Genc Basket

Genç Basket.com
TBL TBBL TB2L Milli Takım NBA EUROLEAGUE ULEB EUROPE LEAGUE Avrupa Ligleri EURO 2005 TURKEY 2010 Site Haritası
Ana Sayfa Foto Albumu Biyografi Sonuçlar İstatistik Basketbol TV Forum Açılış Sayfam Yap Sık Kullanılanlara ekle Bize Ulaşın


 

 

Eylül’ün yarısı yaz, yarısı kış

   Merhaba sevgili okurlarımız,

   Milli takımımız Eurobasket 2005’te beklentileri boşa çıkararak ilk sekize bile giremeden elendi.

Aslında her şey iyi başlamıştı. Milli takımımız Efes Pilsen World Cup’taki rakiplerini teker teker yenip grubundan çıkarak, şampiyonluğa kadar ulaşmıştı. Böylelikle Eurobasket’e katılacak olan takımlara gözdağı vermişti. Hatta 40 yıldır yenemediğimiz İtalya’yı büyük bir farkla yenmiştik. Böylelikle milli takıma beklentiler arttı ve Sırbistan’a  şampiyonluk parolasıyla gittik. Fakat öyle olmadı. Turnuva boyunca öfke ve belirsizlik vardı.

 İlk maç Litvanya  ile idi. Milli takımımız tutuk başladı, hatta ilk 3 periyotu Litvanya üstün tamamladı. Fakat 12 dev adam savunmayı toparlayarak  üst üste  basketleri   buldu  ancak

süre yetmedi.

Litvanya maçı 80-75 önde tamamladı. Bu maçtan sonra bazı Hırvat gazetelerin milli takımımızla dalga geçmesi zaten gerilmiş olan sinirleri kopma aşamasına kadar getirdi. İkinci maç grubun en güçsüz takımı olarak görülen Bulgaristan’laydı. Bulgaristan, milli takımımızı epeyce zorladı. Neyse ki Bulgarları 1 uzatma sonrasında yenebildik ve bu bizim Eurobasket 2005’te yüzlerimizin güldüğü tek maç olacaktı. Bu günün keyfini çıkarmalıydık sanırım milli takımımız keyfini oldukça fazla çıkardı ve bir sonraki Hırvatistan maçını unutmuş olmalı ve sonuç kaçınılmaz oldu Hırvatistan maçı 80-67 kazandı. Üstelik Hırvatlar 3. periyotta 21-0 gibi şu ana kadar çoğu, hatta nerdeyse hiçbir basketbol severin görmediği bir seriyle milli takımı adeta yıktı. Yaklaşık 8,5 dakika kadar milli takımımız karşı potaya sayı gönderemedi. Bu da bizi çılgına çevirdi.

Turu geçtik ama…

 Turu yaka paça geçtik. Şimdi sıra A grubunun 2. si Almanya’daydı. Artık herkes Euro basket 2005’te yaptığımız önceki karşılaşmalardan ders aldığımızı ve bir daha aynı hataları yapmayacağımızı düşünüyordu fakat 12 kendini bilmez adam yine yapacağını yaptı ve  diğer maçlardan hiç ders almadığını gösterdi ve bu sefer 4. periyotta 5 ataktan boş dönmesi, zaten başa baş giden maçta havlu atarak maçı Almanya’ya hediye ettiğimizin resmiydi. Almanya,milli takımımızı 66-57 yenerek bizi turnuva dışında bıraktı.

Peki neden böyle olmuştu? Bu kadar geniş kadrolu ve şampiyonluk potansiyeline sahip bir takım neden ilk 8’e bile giremeden elenmişti. Ayrıca millilerimiz son 3 senedir neden kapasitesinin oldukça altında oynuyordu. Bu sorulara cevap verecek olursak şunlar söylenebilir. Milli takımımızın, Hidayet’inde söylediği gibi Rehavete çok yatkın bir yapısı var. Ayrıca çok çabuk pes ediyoruz. Dikkat ettiyseniz turnuva boyunca yaptığımız maçlarda iyi oyunumuz sadece iki çeyrek sürüyordu. Sonra ise bir balon gibi sönüyordu. Bu da bizim elenmemiz için iyi bir neden oldu. İkinci bir neden ise, milli takımımızda yer alan sezon yorgunu oyuncuların uzun bir kamp dönemi geçirmesiydi. Bu uzun kamp döneminde oyuncularımızın performansı inişli çıkışlı bir grafik çizdi. Efes World Cup 2005’te tavan yapan performansımız, Eurobasket 2005’te adeta dibe vurdu. Diğer bir neden olarak, Efes World Cup turnuvasına katılan diğer takımlar kendini Eurobasket 2005’e hazırlarken bizim, bu turnuvayı kazanmak için kendimizi adeta hırpalamamız gösterilebilir. Başka bir deyişle Efes Cup’ı kazanmamız, Eurobasket 2005’i kaybetmemiz sonucunu doğurdu.

Hadi çocuklar her şey bitti şimdi birbirinizi yiyin!

  Olacağı buydu. Tüm bu olanlardan sonra bir de herkes birbirinin kuyusunu kazmaya başlıyor. Önce Mirsad sonra Mehmet şimdide Hidayet. Olacak iş değil. Birisi menejerin  takım-

dan gitmesinin kararını veriyor, öteki de takımda soyunma odasında geçen konuşmaları medyaya aktarıyor. Ve takım başarısız oluyordu. Tüm bunlar ise bir basketbol takımında, takım ruhunun ne kadar önemli olduğunu tekrar, tekrar ve tekrar kanıtlıyor.

 Şimdilik Euro basket 2005’ten elendik. İlk sekize bile giremeden elenmek çok kötü olabilir ancak geçmiş, geçmişte kalmıştır. Eğer Fiba'nın seçeceği 4 takımdan biri olursak, milli takım her şeyi unutup 2006’da Japonya’da yapılacak olan dünya basketbol şampiyonasına yoğunlaşması gerekiyor. Şimdi eski itibarımızı kazanmak için aramızdaki musibeti yok edip bir daha aynı hataları yapmamak üzere 2006 Japonya’ya çok iyi hazırlanmalıyız ve kazanmalıyız.

 Bu böyle bitmesini istemezdik ama kaderin cilvesi işte. Şimdi bizim görevimiz Milli takımımıza asla küsmeden televizyon başından hatta salonlardan desteklemek.

 Basketbolla kalmanız dileğiyle. Hoşçakalın…     

25.09.2005

E-mail: emirkulac@gencbasket.com

 


Yazı Arşivi

(19.08.2005) TARAFTAR GÖZÜ İLE ...

 

 

 

 

 

 

 
Copyright © 2005 KULAÇ / Sports.
 

Bu site içerisindeki video, resim, yazı vb. her türlü içerik ancak Genç Basket.com kaynak gösterilmek suretiyle kopyalanabilir.