|

|
İNANMAK
BAŞARMANIN YARISIDIR
|
Merhaba sevgili
okurlarımız,
2006
Dünya Basketbol Şampiyonasını 6. olarak tamamladık. Önceleri gruptan
çıkacağı bile meçhul olan bu takımın dünya basketbol yıldızları arasında 6.
olması pek çoğumuzu gururlandırdı. Bu yazıda milli takımımızın ne şartlara
rağmen neler yaptığını inceleyelim.
|
|

|
Dezavantajlarımız
Öncelikle
her şey Hidayet ve Mehmet’in
takıma gelmemesi ile
başladı. Hido ve Memo
sakatlıklarını gerekçe
göstererek 2006 Dünya
Basketbol Şampiyonasına
katılmayacaklarını
açıkladılar. Daha sonra bu
olaylar Hüseyin Beşok ile
Ömer Onan’ın kadroya
alınmaması ile devam etti.
Tüm bu olanlar bir sinir
harbine sebep oldu. En
önemli oyuncularımız
turnuvaya gelmiyordu ve biz
elimizdekilerle yetinmek
zorunda kaldık. Elimizde
birçok yetenekli genç oyucu
vardı ancak ABD, Arjantin,
Litvanya, Yunanistan,
İspanya gibi birçok dünya
devinin olduğu bir turnuvada
dereceye girebilmek için en
az yetenek kadar tecrübede
önemlidir. |
|
Bir diğer dezavantaj ise;
gruplar açıklandığında
rakiplerimizin Brezilya,
Yunanistan, Katar,
Avustralya, Litvanya’nın
olduğu C grubu yani ölüm
grubunda olduğunu gördük.
Grupta ki takımları kısa
kısa inceleyecek olursak;
Brezilya bizim gibi genç
yetenekleri olan ve favori
gösterilen bir takımdı.
Ancak Brezilyanın en önemli
oyuncularından olan, Denver
Nuggets forması giyen
oyuncusu Nene Hilario
geçirdiği sakatlık nedeni
ile turnuvaya
katılmayacaktı.
Yunanistan ise basketbol
tarihi başarılarla dolu olan
ve kanaatimce oyun sistemi
bize ters gelen bir takımdı.
Yunanistan’ın turnuvanın
favorilerinden en azından
gruptan çıkacağı tahmin
ediliyordu. Ve Yunanistan
turnuvaya nerdeyse tam kadro
gelmişti…
Katar beni bu güçlü ve
zorlu takımlar arasında
biraz olsun rahatlatan takım
oldu. Ancak yinede Katarın
bizi Efes cup’ta nasıl
zorladığını düşünemeden
geçemedim. Hatırlayacağınız
gibi final maçında Kaya
Peker’in son saniye basket
ile maç uzatmaya götürmüştük
ve uzatmalarda kazanmıştık.
Avustralya ise bizim gibi
yeni yapılanan kadrosuna
genç takımdan yaptığı
takviyeler ile turnuvaya
katılıyordu. Takımın lideri
olan Andrew Bogut 2005 New
York draftlarında Milwaukee
Bucks tarafından 1. sıradan
seçilmişti. Ersan ise aynı
draftlarda 2. tur 36.
sıradan yine Milwaukee
tarafından seçilmiş bir sene
kadroya alınmayarak NBA’in
alt ligi olarak tabir edilen
NBDL de oynamıştı ve bu sene
Milwaukee tarafından kadroya
alındı. Anlayacağınız
yapılacak maçta iki oyuncu
arasında büyük çekişme
yaşanacaktı.
Fikstürleri ilk gördüğümde
gözüme çarpan ve beni en çok
ürküten Litvanya oldu.
Hepinizin de artık çok iyi
bildiği gibi Litvanya’ya
karşı bir türlü üstesinden
gelemediğimiz ön yargı
vardı. Bu ön yargıya son
vermek Litvanya ile
yapacağımız maçlara çok iyi
konsantre olmamız
gerekiyordu ancak bu genç
kadro ile senelerdir
yenemediğimiz Litvanya’yı
nasıl yenecektik?
Hatırlayacağınız gibi daha
önce Avrupa şampiyonalarında
Litvanya ile yaptığımız 6
maçtan 6’sınıda
kaybetmiştik. Gerçi litvanya
bu turnuvada önemli
oyuncularından olan Arvydas
Macijauskas’sız mücadele
edecekti ama Litvanya
Litvanyadır işte…
Turnuva içinde yaşadığımız
bir başka sorun ise
sakatlıklardı. Özellikle
gruptan çıktıktan sonra bu
sıkıntıyı çok çektik… Pota
altında en etkili
oyuncularımızdan olan Ermal
Kurtoğlu’nun parmağı çıktı.
Daha sonra genç yaşında
milli takımımızın en önemli
skor tehdidi olan genç
oyuncu Ersan İlyasova ve
tecrübeli oyuncusu İbrahim
Kutluay sakat, sakat oynadı.
Hatta İbo Slovenya yer
aldığı Slovenya maçından
sonra soyunma odasına
sekerek gitti. Bu da
başarıya nasıl
odaklandığımızı bizlere ve
tüm dünyaya bir kere daha
gösterdi. Milli
takımımızdaki diğer
oyuncularda da bazı
sakatlıklar baş göstermişti.
Kerem Gönlüm’ün bel,
Ender'in ayak bileği,
Kaya'nın ve Serkan'ın diz,
Hakan'ın uyluk ve Cenk'in
parmak kemiği sakatlanmış,
Fatih'in ise dudağı
açılmıştı. Yani nerdeyse
sakat olmayan kimse yoktu. |
|

