|
İşte yukarıda saydığım bu
oyuncular 1956'dan beri
verilmekte olan MVP ödülünü
en az iki kez kazanmış
basketbolcular... Bu yıl
aralarına Kanada
diyarlarında yetişmiş yeni
birisi daha geldi: Steve
Nash. Hem geçen sezon hem de
bu sezon ödüle layık
görüldü.
Size buraya kadar herşey
normal mi geldi? Hiç size
abes gelen bir durum yok mu?
Hayır, işte benim için
normal değil. Zaten normal
olamadığı için böyle bir
başlık kullanmayı tercih
ettim. Yoksa ben de ''Aferin
Nash, koçum benim'' tarzında
bir yazı yazabilirdim ama bu
hem kendime hem basketbol
görüşüme ihanet etmek
olurdu. Açık açık ihanet
etmek olurdu diyorum. Çünkü
35.4 sayı ortalamasıyla
oynayıp, Kwame'li, Smush
Parker'lı, Vujajic'li bir
kadroya sokmak ve bir de
bunların yanına 81 ve 62
sayılık tek kişilik iki şov
bırakmak MVP ödülü için
yeterli olmuyorsa ben de
bunun nedenleri üzerine kafa
yorarım. ( Hatta bunun
üzerine düşünmekle kalmam,
oy veren gazetecileri son
derece nazik(!) cümlelerle
anarım..)
Evet fikrimi anlamışsınızdır
sanırım ben de Kobe
Bryant'ın MVP ödülünü
almasından yana
olanlardandım. Yani tırnak
içinde belirtmek gerekirse
Kobe'cilerden.... Tabi bunu
söylerken kendime göre
kriterlerim var; buyrun...
KRİTER TARTIŞMASI
MVP ödülleri tartışılırken
en çok üzerinde durulan
konulardan biri de bu ödülün
neye göre verilmesi
gerektiğiydi. Takım
başarısını mı ön planda
tutacaktık yoksa bireysel
performansı mı? Bu sorunun
üzerinde aylarca duruldu.
Bir sürü basketbol adamı bu
konudaki görüşlerini bizle
paylaştı. Tabi herkesin
fikri kendine tutarlı
gelebilir ama ben kendi
kriterlerimden biraz
bahsedeyim.
Öncelikle bir şunu
düşünelim. Bundan 10 sene
veye 20 sene sonra 2005-2006
NBA sezonu aklımıza
geldiğinde en başta neyi
hatırlayacağız? Benim için
birinci kriter bu. Bunu Bill
Simmons'da geçenlerde yazdı.
İstiyorsanız bunu yapmaya
çalışalım. Eğer taraflı
değilseniz ve Kobe'ye karşı
bir nefretiniz yoksa bu
sezona dair ilk olarak
aklınıza Kobe'nin Toronto'ya
81 sayı attığı maç gelir. Ya
da Dallas gibi özellikle son
senelerde çok iyi savunma
yapan bir takıma sadece üç
periyotta attığı 62 sayı...
Bunların hangi birisi
unutulabilir ki? Zihnimizin
hep bir köşesinde kalacaktır
bu performanslar... Bu sezon
için Kobe'nin yaptıkları
sadece bununla da sınırlı
değil. Son 18 seneden beri
yakalanan en yüksek sayı
ortalaması olan 35.4 'le
sezonu tamamladı Kobe...
Savunmaların daha da
sofistikeleştiği,
sertliğinin ve
yıldırıcılığının iki kat
artığı günümüz modern
basketbolunda enfes bir
performans... Bu denli büyük
ofansif performansı elde
eden bir adamı bir kalemde
silip atmak kolay değil.
Bence 10 sene sonra aklımıza
ilk gelecek adam Kobe
Bryant'tır. Yani en azından
benim ve benim gibi
düşünenlerin öyle... Hatta
10 sene dedik ya bana az
geldi. Ben bu performansları
50 sene sonra bile
hatırlarım.
İkinci madde ise biraz daha
karışık. Yani aslında pek
öyle değil ama yine de
yanlış anlaşılabiliyor.
