŞİV

20.07.2006    TURNUVA NOTLARI - 1

22.06.2006    KOMEDİ VE TRAJEDİ

17.05.2006    MVP YALANI

04.02.2006    KOBE ETKİSİ

15.01.2006    YIKILAMAYAN DUVAR

16.08.2005    SERİYİ ÇEVİREN ADAM ROBERT HORRY

 

 

 

 

 

 

 
Copyright © 2005 KULAÇ / Sports.
 

Bu site içerisindeki video, resim, yazı vb. her türlü içerik ancak Genç Basket.com kaynak gösterilmek suretiyle kopyalanabilir.