|
Medya onlara inanmadı ancak
onlar başarıya inandı
Tüm bu saydığımız
olumsuzlukları milli
takımımızın genç
yeteneklerini motive etmiş
olmalı ki bu saydığımız tüm
dezavantajlar turnuva
içerisinde milli takımımızı
hiç mi hiç etkilemedi.
Grubumuzda yaptığımız 5
maçın 4’ünü kazanarak
gruptan çıktık. Milli
takımımız Katar, Brezilya ve
Avustralya geçmesini bildi.
Beni grup maçlarında en çok
heyecanlandıran ise şuydu;
şu ana kadar hiç
yenemediğimiz Litvanya’yı
yenmemiz beni de |
|
her Türk
basketbolsever gibi çok sevindirdi. Seneler sonra Litvanya’yı yenmiştik hem
de bu tecrübesiz diye tabir edilen ve turnuvada hiç bir şey yapamayacağı
iddia edilen kadro ile...
Bu olay Türk
basketbolunun geleceğinin ne kadar parlak olduğunu bir kere daha yansıttı.
Üstelik Litvanya’yı daha sonra bir kez daha yenerek 5. maçı oynama hakkını
kazandık.
Grupta yenildiğimiz tek maçta Yunanistan maçıydı. Yunanistan maçında çok
iyi mücadele ettik ancak maçın sonlarında Yunanistan bize tecrübesi ile
üstünlük sağladı. Komşuya 76-69 yenildik.
Sonuçta gruptan çıkmıştık. Turnuvanın en güçlü gruplarından birinde 5 te 4
yapmak hiçte fena değildi. Üstelik tarihimizde hiç yenemediğimiz Litvanya’yı
devirerek grubumuzdan 2. olarak çıktık. Bu sonuca herkes şaşırmıştı. Turnuva
başlamadan hedefin gruptan çıkmak olduğu söyleniyordu ancak bu genç kadro
başarıya inanmış daha fazlasını istiyordu. Beli ki bu başarıların daha
arkası gelecekti…
Çeyrek finale kalma maçında Slovenya ile karşılaştık. Artık tüm dünya bu
gençlerin ne yapabileceğini merak ediyordu. Milli takımımız Slovenya’ya da
özellikle son dakikalara da ki müthiş oyunu ile 90-84 devirmeyi başardı.
Artık ilk sekize girmiştik ve rakip son dünya 2. si ve son olimpiyat
şampiyonu Arjantin’di. Genç oyuncularımız Arjantin’e sadece bir periyot
dayanabildi. İlk periyot tan sonra gardlarımız düştü. Arjantin’e karşı maçı
83-58
yenildik. Ancak bu milli takımımıza olan inancımızı hiç eksiltmedi. Bu genç
kadronun Emanuel Ginobili’li, Fabrico Oberto’lu, Andres Nocioni’li kadroya
karşı yenilmesine de kimseyi hayal kırıklılığına uğratmazdı sanırım.
Bu yenilgiden sonra 5. olabilmek için mücadele verecektik. 5. lik maçına
kalmak için önce karşımıza yine Litvanya engeli çıktı ancak Litvanyayı 2.
kez de yenmesini bildik. Böylece 5. lik maçına kaldık. 5. lik maçında Fransa
ile karşı karşıya geldik skor üretmekte zorlandığımız bu maçta son anlarda
yaptığımız geri dönüş bile yetmedi ve turnuvayı 6. olarak tamamladık.
Bu sonuçla bu kadronun Hido ve Memo’suz hiç bir işe yaramayacağını iddia
eden yazarlar milli takımın oyuncularının turnuvadan önce samuray
kıyafetleriyle çektirdiği fotoğraftan bile daha komik duruma düştüler.
Ayrıca turnuva boyunca yaptığı savunma ile buralara gelen milli takımımız
artık basketbolda savunmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi.
Artık bayrak bizde…
Artık bayrağı Japonya’dan biz devraldık. 2010 dünya şampiyonası Türkiye’de.
Ancak küçük bir tesis sorunumuz var bunu da federasyon’un en kısa zamanda
çözeceğini umuyorum. Turnuvada verdiğimiz bu mücadele ile 2010 da nasıl
bir favori olacağımızı tüm dünyaya göstermiş olduk. Çünkü 2010 da şu anda
güçlü olarak tabir edilen takımların yıldız oyuncularının nerdeyse hiçbiri
olmayacak. Buna karşın şu an milli takımımızda bulunan genç yetenekler
olgunlaşacak. Seyirci desteğini de arkamıza aldığımız zaman başarı
kaçınılmaz… Artık önümüzde bembeyaz bir sayfa var bakalım bu sayfaya genç
oyuncularımız neler yazacak…
Basketbolla kalmanız
dileğiyle. Hoşçakalın…
|
04.09.2006
Emir KULAÇ
E-mail:
emirkulac@gencbasket.com
Yazı Arşivi
(24.07.2006)
ÜMİTLER "BAŞARILI MI?", "BAŞARISIZ MI?"
(24.06.2006)
TÜRK BASKETBOLU NEREYE GİDİYOR
(13.06.2006)
DALLAS EVİNDEN AVANTAJLI ÇIKTI
(24.01.2006)
BEYAZLARIN ZENCİ PARANOYASI
(25.09.2005)
EYLÜL'ÜN YARISI YAZ, YARISI
KIŞ
(19.08.2005)
TARAFTAR
GÖZÜ İLE ...
|
|
|
|
|