|
*Bu
Ayın
Konusu
|
Avrupalı
Basketbolcuların Nba Macerası
|
Basketbol her ne kadar beyazlar tarafından bulunduysa da Afro-Amerikanlar
üstün fiziksel yetenekleri sayesinde bir süre sonra çoğu sporda olduğu gibi- bu
oyuna da damgasını vurdu.
|
|

|
Öyle ki basketbolun beyazlara göre olmadığı çünkü beyazların sıçra
yamadığı şeklinde düşün celer gittikçe yaygınlaş maya başlamıştı. Aslına
bakarsanız; George Mikan, Jerry West, Pete Mavarich, Rick Barry, Bill
Walton, Larry Bird, Kevin McHale vb. isimler beyazların basketbolu ne kadar
iyi oynayabileceğini gösterdiyse de siyahların hegemonyasını yıkmak kolay
değildi. Hele Larry Bird ve Kevin McHale’li Boston, kadrosunda çok sayıda
beyaz oyuncu bulundurduğu için şampiyon luğa doğru hakem desteği ile
itildiği şeklinde iddialara sıkça maruz kalmaktaydı.
O günlere bir kez daha dönüp baktığımızda bırakın Avrupalı oyuncuları beyaz
oyuncular bile NBA’de oynamak için
oldukça |
|
büyük zorlukları aşmak
zorundaydılar. 80’li
yılların sonu 90’ların
başında NBA takımları NCAA
dışında kendilerine yeni bir
oyuncu kaynağı arayışına
girerek gözlerini Avrupa’ya
ve oradaki büyük yıldızlara
çevirdi. 1986 draftında
Drazan Petrovic, Alexander
Volkov, 1987 draftında
Sarunas Marculionis, ve
1989’da lige dahil olan
Zarko Paspalj gibi Rus ve
Yugoslav ekolünün başarılı
temsilcileri kendilerine
NBA’de yer buldu. Onların
açtığı kapıdan, Vlade Divac,
Dino Radja, Toni Kukoc,
Sergei Bazarevich, Predrag
Danilovic, Zan Tabak,
Arvydas Sabonis gibi
Avrupa’da büyük başarılara
ulaşmış oyuncular da daha
sonra NBA’e adım attıkları
halde yukarıda saydığımız
isimlerden sadece Petrovic,
Marculionis, Divac, Sabonis
ve Kukoc az çok kendilerini
kabul ettirebildi. Rahmetli
Petrovic belki de kendisini
daha da lirik bir efsane
haline getiren o acı trafik
kazasıyla sadece 29 yaşında
hayata gözlerini yummasaydı
NBA’deki ilk Avrupalı süper
yıldız mertebesine ulaşması
işten bile değildi. Tabii bu
arada rahmetlinin ilk iki
senesi, Kevin Duckworth
gibilere maksimum ilgiyi
gösterip Petrovic’i kenarda
unutan o zaman Portand’ın
bugün de Sacramento’nun
sevgili coach’u Rick
Adelman’ın “garanticiliğine”
kurban olmasaydı biz
Petrovic’in o enfes
basketbolunun keyfini
Nets’teki günlerinden çok
daha önce çıkartmaya
başlayacaktık. Tabii ki
Petrovic, Drexler gibi bir
süper starı takımdan
kesemezdi ama Adelman,
Petrovic’in hücumdaki yüksek
şut yüzdesi ve mükemmel top
hakimiyetini farklı
rotasyonlar deneyerek çok
daha verimli bir şekilde
kullanabilirdi. Böylelikle
Drazen Petrovic’i de
andıktan sonra dilerseniz
konumuza geri dönelim. NBA’e
gelen Avrupalıların en çok
eleştirildikleri nokta az
savunma yapmaları, çok
yumuşak olmaları ve her
şeyden önce skoru
düşünmeleriydi. Örneğin
hatırlayacaksınız Chicago-Utah
final serilerinde Phil
Jackson neredeyse eline
geçen her fırsatta Karl
Malone karşısında hücumda
Toni Kukoc’u sahaya sürerken
iş savunmaya geldiğinde
Kukoc yerini hemen sevgili
“savunmacımız” Dennis
Rodman’a bırakıyordu.
Majesteleri Michael Jordan
da Kukoc’u her fırsatta
savunma yapmadığı için
eleştiriyor, maç içinde onu
ateşlemek için kızdırmaya
çalışıyordu. Hatta Kukoc’un
daha çok et ve acılı
yiyecekler yiyerek agresif
bir ruh haline
bürünebileceğini iddia
ederek beslenmesini bile
eleştiriyordu!. |
|

|
Avrupalıların ilk NBA çı-
kartması beklenen başarıyı
gösteremezken 90 yılların
sonunda 2000’lerin başında
ikinci dalga da taarruz’a
geçti. Peja Stojakovic, Dirk
Nowitzki, Zelijko Rebreca,
Zydrunas Ilgauskas, Jiri
Welsch, Gordon Giricek, Tony
Parker, Nikoloz Tskitisvilli,
Bostjan Nachbar, Jake
Tsakadilis, Vitally Potapen-
ko,
Radoslav Nesteroviç |
|
Marko Milic, Frederic Weis, Tarıq-Abdul Wahad, Stanislav Medvedenko,Tony
Parker, Mirsad Türkcan, Hidayet Türkoğlu, Mehmet Okur, Pau Gasol, Marko
Jaric, Andrei Kirilenko gibi oyuncular kendilerini kanıtlamak için NBA’deki
parkeleri aşındırdı.
Peja
ve Nowitzki şu anda All-Star seviyesine gelerek süper starlık mertebesine
ulaşmış oyuncular. Ilgauskas’ın All-Star deneyimi 5 dakikada Beşiktaş olarak
özetlenebilirse de Ilgauskas da giderek kendini geliştirmekte. Tony Parker,
Pau Gasol, Andrei Kirilenko ve Gordon Giricek ise çok büyük bir ihtimalle
yakında Peja ve Dirk’ün yanında kendilerine yer bulacak. Bunlar sadece
NBA’deki Avrupalı oyuncuların bir kısmı. Eğer tüm uluslararası oyuncuları
göz önüne alırsak bu hızla NBA, oyuncuların milletleri itibari ile
BM’lerdeki ülke sayısını yakın bir zamanda yakalayacak. Eskiden özellikle
oyun tarzı ve fiziksel güç açısından Avrupa ile NBA arasında büyük bir
uçurumun varolduğu bir gerçekti. Ama Indianapolis’teki son dünya şampiyonası
gösterdi ki Avrupa ve NBA arasındaki fark gittikçe azalmakta. Hele Dirk
Nowitzki MVP ödülünü kucakladığı zaman Larry Bird’ün emekli olurken yaptığı
konuşmayı hatırladım: “Bir gün mutlaka yeni bir Larry Bird, NBA’e
gelecektir!!..”
info@gencbasket.com |
|
Geri
dön |
|
|
|