Genc Basket

Genç Basket.com
TBL TBBL TB2L Milli Takım NBA EUROLEAGUE ULEB EUROPE LEAGUE Avrupa Ligleri EURO 2005 TURKEY 2010 Site Haritası
Ana Sayfa Foto Albumu Biyografi Sonuçlar İstatistik Basketbol TV Forum Açılış Sayfam Yap Sık Kullanılanlara ekle Bize Ulaşın


 

 

İNANMAK BAŞARMANIN YARISIDIR

   Merhaba sevgili okurlarımız,

   2006 Dünya Basketbol Şampiyonasını 6. olarak tamamladık. Önceleri gruptan çıkacağı bile meçhul olan bu takımın dünya basketbol yıldızları arasında 6. olması pek çoğumuzu gururlandırdı. Bu yazıda milli takımımızın ne şartlara rağmen neler yaptığını inceleyelim.

Dezavantajlarımız

 
Öncelikle her şey Hidayet ve Mehmet’in takıma gelmemesi ile başladı. Hido ve Memo sakatlıklarını gerekçe göstererek 2006 Dünya Basketbol Şampiyonasına katılmayacaklarını açıkladılar. Daha sonra bu olaylar Hüseyin Beşok ile Ömer Onan’ın kadroya alınmaması ile devam etti. Tüm bu olanlar bir sinir harbine sebep oldu. En önemli oyuncularımız turnuvaya gelmiyordu ve biz elimizdekilerle yetinmek zorunda kaldık. Elimizde birçok yetenekli genç oyucu vardı ancak ABD, Arjantin, Litvanya, Yunanistan, İspanya gibi birçok dünya devinin olduğu bir turnuvada dereceye girebilmek için en az yetenek kadar tecrübede önemlidir.

Bir diğer dezavantaj ise; gruplar açıklandığında rakiplerimizin Brezilya, Yunanistan, Katar, Avustralya, Litvanya’nın olduğu C grubu yani ölüm grubunda olduğunu gördük.

Grupta ki takımları kısa kısa inceleyecek olursak; Brezilya bizim gibi genç yetenekleri olan ve favori gösterilen bir takımdı. Ancak Brezilyanın en önemli oyuncularından olan, Denver Nuggets forması giyen oyuncusu Nene Hilario geçirdiği sakatlık nedeni ile turnuvaya katılmayacaktı.

Yunanistan ise basketbol tarihi başarılarla dolu olan ve kanaatimce oyun sistemi bize ters gelen bir takımdı. Yunanistan’ın turnuvanın favorilerinden en azından gruptan çıkacağı tahmin ediliyordu. Ve Yunanistan turnuvaya nerdeyse tam kadro gelmişti…

 Katar beni bu güçlü ve zorlu takımlar arasında biraz olsun rahatlatan takım oldu. Ancak yinede Katarın bizi Efes cup’ta nasıl zorladığını düşünemeden geçemedim. Hatırlayacağınız gibi final maçında Kaya Peker’in son saniye basket ile maç uzatmaya götürmüştük ve uzatmalarda kazanmıştık.

 Avustralya ise bizim gibi yeni yapılanan kadrosuna genç takımdan yaptığı takviyeler ile turnuvaya katılıyordu. Takımın lideri olan Andrew Bogut 2005 New York draftlarında Milwaukee Bucks tarafından 1. sıradan seçilmişti. Ersan ise aynı draftlarda 2. tur 36. sıradan yine Milwaukee tarafından seçilmiş bir sene kadroya alınmayarak NBA’in alt ligi olarak tabir edilen NBDL de oynamıştı ve bu sene Milwaukee tarafından kadroya alındı. Anlayacağınız yapılacak maçta iki oyuncu arasında büyük çekişme yaşanacaktı.

 Fikstürleri ilk gördüğümde gözüme çarpan ve beni en çok ürküten Litvanya oldu. Hepinizin de artık çok iyi bildiği gibi Litvanya’ya karşı bir türlü üstesinden gelemediğimiz ön yargı vardı. Bu ön yargıya son vermek Litvanya ile yapacağımız maçlara çok iyi konsantre olmamız gerekiyordu ancak bu genç kadro ile senelerdir yenemediğimiz Litvanya’yı nasıl yenecektik?   Hatırlayacağınız gibi daha önce Avrupa şampiyonalarında Litvanya ile yaptığımız 6 maçtan 6’sınıda kaybetmiştik. Gerçi litvanya bu turnuvada önemli oyuncularından olan Arvydas Macijauskas’sız mücadele edecekti ama Litvanya Litvanyadır işte…

Turnuva içinde yaşadığımız bir başka sorun ise sakatlıklardı. Özellikle gruptan çıktıktan sonra bu sıkıntıyı çok çektik… Pota altında en etkili oyuncularımızdan olan Ermal Kurtoğlu’nun parmağı çıktı. Daha sonra genç yaşında milli takımımızın en önemli skor tehdidi olan genç oyuncu Ersan İlyasova ve tecrübeli oyuncusu İbrahim Kutluay sakat, sakat oynadı. Hatta İbo Slovenya yer aldığı Slovenya maçından sonra soyunma odasına sekerek gitti. Bu da başarıya nasıl odaklandığımızı bizlere ve tüm dünyaya bir kere daha gösterdi. Milli takımımızdaki diğer oyuncularda da bazı sakatlıklar baş göstermişti. Kerem Gönlüm’ün bel, Ender'in ayak bileği, Kaya'nın ve Serkan'ın diz, Hakan'ın uyluk ve Cenk'in parmak kemiği sakatlanmış, Fatih'in ise dudağı açılmıştı. Yani nerdeyse sakat olmayan kimse yoktu.