Bence bir MVP takımını
önceki senelere oranla bir
yere taşıması önemli. Bir
yere taşmak derken illa
şampiyonluktan
bahsetmiyorum. Şampiyonluk
en yukarıdaki nokta. Çünkü
kadrolar göz önüne
alndığında her takımı aynı
kefeye koyamayız. Bu konu
ile bakın Orkun Çolakoğlu ne
demiş, dilerseniz bir de ona
kulak verelim: '' MVP'nin
üst sıralardaki bir takımdan
çıkması gerektiğine dair
genel bir kanı var; bana
göre ise önemli olan,
oyuncunun takımı bir yere
taşıması. Sanki her takım
şampiyonluk parolasıyla yola
çıkıyormuş ya da hepsinin
kadrosu eşit seviyedeymiş
gibi, bir oyuncuyu takımının
yeri vasat diye bir kenara
atmak pek doğru değil. Kobe
dışındaki Lakers kadrosu,
her takımın en önemli
oyuncusu çıkarılarak bir
kadrolararası bir
değerlendirme yapılsa son
üçte yer alır, sonuncu
olması da muhtemeldir. Sezon
boyunca mecburiyetten Smush
Parker ve Brian Cook'a, son
dönemde Luke Walton'a ilk
beşte yer, ligin en kötü
oyuncularından Sasha
Vujacic'e maç başına 18
dakika süre veren bir takım
eğer 0.500'ün yedi galibiyet
üzerine çıkıp Batı'da
playoff yapıyorsa, bu,
Kobe'nin muazzam performansı
sayesindedir'' Bakın
durumu ne kadarda güzel
özetlemiş. Kısacası
Kobe'nin takımını 7.'liğe
taşıması bana göre büyük bir
başarıdır ve benim
kriterlerime göre MVP olması
için yeterlidir.
Tabi Steve Nash'in de
hakkını yemeyelim. Nash
gelmeden önce diplerde
sürünen Phoenix'in bugünkü
haline bakınca Suns
taraftarları bu adama
teşekkür etmeli diye
düşünüyor insan. Nash
takımını playoffa götürürken
bireysel anlamda da
kariyerinin altın çağını
yaşıyor. Yine MVP seçildiği
geçen sezona göre
rakamlarını yükseltti ama
sorun da zaten burada....
Bana göre Nash'in geçen
sezon MVP seçilmesi de
yanlıştı, bu sezon ise
koskocaman bir hataydı.
Çünkü MVP bambaşka bir
şey... Takımınızı iyi bir
noktaya taşımanıuz yetmez.
Baştan beri söylüyorum bu
ödülün sahibi bireysel
performansıyla rakipleri
dağıtan, takımını playoffa
taşıyan Kobe olmalı diye
ama Amerikalı gazeteciler
verdiği oylarla bana
katılmadıklarını gösteriyor.
Zaten bunun olacağını
önceden biliyordum çünkü oy
verenlerin bakış açısı
benden bir hayli farklı...
Bakın siz de görün, işte MVP
oylaması ;
Player
Place Pts Pts Share
G PPG RPG APG
+--+------------------------+-----+-----+-----+-------+---+----+----+----+
1
Steve Nash
57 924 1250
0.74 | 79 18.8 4.2 10.5
2 LeBron James
16 688 1250 0.55 | 79
31.4 7.0 6.6
3 Dirk Nowitzki
14 544 1250 0.44 | 81
26.6 9.0 2.8
4 Kobe Bryant
22 483 1250 0.39 | 80
35.4 5.3 4.5
Kobe'nin MVP
olması gerektiğini savunan
bana bir bakın. Amerikalı
gazeteciler beni bayağı bir
yamultmuş. Nash'i açık ara
birinci yaparken Kobe'yi
nerelere itmişler. Bunda
Kobe'ye karşı olan
nefretleri bence en büyük
etken. Ama ne yapalım Kobe
seçilmedi bize de kös kös
oturmak kaldı.... Yapacak
bir şeyimiz yok onu dördüncü
yapanlar utansın.
Kobe kesinlikle
bunu bir kişilik
mücadelesine çevirecektir,
bundan adım gibi eminim.
Gelecek sezon Kobe'yi
izlerken rakip takım
taraftarları ağrı kesici
kullanmalı yoksa Kobe
canınızı acıtabililir.
Dikkat edin çünkü o gerçek
bir MVP.....
|