|

|
Aslında her şey iyi
başlamıştı. Milli takımımız
Efes Pilsen World Cup’taki
rakiplerini teker teker
yenip grubundan çıkarak,
şampiyonluğa kadar
ulaşmıştı. Böylelikle
Eurobasket’e katılacak olan
takımlara gözdağı vermişti.
Hatta 40 yıldır
yenemediğimiz İtalya’yı
büyük bir farkla yenmiştik.
Böylelikle milli takıma
beklentiler arttı ve
Sırbistan’a şampiyonluk
parolasıyla gittik. Fakat
öyle olmadı. Turnuva boyunca
öfke ve belirsizlik vardı.
İlk maç Litvanya ile idi.
Milli takımımız tutuk
başladı, hatta ilk 3
periyotu Litvanya üstün
tamamladı. Fakat 12 dev adam
savunmayı toparlayarak
üst üste basketleri
buldu ancak |
|
süre yetmedi.
Litvanya maçı 80-75 önde
tamamladı. Bu maçtan sonra
bazı Hırvat gazetelerin
milli takımımızla dalga
geçmesi zaten gerilmiş olan
sinirleri kopma aşamasına
kadar getirdi. İkinci maç
grubun en güçsüz takımı
olarak görülen
Bulgaristan’laydı.
Bulgaristan, milli
takımımızı epeyce zorladı.
Neyse ki Bulgarları 1 uzatma
sonrasında yenebildik ve bu
bizim Eurobasket 2005’te
yüzlerimizin güldüğü tek maç
olacaktı. Bu günün keyfini
çıkarmalıydık sanırım milli
takımımız keyfini oldukça
fazla çıkardı ve bir sonraki
Hırvatistan maçını unutmuş
olmalı ve sonuç kaçınılmaz
oldu Hırvatistan maçı 80-67
kazandı. Üstelik Hırvatlar
3. periyotta 21-0 gibi şu
ana kadar çoğu, hatta
nerdeyse hiçbir basketbol
severin görmediği bir
seriyle milli takımı adeta
yıktı. Yaklaşık 8,5 dakika
kadar milli takımımız karşı
potaya sayı gönderemedi. Bu
da bizi çılgına çevirdi.
Turu geçtik ama…
Turu
yaka paça geçtik. Şimdi sıra
A grubunun 2. si
Almanya’daydı. Artık herkes
Euro basket 2005’te
yaptığımız önceki
karşılaşmalardan ders
aldığımızı ve bir daha aynı
hataları yapmayacağımızı
düşünüyordu fakat 12 kendini
bilmez adam yine yapacağını
yaptı ve diğer maçlardan
hiç ders almadığını gösterdi
ve bu sefer 4. periyotta 5
ataktan boş dönmesi, zaten
başa baş giden maçta havlu
atarak maçı Almanya’ya
hediye ettiğimizin resmiydi.
Almanya,milli takımımızı
66-57 yenerek bizi turnuva
dışında bıraktı.
Peki neden böyle olmuştu? Bu
kadar geniş kadrolu ve
şampiyonluk potansiyeline
sahip bir takım neden ilk
8’e bile giremeden
elenmişti. Ayrıca
millilerimiz son 3 senedir
neden kapasitesinin oldukça
altında oynuyordu. Bu
sorulara cevap verecek
olursak şunlar söylenebilir.
Milli takımımızın,
Hidayet’inde söylediği gibi
Rehavete çok yatkın bir
yapısı var. Ayrıca çok çabuk
pes ediyoruz. Dikkat
ettiyseniz turnuva boyunca
yaptığımız maçlarda iyi
oyunumuz sadece iki çeyrek
sürüyordu. Sonra ise bir
balon gibi sönüyordu. Bu da
bizim elenmemiz için iyi bir
neden oldu. İkinci bir neden
ise, milli takımımızda yer
alan sezon yorgunu
oyuncuların uzun bir kamp
dönemi geçirmesiydi. Bu uzun
kamp döneminde
oyuncularımızın performansı
inişli çıkışlı bir grafik
çizdi. Efes World Cup
2005’te tavan yapan
performansımız, Eurobasket
2005’te adeta dibe vurdu.
Diğer bir neden olarak, Efes
World Cup turnuvasına
katılan diğer takımlar
kendini Eurobasket 2005’e
hazırlarken bizim, bu
turnuvayı kazanmak için
kendimizi adeta hırpalamamız
gösterilebilir. Başka bir
deyişle Efes Cup’ı
kazanmamız, Eurobasket
2005’i kaybetmemiz sonucunu
doğurdu. |