Medya onlara inanmadı ancak onlar başarıya inandı

Tüm bu saydığımız olumsuzlukları milli takımımızın genç yeteneklerini motive etmiş olmalı ki bu saydığımız tüm dezavantajlar turnuva içerisinde milli takımımızı hiç mi hiç etkilemedi. Grubumuzda yaptığımız 5 maçın 4’ünü kazanarak gruptan çıktık. Milli takımımız Katar, Brezilya ve Avustralya geçmesini bildi. Beni grup maçlarında en çok heyecanlandıran ise şuydu; şu ana kadar hiç yenemediğimiz Litvanya’yı yenmemiz beni de

her Türk basketbolsever gibi çok sevindirdi. Seneler sonra Litvanya’yı yenmiştik hem de bu tecrübesiz diye tabir edilen ve turnuvada hiç bir şey yapamayacağı iddia edilen kadro ile...

Bu olay Türk basketbolunun geleceğinin ne kadar parlak olduğunu bir kere daha yansıttı. Üstelik Litvanya’yı daha sonra bir kez daha yenerek 5. maçı oynama hakkını kazandık.

 Grupta yenildiğimiz tek maçta Yunanistan maçıydı. Yunanistan maçında çok iyi mücadele ettik ancak maçın sonlarında Yunanistan bize tecrübesi ile üstünlük sağladı. Komşuya 76-69 yenildik.

 Sonuçta gruptan çıkmıştık. Turnuvanın en güçlü gruplarından birinde 5 te 4 yapmak hiçte fena değildi. Üstelik tarihimizde hiç yenemediğimiz Litvanya’yı devirerek grubumuzdan 2. olarak çıktık. Bu sonuca herkes şaşırmıştı. Turnuva başlamadan hedefin gruptan çıkmak olduğu söyleniyordu ancak bu genç kadro başarıya inanmış daha fazlasını istiyordu.  Beli ki bu başarıların daha arkası gelecekti…

 Çeyrek finale kalma maçında Slovenya ile karşılaştık. Artık tüm dünya bu gençlerin ne yapabileceğini merak ediyordu. Milli takımımız Slovenya’ya da özellikle son dakikalara da ki müthiş oyunu ile 90-84 devirmeyi başardı.

 Artık ilk sekize girmiştik ve rakip son dünya 2. si ve son olimpiyat şampiyonu Arjantin’di. Genç oyuncularımız Arjantin’e sadece bir periyot dayanabildi. İlk periyot tan sonra gardlarımız düştü. Arjantin’e karşı maçı
83-58 yenildik. Ancak bu milli takımımıza olan inancımızı hiç eksiltmedi. Bu genç kadronun Emanuel Ginobili’li, Fabrico Oberto’lu, Andres Nocioni’li kadroya karşı yenilmesine de kimseyi hayal kırıklılığına uğratmazdı sanırım.

 Bu yenilgiden sonra 5. olabilmek için mücadele verecektik. 5. lik maçına kalmak için önce karşımıza yine Litvanya engeli çıktı ancak Litvanyayı 2. kez de yenmesini bildik. Böylece 5. lik maçına kaldık. 5. lik maçında Fransa ile karşı karşıya geldik skor üretmekte zorlandığımız bu maçta son anlarda yaptığımız geri dönüş bile yetmedi ve turnuvayı 6. olarak tamamladık.

 Bu sonuçla bu kadronun Hido ve Memo’suz hiç bir işe yaramayacağını iddia eden yazarlar milli takımın oyuncularının turnuvadan önce samuray kıyafetleriyle çektirdiği fotoğraftan bile daha komik duruma düştüler. Ayrıca turnuva boyunca yaptığı savunma ile buralara gelen milli takımımız artık basketbolda savunmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi.

Artık bayrak bizde…

 Artık bayrağı Japonya’dan biz devraldık. 2010 dünya şampiyonası Türkiye’de. Ancak küçük bir tesis sorunumuz var bunu da federasyon’un en kısa zamanda çözeceğini umuyorum.    Turnuvada verdiğimiz bu mücadele ile 2010 da nasıl bir favori olacağımızı tüm dünyaya göstermiş olduk. Çünkü 2010 da şu anda güçlü olarak tabir edilen takımların yıldız oyuncularının nerdeyse hiçbiri olmayacak. Buna karşın şu an milli takımımızda bulunan genç yetenekler olgunlaşacak. Seyirci desteğini de arkamıza aldığımız zaman başarı kaçınılmaz… Artık önümüzde bembeyaz bir sayfa var bakalım bu sayfaya genç oyuncularımız neler yazacak…
 

Basketbolla kalmanız dileğiyle. Hoşçakalın…

04.09.2006

Emir KULAÇ

E-mail: emirkulac@gencbasket.com

 


Yazı Arşivi

(24.07.2006)   ÜMİTLER "BAŞARILI MI?", "BAŞARISIZ MI?"

(24.06.2006)   TÜRK BASKETBOLU NEREYE GİDİYOR

(13.06.2006)   DALLAS EVİNDEN AVANTAJLI ÇIKTI

(24.01.2006)   BEYAZLARIN ZENCİ PARANOYASI

(25.09.2005)   EYLÜL'ÜN  YARISI YAZ, YARISI KIŞ

(19.08.2005)   TARAFTAR GÖZÜ İLE ...

 

 

 

 

 

 

 
Copyright © 2005 KULAÇ / Sports.
 

Bu site içerisindeki video, resim, yazı vb. her türlü içerik ancak Genç Basket.com kaynak gösterilmek suretiyle kopyalanabilir.